“Umarım bu huzur sadece onunla sürer” O cümle, sabahın sessizliğinde zihnimde yankılandı. Gözlerimi açtığımda, yanımda hâlâ uyuyan bir adam vardı. Aras… Yüzünde alışkın olmadığım bir dinginlik vardı. Sanki gece boyunca tüm savaşlarını bırakmış, sadece nefes almayı seçmişti. Elimi uzattım, saçlarının birkaç telini parmaklarımın arasına aldım. Hafifçe kıpırdandı, gözlerini açtı. “Günaydın,” dedi. “Günaydın,” diye fısıldadım. O an ne zaman biteceğini bilmediğim bir düşteymişim gibi hissettim. Ama içimde bir yer, bunun sonsuza kadar süremeyeceğini fısıldıyordu. Çünkü biz ne normal bir çift, ne de sıradan bir hikâyeydik. Aras yataktan kalktı, banyoya girdi. Su sesi geldiğinde, o boşluğun soğuğu bana ulaştı. Hemen düşünmeye başladım: Paris’ten dönünce ne olacaktı? Ofiste yine o sert bakışla

