bc

Sessiz Yemin

book_age18+
179
TAKİP ET
1.4K
OKU
billionaire
dark
contract marriage
family
forced
kickass heroine
heir/heiress
drama
sweet
bxg
serious
campus
city
office/work place
childhood crush
musclebear
civilian
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Dedenin, vefat eden en yakın dostuna verdiği son söz, bir ailenin kaderini ve iki gencin hayatını altüst etmek üzereydi.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Kilitli Kapıların Arkasında
Gece yarısını çoktan geçmişti. Konağın büyük kütüphanesinde fırtına kopuyordu ama bu fırtına tamamen sessizdi. Karan, elindeki viski bardağını sıkmaktan parmak boğumları beyazlayana kadar masada dikildi. Karşısında, deri koltuğunda tüm heybetiyle oturan dedesi Hikmet Bey’e bakıyordu. Gözlerinde alev alev yanan bir öfke vardı. "Sen ne dediğinin farkında mısın dede?" dedi Karan, sesi kütüphanenin yüksek tavanında yankılanarak. "Bütün holdingi, aile mirasını... Tanımadığım, hayatımda sadece çocukken birkaç kez gördüğüm bir kızla evlenmem şartına mı bağlıyorsun? Bu açıkça şantaj!" Hikmet Bey, bastonuna iki eliyle dayanarak ağır ağır ayağa kalktı. Yüzündeki çizgiler, yılların tecrübesini ve geri adım atmayacak bir kararlılığı barındırıyordu. "Şantaj değil Karan, bir vefa borcu. Ve senin adam olma sınavın," dedi yaşlı adam, sesi pürüzsüz ama çelik gibi sertti. "Gece, rahmetli Reşat’ın bana emaneti. Reşat bu dünyadan ayrılırken kızını, o akbaba akrabalarının elinden koruyayım diye bana emanet etti. O kızın duyma engeli var, kimsesi kalmadı ve o açgözlü akrabaları kızın üzerine kalan tek şeyi, babasının mirasını elinden almak için onu canlı canlı gömmeye çalışıyorlar." Karan alayla güldü. "Ve sen de çözümü benimle evlendirmekte buldun öyle mi? Kızın koruyucu meleğe ihtiyacı varsa bir koruma tut, ev ver, maaş bağla! Neden benim hayatımı yakıyorsun?" "Çünkü o akbabalar legal yollardan kızın vasisi olmak üzere!" diye kestirip attı Hikmet Bey. "Onu ancak bu ailenin soyadı, senin karın olması korur. Eğer o kızla evlenmezsen, yarın şirket yönetiminden azlediliyorsun Karan. Mirastan tek bir kuruş bile alamayacaksın. Seçim senin: Ya sözümün arkasında durup Gece’yi bu aileye gelin getireceksin, ya da sıfırdan bir hayat kuracaksın." Karan, öfkeden deliye dönmüş bir halde kapıya yöneldi. Zihninde tek bir düşünce dönüp duruyordu: Gece... Çocukken mahallede, parkta diğer çocukların sessizliğiyle dalga geçtiği, itip kaktığı o çelimsiz, ürkek kız çocuğu. Karan o zamanlar onu defalarca korumuş, arkasındaki kalkanı olmuştu. Ama şimdi? Şimdi o kızın, dedesini kandırıp kendi geleceğini garantiye almak için bu oyuna razı geldiğine emindi. Demek o masum görünüşün altında, dedesini parmağında oynatan ve sırf zenginlik için tanımadığı bir adamla evlenmeyi kabul eden pragmatist bir kadın yatıyordu. "Aferin sana Gece," diye mırıldandı Karan, araba anahtarını cebinden çıkarırken. "Büyümüşsün, büyümüşsün ve harika bir oyuncu olmuşsun. Ama bu evliliği sana cehennem etmezsem bana da Karan demesinler." Ertesi gün, konağın bahçesine giren siyah arabadan inen kız, Karan’ın zihnindeki "kurnaz kadın" profilinden çok uzaktı. Gece, üzerindeki sade elbisesi, hafifçe omuzlarına dökülen koyu renk saçlarıyla arabadan indi. Gözleri tedirgindi. Etrafındaki görkemli konağa, bahçedeki çalışanlara bakarken adeta görünmez olmaya çalışıyor gibiydi. Sessizlik, onun doğduğu günden beri sığındığı tek kale olmuştu; ama bugün o kale bile onu korumaya yetmiyordu. Babası ölmeden önce ona hep, "Hikmet amcan seni korur kızım, ona güven" demişti. Ama Gece, korunmanın bedelinin hiç tanımadığı, kalbi taştan görünen bir adamla evlenmek olacağını bilmiordu. Üstelik o adam... Çocukken kendisini zorba çocukların elinden kurtaran, eline meyve suyu tutuşturup "Korkma, ben buradayım" diyen o uzun boylu çocuktu. Gece, Karan’ın değiştiğini, o eski kahramanın çoktan öldüğünü bilmeyerek konağın kapısına doğru bir adım attı. Tam o sırada Karan, veranda merdivenlerinden aşağı indi. Güneşin altında parlayan keskin yüz hatları, koyu renk gözleri ve soğuk duruşuyla tamamen bir yabancı gibiydi. Gece onu görünce duraksadı. Yüzünde beliren hafif tebessümle ellerini kaldırıp işaret diliyle konuşmaya başladı: (Ben... Seni hatırlıyorum. Teşekkür ederim bana kucak açtığınız için.) Karan, kızın hareket eden narin ellerine baktı. Yüzünde en ufak bir yumuşama olmadı. Adımlarını hızlandırıp tam Gece’nin önünde durdu. Kızın gözlerinin içine nefretle karışık bir kibirle baktı. Gece, dudak okuyabildiği için Karan yüzünü ona doğru eğdi ve kelimeleri tek tek, acımasızca savurdu: "Bana ellerinle şov yapmayı kes. Ne düşündüğünü, neyin peşinde olduğunu biliyorum. Dedemi kandırıp bu eve kapağı atmış olabilirsin. Parasını, gücünü almış olabilirsin..." Karan, kıza biraz daha yaklaştı. Sesi fısıltı kadar kısıktı ama bir bıçak kadar keskindi: "...Ama benden sadece nefret alacaksın Gece. Bu evlilik bir hapishane ve sen kendi isteğinle bu hapse girdin." Gece, adamın dudaklarından dökülen her kelimeyle sanki yüzüne bir tokat yemiş gibi sarsıldı. Gözleri doldu, boğazına dev bir düğüm oturdu. Kendisini koruyacağını sandığı adam, şimdi ona en büyük düşmanıymış gibi bakıyordu. Gece, parmaklarını birbirine kenetledi. Ağlamamak için alt dudağını ısırdı ve Karan'ın gözlerinin içine bakarak başını dik tutmaya çalıştı. Konuşamadığı için ona cevap veremiyordu; ama bakışlarındaki o derin kırgınlık, Karan’ın göğsünün ortasında bir anlığına anlamsız bir sızı oluşturdu. Karan, o sızıyı hızla öfkesiyle bastırdı ve kızı bahçenin ortasında tek başına bırakıp arkasını dönüp gitti. Sessiz savaş başlamıstı. Nikahtan sonraki ilk gece, konağın üst katındaki devasa yatak odasında ağır bir sessizlik hâkimdi. Gece, üzerindeki ağır gelinlikle yatağın kenarında oturmuş, elleri kucağında titreyerek bekliyordu. Gece'nin zihni yıllar öncesine, o küçük park köşesine gitti. Sokaktaki çocukların onunla "Dilsiz! Duyarsız!" diye dalga geçip üzerine çamur attıkları o günü dün gibi hatırlıyordu. Ağlayarak yere kapandığı an, önüne dev bir gölge düşmüştü. Karan, daha o zamanlar bile heybetli bir çocuktu. Diğer çocukları tek bir bağırışıyla kovalayıp Gece’nin önüne diz çökmüştü. Kendi ceketini Gece’nin omuzlarına örtmüş, gözyaşlarını silip başını okşamıştı. O gün, Gece’nin karanlık ve sessiz dünyasına ilk kez bir güneş doğmuştu. O gün, Gece o küçük kalbiyle Karan’a aşık olmuştu. Yıllar boyunca hiç kimseden duyamadığı sevgiyi onun anısında büyütmüş, boynundaki küçük kolyede Karan’ın o gün eline tutuşturduğu küçük taş parçasını saklamıştı. Hikmet Bey bu evlilikten bahsettiğinde, Gece’nin dünyası durmuştu. Ailesini kaybetmişti, yalnızdı ama çocukluk aşkıyla, onu koruyan tek adamla evlenecekti. Hayalinde, Karan’ın ona yine o eski şefkatle bakacağını sanmıştı. Kapı aniden ve sertçe açıldığında Gece sıçrayarak hayallerinden sıyrıldı. Karan, ceketini çıkarmış, gömleğinin ilk birkaç düğmesini açmış bir halde içeri girdi. Gözleri içkinin ve öfkenin etkisiyle kıpkırmızıydı. Odada duran Gece’ye, sanki orada bir böcek varmış gibi baktı. Adımlarını yavaşça Gece’ye doğru attı. Her adımında Gece’nin kalbi daha da hızlı çarpmaya başladı. Karan tam önünde durdu. Eğilip Gece’nin çenesini sertçe tuttu ve yüzünü kendi yüzüne hizaladı. "Gelinliğini bile giymişsin..." dedi Karan, sesi zehir gibi soğuk ve alaycıydı. "Söyle bana Gece, ne kadar zamandır bu anı planlıyorsun? Dedemin gözünü nasıl boyadın? Birkaç mahzun bakış, birkaç çaresiz el hareketiyle koca Hikmet Ayhan’ı parmağında oynattın değil mi?" Gece, gözlerinden süzülen bir damla yaşı engelleyemedi. Dudaklarını kıpırdatarak, "Öyle değil, ben seni..." demeye çalıştı ama Karan onu dinlemiyordu bile. "Bana numara yapma!" diye bağırdı Karan, kızın çenesini bırakıp arkasını dönerken. "Senin o masum yüzünün arkasında ne kadar hırslı bir kadın yattığını biliyorum. Bu odayı, bu yatağı benimle paylaşacağını sanıyorsan çok yanılıyorsun." Karan, odanın köşesindeki koltuğu işaret etti. "Senin yerin orası. Bu evde benim karım değilsin. Sadece dedemin gözünü boyamak için katlandığım bir fazlalıksın. Benden sevgi, ilgi ya da saygı bekleme. Tek bir yaklaşma hamlende bu evliliği mahvederim." Karan, arkasını dönüp yatağa uzandı ve gözlerini kapattı. Gece, gelinliğinin ağır tüllerini toplayarak yavaşça koltuğa doğru yürüdü. Sol göğsünün üzerindeki ağrı öyle şiddetliydi ki, nefes alamadığını hissetti. İşkence gibi geçen saatlerde, gelinliğiyle soğuk koltukta büzüldü. Aşkı, ilk geceden bir enkazın altında kalmıştı. Sevdiği adam, onu tanıdığı ilk günden nefret ediyordu. Ama Gece, ne olursa olsun o nefrete boyun eğmemeye karar verdi. Çocukken kendisini kurtaran o adama olan sevgisi hâlâ bir yerlerde yaşıyordu; fakat bugünden itibaren, kendi gururunu korumak için de mücadele edecekti. Gece, gözyaşları içinde başını koltuğun kenarına koydu ve sessiz karanlığa teslim oldu.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

İstanbul’lu gelin

read
17.6K
bc

ACIMASIZ SEVDALI 🔥

read
34.4K
bc

ZEMHERİ Midyat'ın Çirkin Gelini +18

read
285.5K
bc

LUCIFER

read
6.0K
bc

Derinden gelen şehvet

read
31.5K
bc

İntikamın Bedeli; Esir Kız

read
2.9K
bc

MELEZLER

read
1.6K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook