Sabah olur olmaz Dolunay geceki o yoğun, nefes kesici anların ağırlığıyla gözlerini araladı. Yastığına sinmiş o tanıdık sedir ağacı ve misk kokusu, dün gecenin bir rüya olmadığını acımasızca hatırlatıyordu. Aren gelmiş, onu kâbusundan çekip almış ve zihnindeki o utanç verici, günahkâr düşünceleri bizzat yüzüne vurmuştu. Ve bugün... O iddianın bedelini ödeyeceği gündü. Dolunay yatakta bir ok gibi doğruldu. Kalbi anında hızlanmıştı. Komodinin üzerindeki dizüstü bilgisayarına uzanırken parmakları titriyordu. Ekranı kaldırdı, YouTube sekmesini açtı ve gözlerini sımsıkı yumdu. İçinden, ‘Lütfen izlenmemiş olsun, lütfen algoritma beni gömmüş olsun...’ diye dua ediyordu. Tek bir gözünü korkarak araladı. Ve o an, nefesi boğazında takılı kaldı. Ekrandaki rakamlar ona bir hata gibi geldi. Sayfayı

