5. BÖLÜM

634 Kelimeler
Sultan Murad'ın kollarında Has Oda’nın derin sessizliğine taşınan Sâre, hamamın soğuk dehşetinden sonra hünkarın tenindeki yakıcı sıcaklıkla sarsılıyordu. Murad, onu ipek çarşafların üzerine bıraktığında oda, sadece dışarıdaki rüzgarın uğultusu ve ikisinin hızlanan nefesiyle doluydu. Murad, yırtıcı çevikliğiyle Sâre’nin üzerine eğildi. Az önceki öfkesi, yerini dizginlenemez bir arzu fırtınasına bırakmıştı. "aklım kızıl saçlarına bağlanmış yerinde değil sanki hatun," diye fısıldadı, sesi gürleyerek değil, bir fırtına öncesi sessizliğiyle çıkıyordu. Eli, kızın nemli ve kızıl saçlarının arasından geçip boynuna indi. Sâre, hünkarın parmakları tenine değdiği an titredi; bu hem korku hem de vücudunun daha önce hiç tanımadığı bir uyanışın habercisiydi. Murad, kızın üzerine eğilip ıslak elbiselerinden onu tamamen arındırdığında, Sâre’nin bembeyaz teni mum ışığında bir inci gibi parlıyordu. Murad’ın elleri, kızın titreyen bacaklarına indiğinde Sâre hafifçe geri çekilmek istedi ama hünkarın güçlü elleri buna izin vermedi. Murad, Sâre’nin kulağına doğru eğilip nefesini tenine bıraktı: "Korkma kızıl hatun... Bu mülkün sahibi benim ama bu gece ben senin esirinim. Canını yakmak değil, seni kendime katmak isterim." Murad’ın dudakları, Sâre’nin şah damarının üzerinde gezindi. Genç kızın nabzı, bir kuşun kanat çırpışı gibi Murad’ın dudaklarına çarpıyordu. Murad, Sâre’nin ıslak belini haşince okşayınca, odadaki mum alevleri bu tutkuyla dans etmeye başladı. Murad’ın kaslı ve çıplak göğsü, Sâre’nin narin tenine mühürlendiği an, sarayın tüm yasakları o kapının ardında kaldı. Has Oda’nın ağır kapıları dış dünyaya kapandığında, içerideki hava sadece mumların yaydığı loş ışıkla değil, tenlerin birbirine olan açlığıyla da ağırlaşmıştı. Murad, Sâre’yi yatağın ortasına bıraktığında gözleri, kızın ıslak ve titreyen vücudunda bir fatih edasıyla gezindi. Murad doğrulup hatunu şöyle bir süzdü ve ayaklanıp üzerindeki kıyafetten kurtuldu.Sâre’nin kızıl saçları beyaz yastıklara dağılmış, göğsü aldığı hızlı nefeslerle inip kalkıyordu. Murad, dizlerinin üzerinde yatağa tırmanıp kızın üzerine çöktüğünde, aralarında tek bir milim bile boşluk kalmadı. Murad’ın sert ve yakıcı dudakları, Sâre’nin titreyen dudaklarıyla buluştu. Dilleri, bir savaş meydanındaki iki kılıç gibi birbirine dolandı; hırslı, ıslak ve dizginlenemez bir arzuyla... Sâre, hünkarın dilindeki o baskın tadı aldıkça başı dönüyor, parmaklarını Murad’ın heybetli sırtına geçirerek onu daha da kendine çekiyordu. Murad’ın elleri durmuyordu; avuçları Sâre’nin kavisli belinden yukarı, göğüslerine tırmandı. Her dokunuşu, kızın teninde yangın yerleri bırakıyordu. Sâre’nin boğazından dökülen boğuk iniltiler, Murad’ın kulağına ulaştığında hünkarın sabrı tamamen taştı. Murad, kızın bacaklarını iki yana açarak arasına yerleştiğinde, Sâre onun uyanmış, sert ve kudretli varlığını kendi kasıklarında hissetti. Bu, sadece bir bedenin diğerine girişi değil, Murad’ın Sâre’yi tamamen mühürlemesiydi. Murad, tek bir sert ve kararlı hamleyle Sâre’nin içine girdiğinde, genç kızın çığlığı Murad’ın dudaklarında eridi. Sâre’nin bedeni bu devasa dolulukla gerildi, gözleri tavandaki altın varaklara dikildi ama sonra Murad’ın terli alnını ve kendisine tutkuyla bakan gözlerini görünce ona sımsıkı sarıldı. Murad, her bir itişinde Sâre’nin ruhunu söküp alırcasına derinlere inerken, yatağın gıcırtıları odanın içindeki ritmik iniltilere karışıyordu. Sâre, üstündeki bu devasa adamın ritmine ayak uydurarak kalçalarını yukarı kaldırdı, her vuruşta biraz daha yukarı tırmanan bir hazzın zirvesine doğru sürüklendi. Murad’ın kasları her hamlede çelik gibi geriliyor, Sâre’nin boynuna bıraktığı sert öpücükler tutkunun şiddetini artırıyordu. İkisi de ter içinde, birbirlerinin nefesini soluyarak, o kaçınılmaz sona doğru hızla koştular. En sonunda Murad, Sâre’nin içine tüm gücüyle abandığında her ikisinin de dünyası bu sarsıcı vuslatın doruklarında parça parça oldu. Murat bambaşka diyarlardaydı… kasıklarını sertçe altındaki kızıl hatuna vururken Aklında sadece rüyalarında yaşadığı o mahrem ve ateşli anlar dönüyordu. Ama yetmiyordu bu kızıl afeti sarayın her köşesinde becermek istiyordu .Sare buğulanmış gözlerini açarak Murada baktı.kumral heybetli teni terden ıslanmış parlıyor,geniş göğüsü hızla inip kalkıyordu. Gözlerini birleşme noktalarına dikmiş dudağını ısırarak öylece bakıyordu. İri ve damarlı aletini usulca küçük mahremine bastırıp zorlukla içine sığdırıyordu.niyeti tamamını içine sokmaktı bu yüzden hareketleri temkinliydi.iyice kendini itmesiyle sare rahminin en ücralarında muradın varlığını hissederek açıtla sızlandı.murad eğilerek göğüs ucunu ağızına alarak sertçe bir bebek gibi emmeye başladı. ‘’Oğğhhhhh ‘’ ağzından istemsizce çıkan zevk inlemeleriyle utançla yüzünü yastğa gömdü. Sare kaçıncı olduğunu sayamadığı bir rahatlama yaşadı. Ardından durmadan içine çarpan Murad haykırarak boşalıp kendini yan tarafa attı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE