Tak Tak Tak!
Art arda ne hızlı ne de yavaş, tempolu orta bir hızda çaldı kapıyı. Bir süre bekledi Feyza, ama kimse gelmedi.
Tak Tak Tak!
Bu kez biraz daha seri ve sertti vuruşları. “Hala uyuyorlar mı? Acaba hangisi açacak, ne diyecektim… Hava almaya çıktım, yok hayır, lobiye indim… Yoksa başka bir şey mi? Çakma Sarışın ne der ki arkadaşlarına?” diye düşünüyordu içinden. Bir süre daha bekledi ama içeriden hiçbir ses gelmiyordu. Daha kararlı bir şekilde kapıyı çalmaya hazırlandığında koridorun sonundaki odanın kapısının açılmasıyla gayriihtiyari o tarafa çevirdi kafasını.
Açılan kapıdan çıkan kişi siyah kapüşonlu hırkasını üzerine geçirmiş Atakan’dan başkası değildi. Bir anda oraya döndüğü için göz göze geldi Feyza. “Günaydın,” dedi bir anlık gafletle. Ağzından çıkıp giden kelimeleri kulağı işitince fark etti ki şu anda Ayça Nil Özçelik’in bedenindeydi!
Çifte gökkuşağı görmüş birinin hayreti ile ağzı bir karış açık kalarak ona bakıyordu Atakan, konuşmasına gerek yoktu Feyza şu an kankasının kafasından geçenleri tahmin edebiliyordu. Birazdan Feyza’nın yanına diye Ayça Nil’e gidip “Feyz, kanka ne oldu inanamayacaksın! Ayça Nil Özçelik bana günaydın dedi!” diye platonik platonik konuşacaktı!
“İyi halt ettim!” diye içinden sövdü kendine Feyza, hızla yüzünü çevirip çok daha sert bir şekilde kapıyı çaldı. “Açın şu kapıyı, Atakan yanımdan geçmeden yalvarırım açın,” diyordu iç sesiyle.
Atakan adım adım yanına yaklaşırken karşısındaki kapı aheste aheste açıldı. Esmer tenli bir kızdı kapıyı Feyza’ya açan, ağzını yaya yaya esniyor gözlerini kırpıştırarak neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.
“Nil,” dedi uyku akan bir sesle, “Ne ara dışarıya çıktın?” diye sorarak kapıyı ardına kadar açtı.
“Lobi almak için…” söyleyeceklerini büyük bir ustalıkla birbirine kattı Feyza.
“Bebeğim gelsene içeriye,” kocaman bir esnemeyle birlikte “daha saat kaç, biraz daha uyuyalım,” diyerek içeriye geçti.
Bir cevap vermeden Merve’nin peşinden odaya girip kapıyı kapattı Feyza. Kafasında kurguladığı hiçbir şeyi söylemesine gerek kalmadan odaya ve hatta Ayça Nil’in uyuduğu yatağa geçmişti. Merve tek kelime demeden uyumaya devam etti, Feyza ise yatağına oturdu bir süre odadaki iki kızı göz ucuyla izledi. “Acaba benim Ayça olmadığımı anladı mı?” diye düşünüyordu panikle. Bir süre sonra bu saplantılı düşünceden vazgeçip yatağa uzandı. Yastığın altındaki telefonu fark edince eline aldı.
“Pembe simli kap, eminim bu Çakma Sarışının telefonu!” düşüncesiyle bir ekrana dokundu. Güzel yüzü ile kocaman gülümseyen Ayça Nil’in suretinin ekran resmi olduğunu görünce yanılmadığını anladı. “Ne kadar da kendini beğenmiş biri! Ekran resminde bile şu sinir bozucu yüzü var!” diye söylendi içinden. Henüz daha söylenmesi bitirmeden telefonun yüz algılama sistemi ile ekran kilidi açılıverdi.
***
“Feyz! Açmayacak mısın kapıyı? Hadi ağaç olum burada!”
Kapının ardından gelen sesin ardından yataktan kalktı Ayça Nil. “Ne ara geldi, kapıyı da çalmadı…” diye söylenerek terliklerini giydi. Ağır adımlarla vardığı kapıyı inadına bir o kadar usulca açtı.
“Hele şükür-“ karşısında Feyza’nın saçı başı dağılmış gözleri kıpkırmızı şişmiş halini görünce dili tutuldu. Bir hışımda içeriye geçip “Feyz, bu halin ne! Berbat görünüyorsun,” diyerek yüzünü iki avcuyla kavradı.
“Ne yapıyorsun!” diye elini itekledi Ayça Nil, Feyza’nın bedeninde olsa da Atakan’dan uzak durmak istiyordu. “Çek elini!” diye çıkıştı.
“Ne var ya, harbiden hasta mısın, ateşin mi var diye bakıyorum,” karşısındaki Feyza’nın bedeninde Ayça Nil’in olduğundan bihaberdi Atakan. Bu ani tepkiye anlam veremedi bu yüzden. “Ateşin yok ama sen cidden iyi değilsin bugün, bir tuhafsın… Sunum gerginliğini aştın sanıyordum.”
“İyi değilim, bugün sunum yapacak halde değilim,” diyerek kollarını önünde kovuşturdu Ayça. Ne diyeceğini bilmiyordu, Feyza’ya karşı bolca nefret beslemek dışında başka bir ilgisi de yoktu. Atakan ile ne kadar samimi olduklarını, nesi olduğunu dahi tam kestiremiyordu. “Lütfen sevgilisi ya da en yakın arkadaş ayağına Nifak Tanrıçası ile takılıyor olmasın bu çocuk!” düşüncesiyle kendisini geride tutuyordu.
“Hayır, hayır! Ne dedik mızıkçılık yok! Bu işin içinde ikimiz de varız, muhteşem bir sunum yapacağız bu yüzden mızıkçılık yapma Feyz. Daha dün bana neler diyordun unuttun mu?”
“…” boş gözlerle Atakan’a baktı Feyza.
“Hemen de kıvır, hemen de kaç! Hatırlatırım Feyzullah; ben yapamam dediğimde o korkunç bakışlarınla ‘Ya –pa –cak –sın ‘ dediğini unutmadım!”
Yüzünü ekşitti Ayça Nil. “Kusacağım şimdi, az önce bana Feyzullah mı dedi? İnanamıyorum ya, ben bunu yaşıyor olamam…” düşünceleriyle yatağa oturdu. Her zamanki umursamaz tavrıyla Feyza’nın telefonunu eline aldı. Kendi adını aradı bir süre Ayça Nil Özçelik adında kimse kayıtlı değildi.
“Beni dinliyor musun?” Sert çıkan sesiyle Ayça’nın yanına oturdu Atakan. “Feyza, neyin var senin?” diyerek çam yeşili gözlerini arkadaşına kenetledi.
Başını telefondan kaldırınca Atakan ile göz göze geldi Ayça, kaş çatıp oflayacağı yerde tek bir kelime bile edemedi. Atakan’ın gözlerine dalıp gitti.
“Yok gerçekten iyi değilsin sen, yüzün de kıpkırmızı oldu… Dün de bir tuhaftın. Bak bütün bunların hepsi sunumdan kaçmak için mi?”
“Ben, çok yorgunum. Gerçekten sunum yapacak halde değilim,” dedi Ayça Nil. Umurunda olmayan bir konu olsa da ustalıkla sesine serpiştirdiği mahcubiyet tınısını bu bedende de ustalıkla seslendirebilmişti. “Erteleyemez miyiz? Sunum o kadar önemli mi cidden?”
Örümcek görmüş biri gibi irkildi Atakan, karşısında tuhaf davranan sesi değişen Feyza’nın iyi olmadığına emindi artık.
“Feyza, saçmalamayı bırak. Buraya sunum için geldik, ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Yolda bile başımın etini yedin, şimdi bu konun bu kadar önemli mi diye soruyorsun… Dalga mı geçiyorsun?”
Bir anda kaya gibi sert bir tavırla kaşlarını çattı Atakan, artık eğlenmiyordu. Elinde getirdiği çalışma kağıtlarını sıkı sıkı kavramaktan buruşturmaya başlamıştı.
“Ha ha hahahahah! İnandığına inanamıyorum!” diye ani bir kahkaha patlattı Ayça Nil.
Bir süre ablak ablak baktı Atakan. Feyza’nın bu tuhaf davranışlarının nedenine anlam vermeye çabalamadı, o da gülmeye başladı.
“Aklım çıktı deli! Bir an sandım ki cidden bizim Feyz kafayı sıyırdı sunumu düşünmekten…”
Gülümseyerek karşılık verdi, “Sıçtım şimdi ne diyeceğim,” düşüncesiyle tekrar telefon rehberini eline aldı. Kendi numarasını tuşlamaya başladı Atakan’a belli etmeden.
“Hadi o zaman başlayalım mı çalışmaya-“
“Çakma Sarışın mı?” diye çıkışıp Atakan’ın sözünü böldü Ayça Nil. Bir anda telefon numarasını girince adının Çakma Sarışın diye kaydedildiğini görünce kendini kaptırıp bağırmıştı.
“Ne? Ayça Nil mi? Mesaj mı atmış sana?” Peşi sıra sorularla bu ani çıkışı irdelemeye başladı Atakan.
“Yok bir şey,” diyerek kaş çattı Ayça Nil.
Feyza’nın Ayça konusundaki ani çıkışlarına alışkındı Atakan, bu nedenle konunun üstüne varmak istemedi yine de sırıtmaya başladı.
“Biliyor musun senin çakma sarışın bu sabah bana ‘Günaydın’ dedi,” büyük bir gülücük belirdi yüzünde.
“Ne?” diye telefon ekranından başını kaldırıp Atakan’a döndü.
“Ciddiyim, Ayça Nil Özçelik bu sabah bana ‘Günaydın’ dedi!”
“…” diyecek bir şey bulamadı, “Al işte Nifak Tanrısı, tutamadın çeneni yine!” düşüncesiyle kaş çatarken bir yandan da “Benim söylediğim her şeyi böyle abartarak mı anlatıyor bu çocuk?” düşüncesiyle kahkaha atmamak için zor tutuyordu kendini.
Bir süre daha Atakan’ın konuşması devam etti. O sırada Ayça Nil tel eline aldığı telefonla Feyza’ya mesaj yazmayı başardı.
***
Elindeki telefona bir anda gelen mesaj bildirimi ile yerinden sıçradı Feyza. Hızla gelen mesajı açtı.
Mesajlar • şimdi
Nifak Tanrıçası
-Sunum işini ne yapacaksın? Daha doğrusu ne yapacağım? Atakan başımın etini yedi! Bir de ona günaydın mı dedin sen? Bir de bana arkamdan Çakma Sarışın mı diyorsun sen!
Mesajı ona yollayanın Ayça Nil olduğunu anlaması için son kelimeleri okuması gerekmişti. Kaşlarını çatarak hızla kısa bir cevap yazdı.
***
Mesajı göndereli yarım dakika ya var ya yoktu, sabırsızlıkla Atakan’ı dinliyor gibi yapıp Feyza’dan gelecek cevabı bekliyordu Ayça Nil. Elindeki telefonun kısa titreyişi ardında iç sesiyle “Nihayet!” dedi. Hızla telefonun parmak izi kilidini açarak mesajı okudu.
Mesajlar • şimdi
Çakma Sarışın
-Atakan’ı oyala, komodinin üstündeki gözlüğün altında çalışma kağıtları var onu okursan biraz vakit kazanırsın. Mehmet Hoca ile konuşacağım halledeceğim, sunumumu mahvetmeni istemiyorum! Bu arada beni Nifak Tanrıçası olarak kaydedip bir de Çakma Sarışın adını mı sorguluyorsun? Ciddi misin sen!
Mesajı okuduktan sonra gözlerini devirdi, telefonu kapatıp komodine uzandı. Gözlüğü eline alıp camlarına baktı. Yüzünü ekşitti, “Camları leş gibi olmuş, her yerde parmak izleri var! Bu kadar kalın çerçeveli bir gözlüğü kim neden alır ki! Nispet Tanrıçası işte, zevkten mahrum bırakılmış!” düşünceleriyle bir süre dalıp gitti.
“Dünyadan Feyza’ya, dünyadan Feyza’ya! Uçtun yine, hadi tak gözlüğü de başlayalım çalışmaya.”
“Tamam ya,” diyerek gözlüğü taktı. Şaşkınlıkla kaşları havalandı, “Bu inanılmaz bir şey! Saatlerdir her şeyi bulanık görürken gözlük takınca ne kadar da netleşti etraf! Gözleri ne kadar da bozukmuş!” diye düşündü.
“Evet, başlayalım bakalım. Sunumun girişini planladığımız gibi ben yapıyorum. Şimdi İlk sayfada...” diye başladı söze. Birkaç uzun ve sıkıcı dakika boyunca provaya devam etti Atakan.
Atakan’ı dinlerken bir yandan elindeki kâğıda bakarak kendi bölümünü okumaya çalıştı. “Robotik Destekli Matematik Eğitimi; STEM Çalışması…” başlığını seslendirdiği gibi durdu. “Yok daha neler robotik ve matematik mi? Bunu mu sunacaklarmış… STEM etkinlikleri, hani şu Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik alanları içine dâhil bir öğretim yaklaşımı vardı… Bunlar ne ara hazırladılar bu sunumu ya!” düşünceleriyle küçücük puntoda bütün sayfayı kaplayan yazılara göz gezdirdi.
“Aslında,” diyerek gülümsedi bu kadar fazla şeyi okumak istemiyordu. “Biliyorsun, çok iyi hazırlandım ya bu sunuma… Sen devam et istersen, ben dinlerim.”
“Hayret! Ata bir sus artık Allah’ını seversen demek yerine bana daha çok konuş diyorsun bugün,” şaşkınlıkla gülüyordu. “Hayır demem buna Feyz, ne kadar tekrar edersem sunum bir o kadar iyi geçer.” Memnuniyetle kabul etti Ayça’nın teklifini.
Atakan coşkuyla provaya devam ederken telefonu eline aldı Ayça Nil. Mesaj yazmadan önce ayarlardan adını değiştirdi. Ardından Feyza’ya kısa bir mesaj attı.
Mesajlar • Gönderen: Ayça Nil
-Mehmet Hoca ile konuştun mu? Acil cevap yaz
Birkaç saniye sonra telefonu titredi.
Mesajlar • Gönderen: Nifak Tanrıçası
-Hayır, birazdan yanına gideceğim.
Mesajı okuduktan sonra hızla yazmaya devam etti.
Mesajlar • Gönderen: Ayça Nil
-Saçlarını ve makyajını düzeltmeden o odadan çıkayım deme! Üstündekileri değiştir!
Mesajlar • Gönderen: Nifak Tanrıçası
-Başka bir arzun var mı? Farkında mısın bilmiyorum ama burada çok ciddi bir işle uğraşıyorum…
Mesajlar • Gönderen: Ayça Nil
-Dış görünüşüm de en az senin sunumun kadar önemli, unutma dokuz kuralda ne yazdıysak ona uy.
Mesajlar • Gönderen: Nifak Tanrıçası
-Tamam
“Tamam mı?” diye sinirlendi iç sesiyle, “Onun bedenine hapsolmam yetmiyor bir de sunumunu kurtarmaya çalışıyorum sadece Tamam diyor! Nifak Tanrıçası işte!”
Bir süre daha Atakan’ın provasını bitirmesini bekledi Ayça Nil. O sırada Feyza ise içine düştüğü durumdan kurtulmanın yoluyla sunumunu kurtarmanın çaresi arasında mekik dokuyordu.