bc

kırık çember

book_age18+
0
TAKİP ET
1K
OKU
dark
fated
badboy
gangster
heir/heiress
drama
tragedy
bxg
city
musclebear
brutal
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

bir deniz değil, bir ömür boyu arasam da bulmazdım seni.. geldin, sen bana geldin.

umudumun bittiği yerde sen yeşerdin... gitme, herkes gitse de sen gitme. bir olmadık ama yine aynı çatı altında kalalım

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
alıntı
Behzat Uygur... bir devir kapandı, bir devir başladı. ama Behzat asla değişmedi. aynı kaldı... aynı yolu gözledi. belki de bu yüzden kaybettim. hep bekleyen olduğum için... "Hata etme, sevme, görme... ve yaşama! Öl! Öl ki kurtul Pars..." Zihnimde yankılanan bu karanlık fısıltılar, dışarıdaki fırtınanın gürültüsüne karışıp kayboluyordu. Ama gerçeklik, bir sobanın çıtırtısında ve burnuma çalınan yanık patates kokusunda gizliydi. bir küçüklük anım nasıl olurda bütün hayatımı mahvedebildi. bir avuç kadar toprağa sığmazken, nasıl oldu da bugün vatanımın kutsal topraklarına muhafız oldum. " bir bir ödeyecek! bir bir!... canımdan can alanın kellesini alcağım!" bunu öğrenmemeliydim... hayır, bunu asla bilmemeliydim... bir Rize dalgası kadar sevmedi, bir Rize toprağı kadar almadı beni kollarına. bağrına bastığı evlat değil taştı sanki. yüreği acımadı da, ya gözleri, gözleri de demedi mi bu benim oğlum... "*"*"*"*"*" yıllar yıllar önce, bir Rize evinin içi... "Ah şu hamileluk! Nursi benu çok zorliyor bu aralar. Sanırsun dört bacakli doğacak kerata!" Behzat, annesinin mutfaktan yükselen sitem dolu nidasına rağmen bakışlarını sobanın üzerindeki patateslerden ayırmıyordu. Karadeniz, son bir haftadır gökyüzünü delmiş, hıncını topraktan çıkarırcasına yağıyordu. Dokuz yaşındaki bir çocuk için bu gürültü, sadece yağmur demek değildi; bu, denizin babasını geri vermemek için çıkardığı bir kavgaydı... Babası tekneyle sefere çıkalı iki ay olmuştu ve Karadeniz ne zaman böyle kükrese, kıyıya ya bir tabut ya da bir kara haber vururdu. Behzat derin bir nefes alıp elini sabırsızca sobanın üzerindeki sıcak kabuğa uzattı. "Annecuğum, yanacaksın dur!" Annesinin telaşlı sesini duyunca elini hemen geri çekti. Karşısında sekiz aylık hamile, karnı burnunda ama ruhu bir türlü yerinde durmayan o güçlü kadını gördü. Annesi, "Doğum kolay olsun" diye sabahtan akşama kadar evi tavaf ediyor, Behzat’ın tüm engel olma çabalarına rağmen işten elini çekmiyordu. Behzat, annesinin yarım ay şeklindeki karnına bakarken istemsizce gülümsedi. O şişkinliğin içinde, yakında dertlerini ve oyunlarını paylaşacağı bir canın olduğunu bilmek, babasının yokluğunda kalbinde açılan o soğuk boşluğu ısıtıyordu... Annesi közlenmiş patatesleri dikkatle bir kaba koyup Behzat’a uzatınca, küçük çocuk patatesin buharına bürünmüş bir umutla sordu, "Anne... Nursi doğduğunda ona da benimkiler gibi tahtadan bir yatak yapar mıyız?" demişti. ama Aslında sormak istediği, "Ona da bu dünyada bir yer ayırır mıyız?" sorusuydu. Kendi odasında, kendi hayatında, babasının eksikliğinde omuz omuza vereceği bir yoldaş arıyordu. ve bu yoldaş, şimdiden adını Nursi diye koydukları daha doğmamış erkek bebesiydi. en azından erkek sanıyorlardı... Annesi yorgunlukla kanepeye çöküp yüzünde o eşsiz, anaç gülümsemeyle cevap verdi, "Tabiki yapacağuz! Hele o got kafali baban bir gelsun sağ salim, size iki katlı yatak yaparuk da! Üstte sen yatarsun, altta Nursi... Karadeniz’in gürültüsünü beraber dinler, birbirinize siper olursunuz." dedi yarım ağız gülerek. Behzat, bu sözle sanki kanatlanıp uçtu sanki. İki katlı bir yatak, babasının eve dönüş bileti demekti. O an dışarıda şimşek çaktı, evin tahta pencereleri zangırdadı. Behzat patatesinden bir lokma alırken içinden bir söz verdi, "Gel Nursi... Gel ki bu fırtınada yalnız kalmayalım. Ben sana tahtadan kılıçlar yaparım, sen de bana babamın yokluğunu unutturursun." "*"*"* şimdiki Zaman... "ölmedi değil mi... yalan söyler bu zalim topraklar... daha bir kez bile öpüp koklamadım kardeşimi. yalandır, yalandır albayım!" Tahir albay yutkunarak elindeki zarfı titerek bir nefes ile Behzat'ın önüne koydu. " yıllardır bende öyle sanıyordum. ama Rize'de bu hafta Nursi Uygur adında bir mezar taşı dikilmiş... sormadım. soruşturmadım. Sadece senin gidip görmeni istedim. Kerem karlı da seninle gelecek! git ve intikamını al artık..." Behzat titreyen elleriyle zarfı aldı. açmak istemiyordu. ama yıllardır sürgün edildiği topraklara ise kardeşi için gidecekti. hiç bir şey söylemeden selam verip odadan çıktı. ciğeri yanıyordu. ama tarifi yoktu. bir aile Yok olmuş, Rize onu sağ kaldı diye kendi memleketinden kovmuştu. " iki katlı yatak olmadı... hiç bir zaman

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

(Töre yazgısı serisi +18 ) Kalbinin Esiri

read
29.5K
bc

Şirin Mafya

read
36.8K
bc

Sokaklar Çocuk Doğurmaz

read
6.6K
bc

Özgürlükle Gelen

read
3.7K
bc

köyün cilveli imamı

read
8.7K
bc

KANLI YAZGI (+18)

read
34.2K
bc

BEN ONU ÇOK SEVDİM

read
4.0K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook