Avlanmak için kaldıkları o köy evine götürdü beni. "Kapat telefonunu kimse aramasın," dedi. Yine de Suzan'a bir mesaj attım beni merak etmemesi için. Oraya sonbahar erken gelmiş, çoktan kışa dönmüştü havalar. Ağaçlar kel, çayır çimen solgun birer toprağa çalmıştı. Sobayı yakmadan da oturulabilirdi belki ama yine de içeri girdikten beş dakika içinde odun taşıdı Affan. Doldurdu sobayı tıka basa, bir çırayla tutuşturup kapağını kapattı. "Açsan yiyecek bir şeyler hazırlayayım mı hemen?" diye sordu. Aslında en son önceki gün öğlen kuaförden çıkınca bir şeyler yememe ve gün akşama dönmesine rağmen ben acıkmamıştım. Yine de "Olur," dedim. Oturdum sobanın yanındaki tekli koltuğa, ışıklar açık olmadığı için güneşin yavaş yavaş terk ettiği günü düşündüm. Ata'yı, Affan'ı ve kendimi... Bu girdaptan

