Umarım bu huzur sadece onunla sürer…” O cümle sabahın sessizliğinde zihnimde yankılandı. Gözlerimi açtığımda, yanımda hâlâ uyuyan bir adam vardı. Aras… Yüzünde alışkın olmadığım bir dinginlik vardı. Sanki gece boyunca bütün savaşlarını bırakmış, sadece nefes almayı seçmişti. Elimi uzattım, saçlarının birkaç telini parmaklarımın arasına aldım. Hafifçe kıpırdandı, gözlerini açtı. “Günaydın,” dedi kısık bir sesle. “Günaydın,” diye fısıldadım, dudaklarımda belirsiz bir tebessümle. O an, zaman dursa ve bu an ömür boyu sürse isterdim. Ama hayatın, böylesine saf ve huzurlu anları hep kısa sürdüğünü biliyordum. İçimde bir ses, “Hazırlan Elif, gerçekler kapıda,” diyordu. Çünkü biz ne sıradan bir çift, ne de masum bir hikâyeydik. Bizim hikâyemizde duvarlar, sırlar ve geri dönülmez yollar vardı.

