Evin bahçesinde 1.80 bir adam kalabalığı yarıp geçerek Daniel’in yakasına yapışıp onu duvara yasladı, adam o kadar tehditkar görünüyorudu ki çevredeki hiç kimse onları ayırmaya cesaret edememişti.
Daniel üzerindeki kalın kıyafetin altında zaten boğuluyorken yakasına yapışılması onu hiç rahatlatmamıştı. Kendini tutan adamı sinirle ittirip yere düşmesine neden oldu, sonrasında adamı yokladığında karşısındakinin uzun süredir birlikte çalıştığı iş arkadaşı olduğunu gördü, üzerinde uzun boyuna hiç yakışmayan asker kamuflajlı takım bir pijama vardı. Belli ki üzerini değiştirmeye bile zaman ayırmadan eve gelmişti.
“Derdin ne senin!”
Daniel yerdeki adamın kolunu tutarak ayağa kalkmasına yardımcı oldu, kalabalıktaki sesler birbirine karıştığından ne dediklerini duymak neredeyse imkansızdı ama neler olduğunu anlamadıklarına dair konuşmalar kulağa takılabiliyordu. Daniel’in yakasına yapışan kişinin ismi Zack’di, yakasına yapışmasının nedeni ise ona sesini duyurmak için kulağına yaklaşmak istemesiydi, böyle bir durumda bu kadar hışımla hareket ederse yanlış anlaşılacağını anlamayacak kadar kütük bir insandı.
“Ah… Senmişsin.”
Zack’i gördüğünde her şeyi normal karşıladı, Bab’ın en yakın arkadaşı ve onu en çok seven kişiydi kendisi. Stresli durumlarda kendini nasıl kontrol edeceğini bilen birisi de değildi, genel olarak böyle durumlarda çevresine istemeden zarar verebiliyordu, onu da böyle sevmişlerdi. Başkası olsa üzerine çullanmıştı ama konu Zack olunca anlayışla karşılaması gerektiğini biliyordu.
“Daniel! Duyduklarım doğru mu? Lütfen şaka yaptığınızı söyle! Yalan söylüyorsunuz değil mi!”
Daniel hiçbir şey demedi, cevap vermek istemiyordu, gerçekten bu durumda şaka yaptıklarını düşündüğünü kabul etmeyi reddediyordu. Sadece kafasını çevirip etrafındaki insanlara ve Zack’e baktı, Zack hızlı hızlı nefes alarak Daniel’in cevabını beklerken bir anda kafasında ampul yanmış gibi gözlerini büyüttü ve yere oturdu, bir bacağını göğsüne yaslayp bacağına sarılarak açık kapıdan görebildiği kan izlerine baktı.
“Çok saçma soruydu değil mi?”
Daniel kafasını sallayıp sırtını sıvazladı, zaten kalabalıkla uğraşırken birde Zack ile uğraşacak zamanı yoktu. Onu sakince kalabalığın oluşturduğu çizginin arkasına çekmeye çalıştı ama hareket bile ettiremedi, bir süre çocuk gibi yerinde bekleyip kapıyı dikizledi.
“Pekala bende gidiyorum, Bab’ın katilin-”
Maya Zack’in ensesinin üst kısmına vurup bayılttı, sürükleyerek kalabalığın içinden evin hemen karşısındaki manava sokup yere yatırdı. Bunu yaparken Daniel’e garip bir gülüş attı, normalde olsa Maya’ya bunu yaptığı için kızardı ama şu an Zack ile uğraşmaya hiç zamanı yoktu.
Kapıyı tıklatıp Adam’a tekrardan seslendi.
“Adam! Durum raporu ver! Ne yapıyorsun şu an?”
Adam gözünü kırpıştırıp çıkışa doğru yürürken hırıltılı bir ses tonu ile mırıldandı.
“Çıkıyorum.”
Daniel Adam’ın cılız sesini duyamadığı için endişelenip içeri girecekken yaklaşan adım sesleri ile gelen Adam’ı gördü. İçeri girmeden önceki halinden bile daha kötüydü, zorla yürüyüp Daniel’in omzuna tutunarak bir süredir oturup konuşmadığı eski dostunu gördü, şu anki durumda olmasaydı neşe ile sarılıp kahve ısmarlardı ama en yakın arkadaşının ölüsünü incelemekten yeni dönmüştü.
“Haberler gerçekten hızlı yayılıyor değil mi Zack?”
Daniel irkildi.
“Zack mi?”
Zack kalabalığı aşarak Adam’ın görebileceği bir mesafeye gelmişti.
“Ben orada bayılmadım, Maya o kadar hevesli bakıyordu ki yanlış yere vurup canımı çok yaktığını söyleyemedim o yüzden bayılmış taklidi yaptım.”
Daniel kendi yüzüne bir şaplak atıp eli ile gözünü kapattı, aptal mı yoksa iyi yürekli mi karar veremiyordu. Yüzünde sanki Bab ölmemiş gibi salak bir ifade vardı ‘Belki de unutmuştur’ diye geçirdi içinden Daniel, unutsa çok şaşırmazdı çünkü.
Zack’in yüzündeki ifade gittikçe salaklaşırken Adam daha derin nefes almaya başladı, kapının girişinden çıkmaya çalışırken yeşil çimene düştü. Sabahın ışıkları yeni yeni kasabayı kaplamaya başlamıştı, Daniel hızlıca eğilip dürterek Adam’ı kendine getirmeye çalıştı. Doğal olarak başarılı olmayanınca Zack cebine eline atıp olabildiğince hızlı şekilde hastaneyi aramaya çalıştı, elleri deli gibi titrediğinden numaraları tuşlayamıyordu. Daniel buna zamanları olmadığına karar verip Zack’in elinden telefonu alıp hastaneyi aradı, telefonu açan kişi Asia’ydı
“Adam yere yığıldı durumu berbat bilinci kapalı çabuk ambulans yollayın, tapınağın yanında Bab’ın evinin bahçesindeyiz.”
Olabildiğince hızlı şekilde durumu özetleyip Asia’ya gelmesini söyledi, Asia’nın telefonu kapatmadan önce çığlık attığını duymuştu Daniel.
“Ney?!”