ALINTI
" adın nedir"
güzel yüzü kadar seside güzeldi.
sırıtarak, " Abdulrezzak binberrak" dedim...
aniden gözleri kocaman açılmış bana inanamaz gözlerle bakmıştı.
" höst!! bu ne biçim isimdir böyle! anan seni sevmiyimi ki böyle ecnebi bir isim koymuş"
şivesi kayık olduğunda zar zor anlıyordum dediklerini.
gülerek, Orta parmağımı burnumun üstünden gözlüğümü hafifçe yukarı kaydırdım.
" öyle demeyin lütfen! anneciğim benim hep bir imam olmamı istediği için ismimi Abdulrezzak binberrak olarak koymuş..."
yalandı... annem asla imam olmamı değil, cami önünden bile geçtiğimi bilmezdi. bana hep senden adam olmaz derdi..
bir nevi evet, olmadı. ama bu güne bu gün bir üsteğmen idim.
karşımdaki kanatsız Melek, yüzünü ekşiterek, " ıyyy... o zaman sen ailenin en sevilmeyen çocuğusun kesin"
bu sonuca nasıl vardı bilmiyorum ama öyle bir şey imkansızdı. ailem süreli diğer abilerim, ve ablalarımdan önce beni üstün görürledi.
elimi cübbemin cebine koyarak, biraz daha rahat oldum karşısında.
" öylemi canım! ama yanlış biliyorsunuz! benim ailem son derece bana düşkün ebeveynlerdir..."
yüzü boka bakar gibi bana tiksindirici bir ifadeyle bakınca, bir kaşımı hayretle kaldırıp yüzüne sorgulayan bir ifade ile baktım.
" neden yüzüme bok görmüş gibi bakıyorsunuz hanımefendi?"
sinirli bir tonda söylemedim. ama o aniden sinirlenmiş gibi bana ağzı açık bir şekilde bakıyordu.
" yahu anan baban sana hiç terbiye göstermemişmi? ne diye öyle pis lafları ağzına alıyorsun"
haklıydı. sadece biraz rahat takılmıştım. karşımda bir bayan olduğunu tamamiyle unutmuştum.
" ay canım sende... ilahi yani, bende artık bu köyün bir insanıyım. beni yabancı bilme diye dedim. yoksa inan tanısan çok çooook daha da çooook seversin beni"
dediklerimle bir an beni baştan aşağı süzüp tekrar gözlerime baktı.
" sen de hele! bu Cübbeyi sünnet olduğun içinmi giydin"
söyledikleriyle kendimi tutamayıp, hayvani bir kahkaha attım. şuan daha iyi anlıyordum bu köyün ne kadarda imansız kaldığını...
ellerimi gülmekten ağrıyan karnıma atıp, gülmemi bastırmak için eğilip, toparlanmaya çalıştım.
sesini tekrar duyunca, başımı kaldırıp ona baktım.
" law! ne var ki güldün öyle! söylesene ! Allahım yarabbim. delisin herhal!"
doğrulup, daha ciddi bir ifade ile cübbemi düzelterek konuştum.
" ben imamım... bu köye kadrolu imam olarak geldim. "
söylediklerimi önce kaşlarını çatarak dinledi, sonra üstümdeki Cübbeye kocaman gözleriyle baktı. daha sonra ise
" YOK EBESİNİN AMI!!" diyerek noktaladı...
küfür desen var. maşallah. bu köye iman getirmek zor olacak, ama imkansız diye bir şey yoktur. ...