bc

KIRIK KANATLAR, UÇAN RUHLAR

book_age18+
1.1K
TAKİP ET
9.9K
OKU
billionaire
family
fated
confident
drama
bxg
campus
civilian
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Dünya kanadı kırık kuşlar için hiç adil bir yer değildi. Her şeye rağmen mücadelesini bırakmayanlar için hep zalimdi.

Selma KARTAL, yirmi bir yaşında genç bir kızdı kardeşinin ve tüm hayatın sorumluluğunu aldığında.

Kaderin de onun için planları vardı.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1. Bölüm "Acı Başlangıçlar"
Ben Selma KARTAL, henüz yirmi bir yaşımda ağır yükler binmişti omuzlarıma , Karadeniz'in hırçın dalgalarının kıyıya vurduğu bir şehirde, üniversitede Gastronomi bölümü okuyordum. Bir gün derse gireceğim sırada kardeşim Selim yabancı bir numaradan aramıştı beni, annem ve babam İstanbul'da dikiş nakış işiyle uğraşıyor , İnsanlara düğünlerinde giyinecekleri gelinlikten tut da takacakları çantaya kadar tasarlayıp dikiyorlardı. Kardeşim beni aradığında anne ve babamın sipariş götürürken kaza geçirdiklerinden bahsetmişti, hemen apar topar kendimi İstanbul'a atmıştım ikisininde durumu ağırdı ben hastaneye gelince, zaten çok geçmeden acı haberleri ile yıkılmıştık. Kardeşim Selim bana ,annem ve babamın zengin bir aileden sipariş aldıklarını bir hafta boyunca yoğun sipariş yetiştirmek için çalıştıklarını söylemişti. Nihayet elbise dikimleri bitince birlikte siparişi teslim etmek üzere gittiklerini ve dönüş yolunda o vahim kazayı yaşadıklarını anlatmıştı. Defin işlemlerinden sonra kiracısı olduğumuz evimize geldiğimizde anne ve babamızın yokluğu ağır bastırmıştı. Kardeşim için güçlü durmak istiyordum ama ne kadar başarılı olabildiğim muammaydı. Üç gün taziyemiz sürmüştü. Son gün herkes dağıldıktan sonra ev sahibi yanıma gelip , "Kızım tekrardan başın sağolsun! acın var hele biraz geçsin de sindir diye üç gün ses etmedim ama annen ve baban son iki aydır kiramı ödememişlerdi. En son iyi bir sipariş aldıklarını ve karşılığını aldığında iki ayın kirasını da ödeyeceklerini söylemişlerdi. Artık annen ve baban yok sen varsın kızım, biliyorum yükün arttı ama benimde tek gelirim bu evden sağladığım kira." dediğinde gözlerim dolmuştu bu kadardı işte herkes normal devam ediyor parasının derdine düşebiliyordu bir tek biz dağılıyorduk. " Hacer abla, biraz müsade et acımız taze bir şekilde bulup vereceğim sana kiranı." demiştim dişlerimin arasında. ağlamamak için zor tutuyordum kendimi. " kızım kusura bakma daha fazla süre falan veremem artık, ben de çocuk okutuyorum üç gün içinde benim kiramı verdin , verdin , veremez isen evimi boşalt derhal." deyip kapıyı çarpıp çıkmıştı ben nereden bulacaktım kira ücretini gurbette üniversite okuyan bir öğrenciydim sadece. *** Zaman benim için akmak ve durmak arasında kalmıştı. Maddi zorluklar sebebi ile okulumu, o çok sevdiğim bölümümü yarıda bırakmış ve dondurmuştum. Ev sahibimiz Hacer abla üç gün vermişti iki aylık kira borcumuz için, ben kira borcumuzu ödeyip, daha da kira ödeyemeyeceğim için kardeşimi de alıp gitmeyi planlıyordum. Annem ve Babam, kira , fatura gibi durumlarda hep hassas olup vaktinde yatırmaya dikkat ederlerdi, tabi ben işin hakikatini yeni öğrenmiştim canım annem ve babam sırf ben gurbette okul okuyorum diye kira zamanları gelince kazandıkları paranın bir miktarını benim okulum için diğerini de Selim'in okulu için harcamış ve ev sahibini bir şekilde oyalamışlar ben gurbet elde zor durumda kalmayayım diye. Selim ile birlikte hazırladığımız valizler ile ailemiz ile son hatıralarımızın yaşandığı evimizden ayrılmıştık. Ailemizden geriye kalan fotoğraflarımız annem ve babamın bir kaç hatırası dışında tüm eşyaları satıp üç gün içinde ev sahibine olan borcumuzu ödemekti planım sağ olsun mahallede beyaz eşya dükkanının sahibi olan Bilal abi benim tüm eşyalarımı satın alıp fazlasıyla para vermişti. Başta kabul etmesem bile lazım olacağını, mahalleden ayrılmadan son iyiliklerini komşu olarak yapmak istediğini söylemişti. Aldığım paranın bir kısmını planladığım gibi ev sahibine verip borcumuzu kapattım. Daha sonra ağlaşarak mahallede bir kaç komşumuz ile vedalaşıp yola koyulmuştuk. Bir elim ile Selim'in elini tutmuş , diğeri ile koca valizi arkamızdan sürükleyip sırtıma da sırt çantamı takmıştım. Aynı şekilde kendi özel eşyalarının bulunduğu bir sırt çantası da kardeşim Selim'in omuzlarında asılıydı. Uzun bir süre kafamdaki çıkış bulamadığım sorular ile yürümüştük. Otele verecek ancak bir kaç günlük paramız vardı , çalışmaya kalksam en kısa ne zaman iş bulabilirdim? diye düşünürken, düşüncelerimi bölen Selim'in sesi ile ona dönmüştüm. " Abla nereye gidiyoruz? çok yoruldum yürümekten." demişti ,haklıydı çocuk, daha kendime bakacak halim yoktu ve bir anda Selim'in sorumluluğunu almıştım üstüme, "Sık dişini Selim, uygun bir yer bulunca dinleniriz." demiştim. Her şey üst üste gelmişti. " Abla biz artık evimize geri dönmeyecek miyiz ?" diye sormuştu bu defa sabırlı olmak için tahammülümün sonunda " Orası bizim evimiz değildi Selim, Hacer ablanın eviydi bizden evden çıkmamızı istedi bizde çıktık. Şimdi bir otele gidecez." demiştim ümit kesmesi için, " Peki okulum ne olacak? Arkadaşlarım ?" " Bir süre gidemeyeceksin ama merak etme düzenimizi oturtalım söz okuluna da devam edeceksin, o zaman arkadaşlarınada kavuşursun. " dediğimde artık başka soru sormamıştı. Onu anlıyordum arkadaşlarını özleyecek , okulunu özleyecekti benim gibi... şuanda yorgundu , benim gibi... açtı üstelik benim gibi... Önceliğin Selim'in karnını doyurmak olduğu aklıma gelince bir şişe su ve iki tane simit almıştım. Selim'in ve benim enerjimiz biraz olsun yerine geldiğinde ikinci olarak ucuza bir otel bulup geçmiştik odamıza. önce Selim'in duşunu aldırıp uyutmuştum daha sonra ise kendim duş almış annem ve babamın yokluğuna sessizce ağlayarak uykuya dalmışım. Bahar çiçekleri uçsuz bucaksız yemyeşil bir yerde belime kadar sarmıştı beni, yumuşak dokunuşları ben adım attıkça sıyırıp geçiyordu belimi ve bacaklarımı, üzerimde uzun beyaz bir elbise vardı, karşımda ama aynı zamanda çok uzağım da bahar çiçeklerinin sonunda olduğunu düşündüğüm arkası dönük tek eli cebinde takım elbiseli bir adam vardı kim olduğunu merak etmiştim, fark ettiğim gibi ona doğru adımlamıştım ben yaklaşmak için koştukça o uzaklaşıyordu. Sonunda tam arkasında dibinde bulmuştum kendimi nasıl olduğunu anlamadan, kim olduğunu anlamak için çevirmek isteyip yüzünü görmek istemiştim. O sıra kulağıma üst üste gelen öksürük sesi ile bilincim yerine gelmiş ve gözlerim açılmıştı. Kardeşim Selim uykudan yeni uyanmıştı. Tabi o erkenden uyanınca ben de uyanmıştım bir kaç öksürüğünün sesine. Gözlerimi ilk açtığımda bulunduğum otel odasını ilk başta yadırgamıştım ama şimdilik kalabileceğimiz tek yer olduğu için şükretmiştim. Selim tuvaleti gelince koşarak banyoya girmişti. Ben de uzun bir süre sonra telefonumu elime alıp bakınmaya başladım bir çok mesaj ve arama vardı bir çoğu üniversitedeki arkadaşlarımdandı. Herkese kısa mesajlar ile geri dönüş yaptıktan kısa bir süre sonra telefonum çalmıştı. Arayan kişi liseden arkadaşım Elif'ti. Elif anne ve babası öğretmen olan eğitimci bir ailenin başarılı bir kızıydı. Muğla'lı bir aileydi. Dört yıl birlikte lisede okumuştuk yakın arkadaştık daha sonra lise bitince Elif kendi memleketleri olan Muğla'da üniversite tuturmuştu. Ailesi çok sevinip beraberin de tayinlerini alıp onunla birlikte mahalleden taşınıp gitmişlerdi kendi memleketlerine. Haberi yeni almış olmalı ki beni arıyordu. Hemen cevap vermiştim. Bana baş sağlığında bulunmuştu ve çok üzgün olduğunu söylemişti. Beraber dertleşip ağlamıştık. O sırada Selim'i fark etmem ile göz yaşlarımı silmiştim. Yanıma gelip göz yaşlarımı silmişti. Ben de onu başından öpüp biraz dikkati dağılsın diye babamın ona doğum günü hediyesi olan tabletini çıkarıp vermiştim. Selim Otel odasındaki kanepede oturup tableti ile oynamıştı. Otel odasının ufak bir balkonu vardı oraya çıkıp, tekrar Elif ile konuşmaya devam etmiştim. " Ne yapacağımı bilmiyorum Elif? elimde çocuk, iş yok güç yok. Hazır parada bugün yarın suyunu çeker. " demiştim. " Sıkma canını buluruz bir yolunu... hatta şöyle yapabiliriz. Yirmi gün sonra okullar kapanıyor.Bizim oralarda yaz sezonu başlayacak, turistler falan yoğun yoğun gelir babamın bir arkadaşı vardı Rasim amca onun restaurantları var bir tanesi lüks bir otelin yanında ve yaz aylarında tıklım tıklım olur. Gel senin için konuşalım. Eminim bize hayır demez bir süre garsonluk yaparsın ha ne dersin? bazı turistler bahşiş falanda veriyor kendinizi toparlayana kadar çalışırsın?" " Bilemedim ki şimdi Elif, başka bir şehir diyorsun, kalacak yerimiz yok ne yaparız?" " Bak kırılıyorum sana! biz ne güne duruyoruz? hem annem ile babam seni çok severler görünce de mutlu olurlar sen gel bir gerisini düşünme , yalnız değilsin biz varız burada." " Ben gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum Elif iyi ki varsın! şu zor zamanımda Hızır gibi yetiştin." " Olur mu öyle şey biz manevi kardeşiz, unuttun mu yoksa lisedeyken birbirimize verdiğimiz sözleri ?" " Yok unutmadım sen benim gerçekten de olmayan bacımsın ya." dediğimde gülmüştü. " Sen de öyle hadi kapatıyorum çabuk biletleri al yola koyul gerisini buraya geldiğinde konuşuruz." demiş ve kapatmıştı. Ben odaya girip toparlanmaya başladığımda beni fark eden kardeşim. " Abla ne yapıyorsun? yoksa yine mi sokaklarda yürüyeceğiz? Bizi Hacer abla gibi buradanda mı kovdular? " diye sorduğunda ona üzgünce bakmıştım şu küçücük yaşında nelere şahit olmuştu böyle... " Hayır canım bizi kimsenin kovduğu falan yok Muğla'ya gidiyoruz." dediğimde sevinçle ” Ne? Muğla mı? Hani şu ünlülerin ,turistlerin tatil yaptığı şehir?" Dediğinde duyduklarımla gülümsemiştim.Demek Muğla kardeşimin kafasında böyle yer edinmiş. "Evet Selim, şu ünlülerin ,turistlerin tatil yaptığı yer" dediğimde, " Oleyy! Yoksa bizde mi tatile gidiyoruz oraya?" " Çok soru soruyorsun selim, biz tatile gitmiyoruz. Yani en azından ben tatil için gitmiyorum." demiştim. Hazırlığımı yapmaya başladığımda aynı zamanda uçak biletlerine göz gezdirmiştim telefonumdan çok pahalı olduklarını görünce en iyi ve mantıklı olanın otobüs ile gitmek olacağını anlamıştım. Ben üniversite okuduğumdan dolayı sürekli otobüs ile gidip gelmekten alışkındım ama Selim otobüs yolculuğuna dayanabilirmiydi bilmiyorum? Artık Selim ile başbaşa birbirimizden başka kimsemiz olmadan yaşayacaktık. Yeni Şehir ve yeni bir hayat bizi bekliyordu. Kendim için bir söz vermiştim bir gün maddi olarak kendimi toparladığım da ailemi toprağa verdiğim bu şehire geri dönecektim.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

CEO'NUN FİRST LADY'SI (+21)

read
47.4K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
67.4K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
532.7K
bc

AŞKLA BERDEL

read
81.7K
bc

HÜKÜM

read
226.6K
bc

Bal dudaklım (Ağır bedeller)+18

read
25.3K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook