İLK GECE🔞🔞

1364 Kelimeler
İpek’in anlatımıyla devam Yasin koltukta otururken, yanında oturmam yetmemiş olacak ki beni kucağına çekti. Dudaklarını büyük bir açlıkla dudaklarıma bastırdı. Yasin kollarını bacaklarımın altından geçirip ayağa kalktı. Yürümeye başladı, kapalı bir kapının önüne geldiğimizde kapıyı açıp içeri girdi. Yatağın üzerine oturdu beni kucağından indirmeden. Daha önce hiç kimseyle öpüşmemiştim. Acemi olduğum duyguları yaşarken, Yasin oldukça tecrübeli bir şekilde dudaklarımı emiyor, ısırıyordu. Hiç vakit kaybetmeden elini tişörtümün içine soktu. Göğüslerime doğru ilerleyip okşamaya başladı. Yasin’i biraz geri itmeye çalıştım. “Yasin, dur lütfen…” “İpek, bırak bu gecenin tadını çıkaralım. Karı koca olacağız… Birbirimizin teninde kaybolacağız. Utangaçlığı bir tarafa bırak,” dedi. Kendimi koşulsuz bir şekilde ona teslim etmeye cesaret edemiyordum ama bunu açıkça söylemeye de korkuyordum. “İpek, hadi güzelim…” deyip üzerimdeki kıyafetleri çıkarmaya başladı. “Yasin… hemen burada mı olacak?” “Dayanamıyorum, İpek. Seni bir an önce sikmek istiyorum…” “Yasin, ayıp…” dedim, sesim titreyerek. “Ne ayıbı, İpek? Evlenince insanlar ne yapar, yavrum?” Sustum… Ne diyebilirdim ki? “İpek, insanlar evlenince sevişir, sikişir. Tıpkı şimdi bizim yapacağımız gibi.” “Yasin ama bizim nikahımız yok… zina olur,” dedim. Yasin ise her şeye bir cevap, bir bahane buluyordu. “Nikah kıyınca zina sayılmaz,” dedi. Buna inanmak zordu, saçma geliyordu ama içinde bulunduğum ortam, “hayır” deme şansımı elimden alıyordu. Ben susunca Yasin ayağa kalktı. Üzerindekileri çıkardı. Çırılçıplak karşımda duruyordu. Elini sikine götürüp okşarken gözlerini üzerimden ayırmıyordu. Delici bakışları ile beni süzüyor, yüzünde ki gülümseme her saniye artıyordu. “Şimdi seni bir güzel sikeceğim ve benim karım olacaksın. Bu gece sabaha kadar seni n amına koyacağım.” dedi. Yasin bana yaklaşıp üzerimde kalan pantolonu ve iç çamaşırımı çıkarıp attı. Beni yatağa yatırmadan önce altımıza gelecek yere komidinin üzerindeki bezi serdi. “Her yer kan olacak,” dedi. O an içimdeki korku büyüdü. “Nasıl… kan olacak? O kadar çok mu kan gelir?” “Gelmesi lazım,” dedi. Kalbim hızla çarparken, içimde korku ve tereddüt birbirine karışıyordu. Yasin beni yatağa yatırıp üzerime doğru eğildi. Bacaklarımı iki yana ayırdı, s****i kadınlığıma degdirip aşağı yukarı hareket ettirdi. İçimdeki korku giderek arttı. “Sık dişini biraz,” dedi. Sesi sertti. Ne olacağını anlamaya çalışırken, bir anda kendini içime itti. “Kolay girdi, zorlanmadın,” dedi, yüzünde tuhaf bir ifadeyle. Ben ne diyeceğimi bilemedim. Sesim titredi. “Ben... ben bilmiyorum Yasin,” dedim. Yasin kendini geri çekti. Gözleri birleştiğimiz noktaya takıldı. Kaşları çatıldı, yüzü gerildi. Bir anda tamamen geri çekildi, altımızdaki bezi çekip aldı. “Hani kan? kan bulaşması gerekiyordu... ama yok. İpek, neden?” dedi. Kalbim hızla çarpmaya başladı, gözlerim doldu. “Bilmiyorum Yasin, vallahi ben kimseyle olmadım,” dedim ağlayarak. Bir anda çenemden sertçe tuttu. Gözleri öfkeyle doluydu. “O kan gelecek, İpek! Eğer gelmezse, ölümlerden ölüm beğen,” diye bağırdı. Korkudan nefesim kesildi. Ne yapacağımı bilemeden donup kaldım. Hiç düşünmeden tekrar içime girdi. Hareketleri sertti, kontrolsüzdü. “Gelecek ulan! O kan gelecek!” diye bağırıyordu, kendini kaybetmiş gibi aynı sözleri tekrar edip duruyordu. Canım yanıyordu. Dayanmakta zorlanıyordum ama dişlerimi sıktım. İçimde korku, çaresizlik ve bir parça umut birbirine karışmıştı. “Biz evleneceğiz…” diye geçirdim içimden. “Bekaretimi ispat etmek zorundayım…” Yasin’in hareketleri daha da hızlandı. Nefesi düzensizdi, öfkesi dinmiyordu. Sonra bir anda durdu. Geri çekildi. Gözleri aşağıya kaydı. Elindekine baktı ve yüzündeki ifade değişti. bezi aldı, kendini sildi. Sonra bezi tekrar bana doğru fırlattı. “Sen de sil kendini,” dedi, soğuk bir sesle. Elim titreyerek atleti aldım. Gözyaşlarım durmuyordu. Ağlayarak kendimi temizledim. Gözlerim kana takıldı. Orada gördüğüm şey… Masumiyetimin, saflığımın ve Yasin’in acımasızlığının sessiz bir kanıtıydı. Yasin yanıma gelip bana sarıldı. “Artık benimsin, İpek. Ben ne dersem o bundan sonra,” dedi. “Tamam, Yasin,” dedim. Ona sarılırken, beni yatağın içine doğru yönlendirdi. Yatağın ortasına yatırdı, eğilip boynumu öpmeye başladı. Elleri vücudumda dolaşıyordu. Dudakları boynumda izler bırakırken göğüslerime indi. Canım yanıyordu. İçimden, kadınlar zevk almaz mıydı sevişirken, neden ben böyle hissediyorum diye geçirdim. İlk defa olduğu içindi belki… Yasin tekrar içime girdiğinde acı daha da arttı. “Canım yanıyor, Yasin… dur, lütfen,” dedim. “Alışıncaya kadar acır. Sonra zevk alırsın. Sık dişini,” dedi. Yasin hızlandıkça içimdeki acı büyüdü. Beklediğim gibi olmadı; ne zevk vardı ne de rahatlama… sadece acı. Saf acı.... Bir süre sonra Yasin üzerime bırakıldı. “Off… İpek…” diye nefesini bıraktı. Sonra yan tarafa döndü. Ter içindeydi. Beni tekrar kendine çekip sarıldı. “Yarın eve gideriz. Annemlerle tanışırsın, yaşayacağın evi görürsün,” dedi. “Yasin… düğün, nikah ne zaman olur?” diye sordum. “Ne düğünü, İpek? Benim düğün yapacak durumum yok. Uygun bir zamanda gider, nikah kıyarız, olur biter,” dedi. “Ben gelinlikle gitmeyecek miyim, Yasin?” dedim, sesim titreyerek. “Artık genç kız değilsin, İpek. Bırak bu boş hevesleri. Hayatımıza bakalım,” dedi. Gözlerim doldu. Daha bir saat önce umutları olan bir genç kızdım. Şimdi ise… kendimi bir anda büyümüş, ama değersiz hisseden bir kadın gibi hissediyordum. Sessizlik içinde kendimle baş başa kalınca annemi, babamı düşündüm. Kaçtığımı duyunca ne yaptılar acaba? İçim daraldı, boğazım düğümlendi. “Çok üzülmüştür ikisi de…” diye fısıldadım kendi kendime. Annem… babam… İnşallah gidip ellerini öptüğümüzde affederler. Arada bir kırgınlık kalmaz. Bana kıyamazlar… Tutunduğum tek ümit buydu. Yasin’in göğsünde, nefesini hissederek gözlerimi kapadım. İçimde bir sıcaklık yayıldı. Sevdiğim adamla olmuştum. Bilmediğim duygular içindeydim; garipsedim, ürktüm ama yine de bırakamadım kendimi. “Alışacağım…” dedim içimden usulca. “Kocamla… çocuklarımla… mutlu bir aile olacağız…” Yasin hafifçe saçlarımı okşadı. Ben fark ettirmeden ona biraz daha sokuldum. İçimdeki karmaşa yavaş yavaş yerini yorgun bir huzura bıraktı. Gözlerim ağırlaştı. Derin bir nefes alıp kendimi uykuya teslim ettim. Yazarın anlatımıyla devam Bircan kurstan çıkıp kafeterya kısmına geçti. Gözleri hemen İpek’i aradı ama göremedi. Kaşlarını çatıp çantasından telefonunu çıkardı, hızlıca İpek’i aradı. Telefon kapalıydı. “Allah Allah… Şarjı mı bitti acaba?” diye söylenerek dışarı çıktı. Caddeye adım attığında gözleri telaşla etrafı taradı. Sağa baktı, sola baktı… ama İpek yoktu. İçine bir huzursuzluk çöktü. Dudaklarını ısırdı, bir an duraksadı. “Bir ihtimal…” diye mırıldanıp hemen ev telefonunu aradı. “Anne, İpek eve geldi mi?” dedi sesi hafif titreyerek. “Yok kızım, seninle değil mi?” dedi annesi endişeyle. “Yok anne, kurstan çıktım, yok. Telefonu da kapalı.” Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu. Ardından annesinin sesi daha da tedirgin çıktı. “Kızım Allah korusun… bu kız bir delilik yapmış olmasın?” Bircan gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. “Bilmiyorum anne… ben bir Melisa’ya gideyim. Belki bir şey bilir. Sen önce sakin ol.” “Tamam kızım… bana da haber ver.” Telefonu kapattığında eli hafifçe titriyordu. Hemen yol kenarına çıkıp bir taksi çevirdi. “ Şu adrese hızlı gidebilir miyiz?” dedi aceleyle. Taksiye bindiği andan itibaren, gözleri camdan dışarı baksa da hiçbir şey görmüyordu. Aklında tek bir düşünce vardı. İpek. Taksi durduğunda neredeyse kapıyı açar açmaz indi. Hızlı adımlarla Melisa’nın kapısına gitti ve zile bastı. Kapı açılır açılmaz nefes nefese konuşmaya başladı. “Melisa, İpek yok! Nerede olabilir? Yani… bir sevgilisi falan var mı?” Melisa bir an durdu, sonra omuz silkti. “Bircan, valla İpek iki ev ötedeki Yasin’le sevgiliydi. Gidin ona sorun. Kaçmış olabilir mi… inan bilmiyorum ama salak İpek, yapar mı… yapar.” Bircan’ın yüzü bembeyaz kesildi. Yutkundu. “Allah’ım sen koru…” diye mırıldandı. Melisa’nın gösterdiği eve doğru yürürken adımları hızlandı. Kalbi göğsüne sığmıyordu. Kapının önüne geldiğinde bir an durdu, derin bir nefes aldı ve zile bastı. İçeriden bir kadın sesi geldi. “Patlama, be geldim geldim!” Bircan olduğu yerde gerildi. Kapı açıldı. Karşısındaki kadın onu baştan aşağı süzdü. “Kimsin sen?” Bircan kendini toparlamaya çalıştı. “Ben Bircan… Yasin evde mi?” Kadın kaşlarını kaldırdı. “Yok, işi var. Yarın gelir. Niye soruyorsun sen Yasin’i?” Bircan’ın boğazı kurudu. “İpek… kuzenim. Arkadaşı oluyor… acaba birlikteler mi diye soracaktım.” Kadının yüzünde garip bir ifade belirdi. Dudaklarını büktü. “Evet. İpek, Yasin’le. Yarın getirecek gelinimi.” Bircan bir an donup kaldı. Gözleri büyüdu. Duyduklarını anlamaya çalıştı. “Gelin… mi?” dedi kekeleyerek. Kadın sert bir şekilde başını salladı. “Evet. Yasin’le İpek kaçtı. Oldu mu? Merakın gitti mi?” Bircan hiçbir şey söyleyemedi. Sadece kadına boş gözlerle baktı. Kadın daha fazla beklemeden kapıyı sertçe Bircan’ın yüzüne kapattı. Kapının kapanma sesiyle Bircan irkildi. Olduğu yerde kalakaldı. Ne yapacağını bilemeden bir adım geri attı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE