Mahalle sokaklara dökülmüştü. Kadınlar başörtülerini gelişigüzel tutturmuş, çocuklar annelerinin arkasına sığınmış, erkekler elleri belinde toplanmıştı. Herkesin yüzünde aynı ifade: şaşkınlık, öfke, merak. Melike Hanım, evinin kapısını sertçe itip dışarı fırladığında gördüğü manzara karşısında nefesi kesildi. İleride, kalabalığın ortasında oğlu Tugay vardı. Yanında ise, mavi gömleğinin önüyle bedenini örtmeye çalışan, sarsılmış ve korkudan adım atmaya mecali kalmamış Kardelen. Melike Hanım’ın gözleri doldu. O an içinden oğluna değil, o zavallı kızcağıza acımak geçti. Kardelen’in yüzü öyle bir hal almıştı ki, annelik içgüdüsüyle sarılıp sarmalamak istedi onu. Tugay, kalkan gibi duruyordu Kardelen’in önünde. Dursun ve Ferhat’a meydan okurcasına dikilmişti karşılarına. Nefesi sert, bakışla

