bc

KAN YAZGISI

book_age12+
86
TAKİP ET
1K
OKU
revenge
dark
BE
family
age gap
fated
forced
opposites attract
second chance
arranged marriage
drama
tragedy
bxg
serious
kicking
mystery
scary
disappearance
war
musclebear
surrender
brutal
substitute
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Kanla mühürlenen bir barışa, gözyaşıyla adım atan bir kızım.

Çocukluğum, bir sabah sessizce sırtıma yüklenen bir bohçayla bitti. Ne annem uğurladı beni, ne de babam başımı okşadı. Sadece sustular... Töre konuştu.

Beni bir eve değil, bir yemin uğruna ateşe attılar.

O evde bana eş değil, düşman oldular. Gözlerimin rengi kadar lanetliydim onlara, ellerimin küçüklüğü kadar güçsüz... Ama kalbim büyüktü.

Ve o kalpte, adını anmaya bile korktuğum bir adam vardı: Rêzan.

Ben ona sığındım, o töreye...

İkimiz de kaçamadık yazgımızdan...

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
"gitmen gerek"
“Zeylan, kızım... Gitmen gerek.” Annesinin sesi çatlak bir duvar gibiydi. Ne sıcaklık vardı içinde, ne şefkat. Sanki o da bu sözleri söylerken Zeylan’ın yüzüne değil, arkasındaki boşluğa bakıyordu. Zeylan yutkundu. Gözleri bir şey aradı… Babası oradaydı. Duvar gibi. Buz gibi. Sadece oturuyordu. Ellerini dizlerinin üstünde sıkmış, yere sabitlenmiş gözlerle. “Nereye gideceğim?” dedi Zeylan, sesi neredeyse fısıltıydı. Bir anlık sessizlik çöktü odaya. Sonra annesi, gözlerini kaçırarak konuştu: “Rêzan’ın konağına. Kuma gideceksin kızım. Barış için... Abin içeride, senin sayende daha fazla kan dökülmeyecek.” O an Zeylan’ın içindeki tüm hava çekildi sanki. Dünya sustu. Sadece kalbinin atışı vardı. Ve bir fısıltı… “Ama ben çocukum…” Bunu söyledi ama kimse duymadı. Belki de duymak istemedi. --- O gece, Zeylan kendi odasına çekildi. Ağlamadı. Gözleri kurumuştu artık. Küçük sandığını açtı. Abisinin ona onuncu yaş gününde hediye ettiği, üstü tüylenmiş kırmızı ayıcığını çıkardı. O ayıcık, onun için bir sığınaktı. Çocukluğuydu. Tek hatırasıydı. Sabah olduğunda, kapının önünde bir araba bekliyordu. Babasının gözleri hâlâ yere bakıyordu. Üzerine sade, eski bir elbise geçirdi annesi. Ne bir çeyiz vardı ne de uğurlama… Kendi evinden, kendi ailesinden bir yabancı gibi çıkarıldı. Kucağında sadece o kırmızı ayıcık, Üzerinde sadece o sade kıyafet… Zeylan, hayata değil, ölüme yürür gibi arabaya bindi. Yol boyunca konuşan olmadı. Babasının elleri direksiyona kenetlenmişti. Kızına son bir kez bile bakmadı. Konağa geldiklerinde, kapının önünde durdu. Araba durmuştu ama Zeylan’ın içindeki fırtına hâlâ susmuyordu. İnmek istemedi. Ama babası indi. Arka kapıyı açtı. “Hadi,” dedi. “İn.” Zeylan son kez kırmızı ayıcığına baktı. Sonra ayakkabısına. Ucu çatlamıştı. Ve ayakları titriyordu. Konağın büyük, gösterişli kapısı önünde dururken, içinden bir ses tekrar etti: “Beni sevmeyecekler…” Haklıydı. ______ Zeylan, taş döşeli konağın kapısında durduğunda, içini kemiren korku ayak bileklerinden yukarıya, kalbine doğru yayıldı. Ellerini önünde birleştirdi, başını hafifçe eğdi. Kendi gölgesinden bile utanıyordu artık. O sabah aynaya baktığında, gözleri hâlâ çocuktan izler taşıyordu. Oysa şimdi, bu konağın eşiğinde duran bedenin içinde bir çocuk değil, susturulmuş bir kurban vardı. Kapı gıcırdayarak açıldı. İçeriden bir kadın çıktı: Sîran. Bakışları süzüldü Zeylan’ın üstünden. Başını yukarıdan aşağıya doğru bir defa salladı. Hoş geldin demedi. Gülümsemedi. Kucak açmadı. Yalnızca döndü ve yürüdü. Zeylan, ardından yürümek zorunda kaldı. Her adımda içinden bir parça düştü yere. Annesinin sesi kulaklarında yankılandı: “Kızım, sabret. Aşiret kan akmasın diye seni gönderiyoruz.” Babası sadece susmuştu. Her zamanki gibi… Zeylan, o evde ilk kez yalnız olmadı. Çünkü yalnızlık bile ondan kaçmıştı. O artık sadece bir “kuma”ydı. Ne gelin, ne eş, ne evlat… Sadece susması gereken bir ses, eğilmesi gereken bir baştı. _____________ Kapı ağır ağır kapandı arkasından. Kilit sesi, Zeylan’ın içinde yankılandı. O karanlık odada ne yatak vardı ne yorgan. Sadece soğuk taş duvarlar, bir pencere, çıplak bir ampul… Ve yalnızlık. Sîran kapıyı kapatırken sadece bir cümle söyledi: “Sabaha kadar düşün kim olduğunu. Burası senin evin değil.” Zeylan dizlerinin üstüne çöktü. Ellerini göğsünde kavuşturdu, kendini sarar gibi yaptı. Ama hiçbir sarılma, insanın kendi tenini ısıtamazdı. Sadece ağlamamak için ısırdığı dudaklarının tadı kaldı geriye — Kan ve suskunluk… Ve o gece, ilk kez kendi kendine bir ağıt yaktı. Sessizce, gözleri tavana sabitlenmiş halde, bir fısıltıyla… Her kelimesi kalbinden söküldü… Le lê ezê qet bibêjim, ezê bêmal im Navê min Zeylan e, jiyana min xwar û tal im Ez ne mehmana ev e, ez kumek im bêpayî Ji destê jinê ku ezê min çavê xwînî dayî Şevê yekem, bê deng û bê heyv Li nav rojekê ku delalî jî bû meyv Min xwe guhdar kir, ji dilê xwe deng Stranek çêkirim, ji xewnê bêreng Le lê ezê qet jê razî nabe Ez zarokek bûm, li ser rêya xwe wefa nabe Ev odeya tarî, ev qefasê bê ax Strana min e, li nav min tê dax Türkçe çeviri Ah, bir gün söylersem bilin ki ben sahipsizim Adım Zeylan’dır, hayatım yerle bir, talihsizim Bu evde misafir değilim, bir kuma ve hiçe sayılanım Beni buraya getiren kadının elleri kanlıydı İlk gecem, sessiz ve ışıksız Bir gün içinde çocukluktan koparıldım, şimdi adımsız Kendi iç sesimi dinledim, Ruhumdan kopup gelen, renksiz bir rüyanın türküsünü söyledim Ah, asla razı olmadım Ben bir çocuktum, kendi yolumda yürümeye hiç hakkım olmadı Bu karanlık oda, bu sessiz kafes Benim ağıtım... İçimde yankılanan tek ses...

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Unscentable

read
1.8M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
703.3K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
1.5M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
943.2K
bc

A Warrior's Second Chance

read
338.2K
bc

Not just, the Beta

read
337.1K
bc

The Broken Wolf

read
1.1M

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook