İpek’in anlatımıyla devam
Yol akıp gidiyordu, zaman da öyle... İçimde tarifi imkansız bir heyecan vardı. Otobüs mola verdiğinde hemen Yasin’i aradım. Ellerim hafif titriyordu, telefonu kulağıma götürürken derin bir nefes aldım.
“İpek, güzelim çıktın mı yola?”
“Evet, yoldayım. Şu an mola yerindeyiz, akşam olmadan İstanbul’a varmış olurum.”
“Tamam güzelim, ilk fırsatta ara. Hatta seni direkt alayım ve gidelim.”
Başımı sağa sola salladım, dudaklarımı ısırdım.
“Olmaz Yasin, amcam görür otogarda seni.
“İpek, kaçacağız zaten, öğrenecekler. Niye bu kadar sıkıntı yapıyorsun?”
Gözlerimi kapattım, içim daraldı.
“Öyle ama... Yine de hemen bugün olmasın,” dedim.
Kısa bir sessizlik oldu. Kalbim hızlandı.
“Peki İpek, inince haber ver. Görüşürüz.”
Telefon kapandığında bir an ekrana baktım, içim sıkıştı.
Acaba kızdırdım mı onu? Yanlış mı yaptım bugün olmaz diyerek? Ama annemle babamın duyacağını düşündükçe içim kaldırmıyordu. Geç olsun istiyordum... çünkü biliyorum, çok üzülecekler.
Derin bir nefes alıp tekrar otobüse bindim. Koltuğa oturup başımı cama yasladım. Yol akıp gidiyordu, ben de hayaller kuruyordum.
Bugün her şey zordu belki ama gelecek çok güzel olacaktı. Yasin’le evlenip gelinlik giyeceğim günü düşündüm.
Sahi... nasıl bir gelinlik giymek istiyorum?
Hafifçe gülümsedim.
Böyle kabarık, prenses gibi...
“Ah...” diye iç çektim.
Sevdiğimle evlenip mutlu bir aile olmak... hayali bile güzel.
“Allah’ım...” diye fısıldadım, gözlerim dolarken.
İstanbul otogarına geldiğimizde yerimden kalktım, çantamı omzuma aldım ve indim. Etrafa bakındım, kalabalığın içinde tanıdık yüz aradım.
Veysel amcamı ve kızı Bircan’ı görünce yüzümde bir gülümseme oluştu.
“Hoş geldin kızım.”
“Hoş buldum amca.”
Bircan yanıma gelip sarıldı.
“Hoş geldin canım.”
“Hoş bulduk canım,” dedim, sarılırken içim biraz olsun rahatladı.
“Hadi gidelim, İpek yorgundur.”
Başımı hafifçe salladım. Amcamla birlikte arabaya bindik. Telefonumu çıkarıp Yasin’e mesaj attım.
“Geldim, amcama geçiyoruz.”
Mesajı gönderirken içimde tuhaf bir huzursuzluk vardı.
Bircan bana bakıp kaşlarını kaldırdı.
“Hayırdır?” der gibi baktı.
“Devrim inince ara dedi de... şimdi amcamın yanında ayıp olmasın, mesaj attım,” dedim, gözlerimi kaçırarak.
“Anladım canım.”
Eve geldiğimizde yengem Sare kapıyı açtı.
“Hoş geldin kızım.”
“Hoş buldum yengem.”
“Hadi geçin içeri, yemek hazır. Açsındır.”
Başımı salladım, içeri girdim. Yengem sofrayı kurdu, hep birlikte yemek yedik. Kaşığı elimde tutarken bile aklım başka yerdeydi.
Yemek bitince amcam ayağa kalktı.
“Ben biraz kahveye gideceğim hanım,” dedi ve evden çıktı.
Bircan da odasına gidip üzerini değiştirdi, sonra yanıma geldi.
“Ben bilgisayar kursuna gidiyorum canım. İstersen sen de gel. Dokuzda kurs bitiyor, çıkışta bir pastaneye oturur tatlı yeriz.”
Bir an düşündüm, sonra başımı salladım.
“Tamam, olur. Geleyim.”
Bircan’la birlikte evden çıktık, minibüse bindik. Yan yana oturduk ama ben camdan dışarı bakıyordum, dalgındım.
Kurs Fatih’teydi. İçeri girdiğimizde giriş kısmında bir oturma alanı vardı.
Bircan bana dönüp çantasını düzeltti.
“Canım, benim kurs iki saat sürüyor. Çay al, otur istersen. Biraz dolaşıp gel. Numaranı ver bana, çıkınca ararım.”
Başımı salladım, telefonumu çıkardım.
“Tamam Bircan,” dedim.
Numaramı verdim.
Bircan içeri girerken arkasından baktım. Gözden kaybolduğu an içimdeki heyecan yeniden arttı.
Hemen telefonu elime aldım, Yasin’i aradım. Parmaklarım titriyor, kalbim hızla atıyordu.
Yasin telefonu hemen açtı.
“İpek, ne yaptın yavrum?” dedi, sesi hızlı ve telaşlıydı.
“Bircan ile Fatih’e geldik, kursa onu bekliyorum,” dedim, dudaklarımı ısırarak.
“Tamam, hemen geliyorum.”
“Tamam, bekliyorum.”
Telefonu kapattıktan sonra ellerimi birbirine kenetledim, yerimde duramadım. Sürekli kapıya baktım, ayağımı yere vurup durdum. Fazla bir mesafe yoktu. On beş dakika sonra telefonum çaldı.
“Geldim, kapıdayım.”
“Tamam, geliyorum,” dedim aceleyle.
Telefonu kapattığım gibi hemen dışarı çıktım. Kapının önünde durduğunu gördüm. Elleri cebindeydi. Başını kaldırınca göz göze geldik. Kalbim hızlandı.
Hızla yanına doğru yürüdüm, adımlarım birbirine karıştı. Yanına varır varmaz ona sarıldım. Kollarımı sıkıca boynuna doladım.
“Çok özledim seni,” dedim gözlerimi kapatarak.
“Ben de seni, İpek. O kadar özledim ki anlatamam,” dedi, beni daha da kendine çekerek. “Hadi gidelim.”
“Nereye, Yasin?” dedim geri çekilip yüzüne bakarak.
“Nereye olacak, İpek… Yeni hayatımıza,” dedi, gözlerimin içine bakarak.
“Hemen mi?” dedim, kaşlarım çatıldı, ellerim gevşedi.
“Ha bugün ha yarın, İpek… Ne fark eder?” dedi ve elini uzattı.
Gözlerim eline kaydı, sonra yüzüne baktım. İçimde bir şey hayır desede, bir anda duraksadım. Sonra derin bir nefes alıp elini tuttum.
“Gidelim aşkım,” dedim, sesim hafif titredi.
Yasin caddeden bir taksi çevirdi. Kapıyı açarken bana yol verdi. İçeri oturdum, ellerimi dizlerimin üzerine koyup sıktım. Taksi hareket ettiğinde başımı çevirip Yasin’e baktım. O öne eğilmiş, şoförle konuşuyordu. Arada bana dönüp kısa kısa baktı. Ben ise parmaklarımı birbirine geçirip durdum, dudaklarımı ısırdım. İçimdeki huzursuzluk büyüdü, boğazımda bir düğüm gibi kaldı.
Taksi durduğunda başımı kaldırdım. Yabancı bir mahalleydi. Kaşlarım istemsizce çatıldı.
Yasin ile taksiden indik. Çantamın sapını sıkıca tuttum.
“Burası neresi, Yasin?” dedim, etrafa bakınarak.
“Arkadaşımın evi. Sizinkiler olay çıkarmasın diye birkaç gün burada kalacağız,” dedi, anahtarı cebinden çıkarırken.
“Anladım,” dedim, gözlerimi yere indirip peşinden yürüdüm.
Kapıya geldiğimizde duraksadım. Yasin anahtarı kilide sokup çevirdi. Kapı açıldı.
“Kimse yok mu? Yani anahtar niye sende” dedim, kapının eşiğinde kalıp içeri bakarak.
“Yok, merak etme. Yalnız olacağız,” dedi.
“Gerek yoktu yalnız kalmaya…” dedim, sesim kısıldı.
Sözüm bitmeden elini belime koydu. Hafifçe kendine çekti.
“Hadi güzelim, geç,” dedi.
İçeri girdim. Adımlarım yavaşladı. Salona geçtiğimizde durdum, etrafa baktım, sonra tekrar Yasin’e döndüm. Ellerimi birbirine kenetledim.
Yasin koltuğa oturdu, kolumdan tutup beni de yanına çekti. Dengesizce yanına oturdum.
“Yasin, ailem duyunca çok üzülecek…” dedim, gözlerimi kaçırarak.
“Düşünme şimdi bunları güzelim,” dedi,
çenemi hafifçe tutup yüzümü kendine çevirdi.
“Bak, baş başa güzel bir gece geçireceğiz.”
Sözleri bitmeden dudaklarını dudaklarıma değdirdi. Bir an donakaldım. Ellerim havada kaldı, sonra yavaşça dizlerime indi.
İnsan hatalarıyla yaşar, ders alır ve kaderini yaşardı.
Ben Yasin ile mutlu bir aile olma hayalleri kurarken, o ilk gecemiz için ev ayarlamıştı. İçimde bir şeyler kırıldı. Geri çekilmek istedim ama yapamadım. Ellerimi sıkıp sessiz kaldım.
Mutluluk hayalleri ile çıktığım bu yolda, ilk darbeyi yemiştim.
Paşalı kitabını ve Diyarbakır sevdası kitabını kütüphaneye eklemeyi unutmayın!!!!!