Paris dönüşü İstanbul’a inmek, sanki bir rüyadan uyanmak gibiydi. O üç gün… Belki de hayatımın en güzel üç günüydü. Aras’ın yanımdayken hissettirdiği güven, sarıldığı anda içime dolan sıcaklık, dudaklarının tenimde bıraktığı iz… Hepsi hâlâ üzerimdeydi. Ama gerçek dünyaya döndüğüm anda, tüm o masal tozları üzerimden silinip yere düşmüş gibiydi. Sabah, şirketin giriş kapısından içeri adım attığımda kalbim hızlı hızlı atıyordu. Onu tekrar görecektim. Ama bu kez başka bir yerdeydik. Burası Aras’ın duvarlarını kalınlaştırdığı, yüzüne soğuk bir maske taktığı, duygularını geri plana ittiği yerdi. Ve bunu çok iyi biliyordum. Asansör kapısı açıldığında kalbim bir anlığına yerinden çıkacak gibi oldu. İçerideydi. Kravatı muntazam bağlanmış, siyah gömleği üzerine tam oturmuştu. Yüzü ifadesizdi. Göz

