4. Bölüm

1598 Kelimeler
4. Bölüm Burnundan nefes verip savurarak bıraktı beni. O hızlı adımlarla arabasına dönerken ben kolumu ovuşturarak arabaya yürüdüm. Tuhaf bir şekilde Thayer kapımı açmak için gelmişti. Otomatikleşmiş bir halde "Teşekkürler." Diye mırıldanıp Harvey'nin yanına oturdum. Şimdi içimde, bir mafyanın kızı olma özgüvenini yitirmiştim. Harvey'nin yanında otururken tehdidi yüzünden hala titrediğimi hissettim. Bana bakmıyordu konuşmuyordu da; sanki az önce birini tehdit etmemiş gibi rahattı. Elinde telefon, mafya işleriyle uğraşıyordu. Sıktığı kolumu ovuşturup titreyen bedenimi sakinleştirmeye çalıştım. Paris'in şehir ışıkları görünmeye başladığında rahatlamıştım. Yine de şehre girmeden bir bağ yoluna saptık ve toz duman içerisinde bir villanın önüne geldik. Harvey'ninkine benzer birçok lüks araba da villanın etrafındaydı. "İn." Dedi Harvey tok bir sesle. Komutuyla yerimden sıçradım. Thayer önce Harvey'nin ardından benim kapımı açınca daha çok şaşırdım. Harvey yüzüme bakarak yanıma yaklaştı. "Gülümse biraz." Dedi sıkkın bir sesle. "Bu gece yanımda olmaktan mutlu olmalısın." Deyince içimde yükselmeye başlayan anksiyetimi bastırarak dudaklarımı ısırdım. Ettiği tehditten sonra yanında mutlu görünebileceğimi mi sanıyordu? Manyak adam!... Elini belimle kalçam arasında bir boşluğa atıp yürümem için komut verdiğinde hala allak bullak ifademi düzeltmeye çalışıyordum. Kapıdaki güvenlik yaklaştığımızı görerek kenara çekildi. Ahşap kapı sonuna kadar açılmıştı. Havada asılı kalan sigara dumanının gri görüntüsü kapının açılmasıyla dışarı firar ediyordu ancak kesif sigara ve puro kokusu hala içerideydi. Şıngırdayan çiplerin sesi kulak tırmalıyor; kalabalık bir mırıldanma kumarhaneyi dolduruyordu. Harvey belimdeki elini içeri iterek önden girmemi sağladı. Birkaç kişiyle selamlaşıp beni tanıştırdıktan sonra Hafif göbekli, kırklı yaşlarının ortalarında bir adamla hararetli bir konuşmaya girince ne yapacağımı bilemeyerek ortada kaldım. Benim gibi bir sürü kız vardı ama hepsi bir şekilde bir erkekle temas halindeydi. Bir an Harvey'e sarılmayı düşünsem de mafya şeylerini konuştuklarını ve bunu duymamı istemeyeceğini düşündüm. Ayrıca bana dokun, sarıl, temas et falan da dememişti. Sözünü dinleyerek etrafta dolanan garsonlardan bir kadeh şampanya aldım. O sırada Harvey elini belime atıp beni bir masaya doğru sürükledi. Pokere oturuyordu. Asla anlamadığım bir oyundu. Krupiye çipleri oyuncu sayısına göre ayırıp kartları dağıtmaya başlayınca masadaki diğer kızlara baktım. Kimisi ayakta duruyor kimisi ise erkeklerin oturduğu koltuk kenarlarına tünüyordu. Ayakta durmaya karar verdim. Harvey'nin koltuğunun arkasına geçip koltuk başından tutmak için eğildim. Yanından ayrıldığım için nerede olduğumu arayan bakışları sağa sola dönünce eğilip "Arkanızdayım, efendim." Diye mırıldandım. Tam olarak arkasına dönüp benim de arkama baktı. Arkamda başka bir masa poker çeviriyordu. "Buraya gel." Nazikçe kolumdan yakalamasına şaşırarak yanına geldim. Koltuk kenarına çekip oturmamı sağladı. Masadaki erkekler dikkatlerini kartlara vermişlerdi, kızlar ise oturan erkeklere dokunmak, gülümsemek ve cilve yapmakla meşguldü. Kızlar rahat rahat erkekleri okşadıkları için Harvey'e eğilirken yanlış bir şey yaptığımı düşünmüyordum. "Ben de ahtapot gibi sana sarılıp okşamalı mıyım?" diye fısıldadım. Bir gülümseme çıktı dudaklarından. Hemen toparlanırken "İstiyorsan yap." Diye mırıldandı. İstemiyordum. Başımı savurarak önüme döndüm. Sıra dönmüştü. Harvey kart istedikten sonra elinde biriktirdiği desteye baktı. "Görüyorum." Dedi. Sıra bir sonraki adama geçmişti. Harvey'nin geriye yaslanırken elini koltuğun etrafından, kalçalarıma attığını hissettim. Baldırımdan aşağı dökülen dekoltemdeydi parmakları. Gerilerek belimi doğrulttum. Bakmadı bile. Yutkunurken baldırlarımı okşayan sıcak parmaklarını görmezden gelmeye çalıştım. Sıra tekrar ona geldiğinde elini çekmişti şükürler olsun ki. Rahatlayarak ellerimle at kuyruğumu düzelttim. Harvey bir kart daha istedikten sonra bu kez kollarını bacak bacak üstüne attığım bacaklarıma yasladı ve "Ne dersin güzelim?" dedi bana bakarak. Güzeli ben miydim? Bir saat önce beni öldürtmek isteyen adamla bu adam aynı kişi miydi? "Fena değil ha?" deyip göz kırpınca. Şaşkınlıkla elbisemin yakasını çekiştirerek elimle havayı savurdum. Kısık bir kahkaha attı. Sıra yanındakine döndüğünde "Görüyorum ve arttırıyorum Harvey." Dedi adam. El dönmeye devam ederken Harvey'nin parmakları tekrar dekoltemden içeri kaydı. Parmakları bacaklarımda dolaştıkça tehlikeli bir şekilde heyecanlandığımı hissettim. Bir erkeğin bacaklarımı okşaması beni zaten heyecanlandırırdı ama bunu herkese açık bir yerde, herkesin önünde yapması, işte bu tehlikeli bir boyutta heyecan vericiydi. Gerçi, burada herkes bir şekilde birbirini okşuyordu; utanmama gerek yoktu ama Harvey'le aramızdaki öldürücü gerilimi hatırladıkça bu heyecanın uygun olmadığını düşündüm. Yutkunarak eline uzandım. Hafifçe elini çekerken sıra solundaki adamdaydı. Adam "Pas," diyerek elini açtı. Harvey kağıtları masaya koyarken "Flosh." Deyince Sağındaki ve karşısındaki adam küfürler ederek kağıtları masaya savurdu. "Kazandık mı?" diye sordum Harvey'e eğilerek. Gülmekle yetindi. Sonraki ve bir sonraki oyunda da yanında oturdum ve o bana dokunmaya devam etti. O dokundukça vücudumun ısındığını, bacaklarımın içinin karıncalandığını hissettim. Daha da kötüsü, kanın vücudumda böyle azgınca dolaşması yüzünden artık Harvey'ye daha yakın duruyordum. Dirseğim omzuna yaslanmış bir halde parmaklarım saçlarıyla oynuyordu. Bazen, o parmaklarını dekoltemden içeri yönlendirip uyluğuma ulaştığında mesela ben de ne yaptığımı bilmeyerek parmaklarımı boynuna oradan gömleğinin içine doğru kaydırıyordum. Böyle devam ederse işler çığırından çıkacaktı. Ki pantolonundan baş veren çıkıntıyı fark ettiğimde onun için de işlerin sımsıcak bir hal aldığını anladım. Kahretsin! Göğüs uçlarımın sertleştiğini hissettim. Resmen bana dokunması için yalvaracak haldeydim. Oyunun sonlarına doğru nefes alışlarım derinleşip göz kapaklarım kapanınca kendime hâkim olmak için koltuğunun kenarından kalktım. Yoksa inleyecektim. Şaşırarak baktı bana. Tanrım, tahrik olduğumda her zaman olduğu gibi yanaklarım kızarmış olmalıydı. Bakışlarımı üzerimden çekerek oyununa döndüğünde ben de ateşimi düşürmek için tuvalete gittim. Lanet olsun, beni tehdit eden adamın dokunuşlarına teslim olmak üzereydim. Üstelik, herkesin içinde. Boynumu suyla ıslatıp ellerimle yüzümü yelpazeledim. Kahretsin! Göğüs uçlarım kıyafetimin bile üzerinden belli oluyordu; kasıklarım yanıyordu ve iç çamaşırım ıslanmıştı. Bir kez daha boynumu ıslatıp tuvaletten çıkarak Harvey'nin masasına gittim. Arkasına geçecekken kolumdan tutup koltuğunun kenarına çekti beni. Titrek soluğumu dışarı üflerken kendime hâkim olmaya çalışıyordum. Gözlerindeki derin karartıyla bakıyordu bana. Yine neyi yanlış yapmıştım ki öfkesini dikmişti üzerime? Elini kalçamdan dolayıp oyununa döndü. Kaç tur daha oyun döneceğini bilmiyordum ama uzun sürmemesini diliyordum. Nitekim Harvey'nin parmakları duracak gibi görünmüyordu. Heyecandan düğümlenen boğazımı zar zor yutkunurken Harvey'ye döndüm. Bakışları üzerimdeydi. Gözlerini üzerimden çekerken önündeki çipleri öne sürüp "Rest." Dedi. Kartlarını yere açtığında ise elinde beşli vardı. "Flosh Royal." Oyuncular sırayla kartlarını masaya savururken Harvey beraberinde beni de kaldırarak ayaklandı. Bu kez eli belimdeyken beni kendine yaslamıştı. "Güzel oyundu beyler diyerek iki fişi krupiyeye verip çıkışa yöneldi. Onun bedenine bu kadar yakın olmak hiç iyi değildi. Kahretsin. Parmakları hiç uslu değildi!... Kumarhaneden çıkarken bile bel oyuntumu okşuyordu. Çıkar çıkmaz elleri arasından sıyrılıp yürümeye başladım. Arkamda kalmıştı ama kapıda durup biriyle sohbet ettiğini fark edince duraksadım. Git dememişti. Gerçi kal da dememişti ama şimdi onun orada sigara içtiğini fark ederek ve fark ettiğimi gördüğünü bilerek gidemedim. Onun bu, dediklerimi yap, demediklerimi yapma kuralı bu kadar basit konuları da kapsıyor muydu acaba. Gözlerindeki güçlü bakışa bakılacak olursa kapsıyordu. İstemsiz adımlarla yanına geri döndüm. Daha yürümeye başlamışken bakışlarını yanındaki adama çevirmiş gülümsüyordu. Emri altında olmam hoşuna gidiyordu. Benimse zoruma... Yanına ulaşmama iki adım varken elini açtı ve kolunun altına girmemi bekledi. İç çekip kolunun altına yerleştim. Sigarasının dumanını yüzüme üfleyince yüzümü buruşturarak başımı çevirdim. Buna efendilik taslamasına güldüğünden daha fazla güldü. Yanındaki adam Harvey'nin omzuna yavaşça dokunup "Pekâlâ dostum," dedi. "Senden haber bekliyorum." Ve gitti. Adamın gitmesiyle kolunun altından çıkmaya çalıştım ama buna müsaade etmedi. Sigarasından bir duman daha üflerken yüzüme konuştu. "İtaat edince gece nasıl da keyifli geçti, değil mi?" Evet, milletin içinde benimle ayak üstü sevişmek muhtemel ki çok keyif vermişti ona. Bakışlarımı başka tarafa çevirdim ve cevap vermeye hazırlanan sivri dilimi ısırdım. Yine de... "Beni okşamanızdan hoşlanmadım." Demekten alıkoyamadım kendimi. Yüzüne dönerken ise istediğini vermek adına ekledim. "Efendim." Gergin bir şekilde dudaklarını yaladıktan sonra elini üzerimden çekip önden önden yürümeye başladı. Sigarasını da bir kenara fırlatmıştı. Ona itaat etmiştim; istediğini elde etmesine izin vermiştim ama gecenin sonunda yumuşak kelimelerle dahi olsa haddini bildirmemden hoşlanmamıştı. Üstelik bu kez, onun istediği gibi, efendim de demiştim. Üzerime gelip beni hırpalayabileceği tek bir bahanesi yoktu. Keyifle kollarımı göğsümde bir edip peşinden giderken Thayer'in benim kapımı açtığını ve binmemi beklediğini gördüm. Harvey'nin yanına oturup eteğimi düzelttim. Bakışları düzelttiğim eteğimin arasından görülen dekoltemdeydi. O beni çıldırtmıştı. Şimdi sıra bendeydi. Yırtmacımın olduğu taraftaki bacağımı diğer bacağımın üzerine attım. Eteğimin yırtmaçlı kısmı bacaklarımdan kayıp bacaklarımı açıkta bırakırken Harvey boğazını temizleyip bakışlarını başka tarafa çekti. Etrafta onun metresi olduğuma inanması gereken mafyatik tipler de yoktu. Bana dokunamazdı. Çiftliğe varana kadar pozisyonumu bozmadım. Harvey ise bir süre özellikle bana bakmamaya çalıştı. Telefonuna gelen bir bildirim sesiyle ise tüm dikkatini gelen mesajlara verdi. Doğrusu, etkimden bu kadar kolay çıkması beni hayal kırıklığına sokmuştu. Çiftliğe gelince ayaklarım geri geri gitti. Beni bir kuş gibi kafese kilitlemesini istemiyordum yine. Olduğum yerde dikilerek odanın penceresine baktım. Yürümediğimi fark eden Harvey karşıma dikildi. Konuşmamı bekliyordu. Beni ölüme terk etmekle ilgili ettiği tehdidin ardından nasıl söyleyebilirdim? "Ne?" dedi ben konuşmayınca. Göğsümü derin bir nefesle doldurup şansımı denedim. "Kaçmayacağımı biliyorsun." Dedim yavaşça. "E?" Anlamasının kıt olduğunu sanmıyordum ama lafın nereye gittiğini görmesine rağmen durumu sorgulamasını anlamıyordum. "Beni kilit altında tutmana gerek yok." Kirpiklerinin altından baktı bana. Uzun uzun inceledikten sonra "Odana çık." Dedi. Gözlerimi devirdim istemeden. Tamam ya da olmaz; bir cevap verse ölür müydü yani? Cevapsız bakışlarına biraz daha bakıp sitemli bir şekilde yürümeye başladım. Peşimden geliyordu; peşimden gelmesine bakılacak olursa kapımı kilitleyecekti. Odaya girip ayakkabıları ayağımdan çıkartarak duvar dibine fırlattım. Arkamda durup beni izlediğini hissedebiliyordum. Ellerimi fermuara götürürken ona doğru döndüm. Belki utanır da beni geçireceğim sinir kriziyle baş başa bırakırdı. "Gider misin artık?" dedim duruşunu bozmayınca. Dudaklarını araladı. Cebinden anahtarı çıkartırken "Arkamdan kilitle." Dedi gözlerime bakarak. Anlamlandıramadım. Kilit altında durmamın sebebi kaçma ihtimalim değil miydi? Kendi kendimi niye kilitleyecektim ki? "İçeride bir köstebek var." Dedi anlamadığımı fark ederek. "Odadaysan ve yanında ben yoksam kapını kilitlemeyi unutma." - - _ Krupiye: Kumarhanelerde oyunu yöneten moderatör kadın/erkek anlamına gelir. Yüze sigara dumanı üflemek: Argoda, bir kadın ya da erkeğin karşı cinsin yüzüne sigara dumanı üflemesi, onunla yatmak istediği anlamına gelir. Not: Merhaba arkadaşlar, öncelikle nasılsınız? :)) Umarım iyisinizdir :) Hikayenin erotik olduğunu biliyorum; o yüzden yorum yapmakta, oy vermekte sıkıntı yaşayabilirsiniz ama oy ve yorum yazarın ekmeğidir. Allah, peygamber aşkı için oy verin, benden yorum eksik etmeyin :D Eleştirilerinizi de zevkle dinler, düzeltmemi istediğiniz yerler varsa belirtmenizi isterim :)) Gününüzün güzel geçmesini diliyor, sizi bir sonraki bölüme de bekliyorum :*
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE