Gözlerimi açtığımda etrafım çok fazla karanlıktı.
Yavaşca zonklayan başımı tutarak kalktım.
Başımın arkasını avuştururken elime nemli ama çok az bir ıslaklaklık geldi.
Of sanırım düşerken başımı çarpmıştım.
Sanırım çok kanamamıştı.
Ayağa sendeleyerek kalkıp etrafıma baktım.
Hiçbir yeri tam olarak göremiyordum Ay'ın ışığıyla bir iki adım atıp ağaçın önüne geldim .
Bir anda başım ağrı girince ağaça tutundum .
Yüzümü ekşitip gözümü açtık tutmaya çalıştım.
Sonra aklıma telefonum geldi.
Hayır. Olamaz telefonum nerde orda dünyanın
notunu, araştırmasını yapmıştım olamaz.
Sanırım koşarken düşürdüm.Korka korka kaçtığım tarafa bakıp sıkıntılı bir nefes verip geri gitmeye başladım .
Koşarken ayağımı burktuğum için arada sendeliyordum da .
Baya bir gittim hatta az da olsa derenin sesi geliyordu .
Sonra yerlere bakmaya başladım. -bu karanlıkta ne kadar iyi bir arama yapıcaksam artık -Ama bulamadım.
Bir süre daha aradıktan sonra o sırada küçük bir hırıltı sesi geldi.
Selman Dede geceleri ormanda yabani domuzlar dolaşıyordu demişti.
Biraz bekledim belki yanlış duymuşumdur. Ama aynı ses yine geldi. Ama bu sefer ses daha yakından geldi.
O sırada diğer tarafımdan biraz uzakta ellerinde el feneriyle dolaşan kişiler gördüm .
Bir az dikkatlice bakıtım ve aralarında hepsinden daha iri yapılı Koca bir adam gördüm.
O adam küçük nerdesin? diye bağrınca onun Mervan Ağa olduğunu anladım.
"Mervan " diye bağırdım .
Tam koşucakken arkamdan bir hırıltı sesi daha geldi.
Oraya dönüp baktığımda gördüğüm koca yabani domuzuyla nutkum tutuldu.
Küçük bir çığlık atıp Mervan Ağa'nın olduğu
tarafa doğru var güçümle bağırarak koştum.
Mervan Ağa'da bana doğru seri adımlar attı.
Sonra adımlarını hiç azaltmadan belinden silahını çıkardı.
Ama neden bilmiyorum hiç korkmadan ona doğru koşmaya devam ettim.
Ona ulaşmam ve kuçağına çıkıp her iki bacağımla onu kavramam bir oldu.
Koğala gibi sıkıca sarılıp kafamı boynunun girintisine yerleştirdim. Bir eliyle kalçamdan destek alarak düşmemem için kendine sıkıca bastırdı.
Ve hiç vakit kaybetmeden arkamdaki yaban domuzunu vurdu.
Silah sesinden dolayı ağlamalarımın arasından titreyip bir çığlık daha koptu ağzımdan.
Mervan Ağa diğer elindeki silahını beline yerleştirip elini belime koydu. Başını saçlarımın arasına sokup derin derin nefes aldı sanki nefessiz kalmış gibi.
Mervan Ağa adamına uzaktan kendini hiç bozmadan benden kısa süre ayrılıp
"Herkesi topla ve gidin" adam hemen ordan uzaklaştı.
Resmen koskoca ağa'nın kucağın da bebek gibi ağlıyor ona sıkıca sarılıyordum
Sırtımı sıvazlıyordu.Dakika da bir Kulağıma eğilip
"Şşş sorun yok.Korkma küçüğüm ben burdayım.Sana bişey olmasına izin vermiyecem"diyinece aralarda ağzımdan memnun bir kaç mırıltı çıkıyordu.
O muhteşem erkeksi kokan boyun girintisinde sonsuza kadar kalabilirdim.
Ona öyle bir sarılmıştım ki bu kadar güçlü olduğuma ben bile şaşırıdım.
Yorulmadan benim ağlamamın ve hıçkırıklarımın dinmesini Bekledi
Ama kuçağından inecek gibi değildim.
Sonra biraz geri gidip yüzüne baktım .
Ay'ın ışığı yüzüne vurunca sert yüz hatları belirgin hale geldi.
Benim kessin yüzüm gözüm şişmişti ağlamaktan.
Bana bakıp belimde ki elini belimden çekip yüzümde ki saçlarımı kulağımın arkasına çekti.
Gözlerime canı yanıyormuş gibi baktı.
Bir süre sonra ormandan küçük çok az bir uluma sesi gelince
"Annecim!"deyip Mervan Ağa'nın boynuna yine sokuldum .
Mervan Ağa korktuğumu görünce daha bir kendine bastırdı.
"Tamam ... Tamam...Şşş "dedi.O sert adamın bu kadar yumuşak konuşması beni o halde arada bir tahrik ediyordu.
Bir kaç dakika sonra Mervan Ağa kıpırdanıp
"Güzelim...Kucağımdan inmiyecek misin?"
Anında başımı boyun girintisinde hızlıca sallayıp ağlamaklı bir sesle
" Asla in-inmiyicem."diyince beklemeden harekete geçip arabaya doğru yol aldı.
Aklıma telefonum gelince boyun girintisinden bir anda çıkıp yüzüne baktım.
"Te-telefonumu almalıyım. Onun içinde yaptığım araştırmalarım var. "
"Yarın gelir senin için ararım " başımı sağa sola sallayıp
"Ama..."
"Sakın... Küçük xanım.Söz dinle biraz"
diyince dudağımı ısırıp başımı önüme eğdim.
Bana baktı bir nefes verdi.
"Peki... Nerde düşürdün telefonunu?"
Başımı arkaya doğru işaret ederek
"şu tarafta diye düşünüyorum"
Kaşlarını çatıp o tarafa baktı ve başını tamm anlamında aşağı yukarı salladı.
O tarafa gitmeye başladık.
Çalıların arasından bir ses geldi korkup tırnaklarımı ensesine geçirdim.
Ben öyle yapınca iyi olduğumdan emin olmak için bana baktı ve yine yoluna devam etti.
Sesler çoğalınca ben daha fazla dayanamayıp
hızlı hızlı
"Tamam... boşver sonra alırız.Ne olur gidelim burdan " bana bakıp monoton bir sesle
"Korkma bişey olmayacak " diyip yoluna devam edecekken
"Hayır ya"ağlamaklı bir sesle "İstemiyorum diyorum lü-lütfen gidelim burdan."
Bir nefes verip
" Tamm seni arabaya bıraksam olur mu ?"
"Olmaz.İstemiyorum." kaşlarımı çatıp kucağında tepinerek
"Sanane be adam . İstemiyorum diyorum ya...İşten atılacak olan benim."
O da kaşlarını çatıp baldırlarımı sıktı.Ve sıkıntılı bir nefesle dişlerinin arasından
"Kucağımda tepinip durma..."diyince içinde bulunduğumuz durum aklıma gelince neden böyle zorlandığını anladım.
Anladığımı anlamaması için sinirli bir şekilde
"O-o zaman indir beni "dedim ama hiç inmekte istemiyordum.
Gözlerini kapattı ve başını arkaya doğru atınca adem elması kıpırdadı.Ve kısık bir sesle
"La havle vela" dedi ve boynunu eğip gözlerimin içine bakıp
"Düştüğün durumda bile beni hâlâ sinirlendiriyorsan Nehirr
ya delisindir ya da
ormanda kaldığın süre seni yüreklendirmiştir.
Şimdi bana bak küçük xanım beni sakın sinirlendirme yoksa seni şu ağacın altına bırak giderim"
dediği an ve benim boynuna sıkıca sarılmam bir oldu.
Öyle bir sıkı sarıldım ki hala nefes alıp vermesine hayret kaldım
Sesli ve sıkıntılı bir nefes verip
"Eve gidicez tamm mı?"başımı salladım
Arabanın yolunu tuttuk arabaya ulaşınca bir uyku bastı beni hayal meyal sırtımı sıvazladığını ve kulağıma eğilip kürtçe
"Te mîn rujge pe evinoğwê kujî rıhemın."
deyince uyku ve uyanıklık arasında biraz şaşırdım.
Çünkü bana "Sen beni bir gün aşkınla öldüreceksin ruhum "dedi.
Ama o kadar çok uykum vardı ki hiç üstünde durmadım.
Gözlerimi bir ara açtım ve konağın bahçesine girdiğimizi fark ettim.Her yer kap karanlıktı.
Belli ki herkes uyumuştu.
Hiçkimsenin beni beklemeyip uyumalarına bozulmadım. Çünkü Mervan Ağa arabada bir ara Asumanla konuşuyordu .Beni bulduğunu ve bizi beklememelerini herkesin gidip uyumasını söyledi. Asuman istemeye istemeye kabul etmek zorunda kaldı.
Herkes de bu Mervan Ağa'dan pekte korkuyor.
Kendi kız kardeşi bile ona karşı çıkamıyor.
Sözü herkesin yanında sorgusuz sualsiz geçiyor. Yani ben bile şaşırdım kürdüm ama bu devirde bu kadar sözü geçen birini ilk defa görüp ,tanık oluyordum.
Mervan Ağa beni odama götürdü.
Ve beni yatağa bırakıp odadan seri adımlarla çıktı.
Bir kaç dakika sonra odaya girerken tekrar gözlerim kapanmaya başladı.
_
_
_
_
_
_