3.BÖLÜM🌼 (DEĞİŞİM)

2298 Kelimeler
Bu bölümde kitabımıza geni karakterler geliyor... Umarım beğenirsiniz öpüyorum kocaman :* Bölüm şarkısı- Cem Özkan-Bir hayat yeter bize • • • Uyandığımda evin her yerinden başka sesler geliyordu. Kahramanım gitmişti yanıma küçük bir not bırakmıştı. "İnan bana sen dünyanın en güzel kızısın her geçen gün daha da güzelleşiyorsun. Artık yaşadıkların seni daha da büyütüp güzelleştiriyor. Seni çok seviyorum güzelim. Benim biraz işim var ben gelene kadar burada kal. Kahramanın." Toprak'ın her anımda yanımda olmasını çok seviyordum o benim en yakın arkadaşımdı her zaman bana destek olandı. Gerçekten aşırı yakışıklıydı ama hiç sevgilisi olmamıştı. Çünkü bizle arkadaş olduğundan belli benim başımıza bela açmalarımla uğraşmıştı. Bir gün eğer Toprak'ın sevgilisi olursa Toprak'ı onla nasıl paylaşırdım bilmiyorum. Yatağımdan çıkıp balkona çıkmıştım aşağı baktığımda polis arabasını gördüm ve giyinme odama geçip üstüme salaş beyaz bir tişört ile klasik bir kot pantolon altına da spor ayakkabılarımı giymiştim. Tam bu esnada Hafize abla girdi odaya. "Ah meleğim nasıl oldun aşağı haciz memurları gelmiş eşyaların fiyatlarını alacak birazdan senin odana da gelecekler kıyafetlerini toplamaya gelmiştim bende." "Hafize abla bundan sonra seninle görüşmeyecek miyiz?" "Olur mu öyle şey ben hep sizin eve yardıma gelirim şimdide geleceğim ha artık evinizin hizmetli ablası olmayacağım. Evinizin ablası olacağım. Yıllarca ekmek yedirdiniz bana bir kötülüğünüz olmadı. Bu evde yıllarım geçti iyi kötü bir yığın anılar. Ne yani ev gitti para gitti diye yaşanmışlıklarda gitmedi ya." Dedi gözlerinden yaşlar akarak. O bile bu kadar üzülmüşken ben nasıl üzülmeyecektim. Kocaman sarıldım Hafize ablama. O sırada annem kocaman bir valizle geldi. "Kızım Hafize ablan kıyafetleri koysun. Bizimkiler toplandı bir kaç para etmeyen ufak tefek eşyalar var onlarla birlikte yeni eve gidecek." "Tamam anne, ben Hafize ablama yardım ederim." "Tamam o zaman bende yeni eve gideyim orayı düzenliyim sizde gelirsiniz sonra." Annem sanki ne yaptığını bilemez gibi dört dönüyordu evin içinde. Ben bir bir kıyafetlerimi katlayıp bavula koyarken Hafize ablada çalışma masamı ve çekmecelerimi topluyordu. "Bak ne buldum her sene birbirlerinize yazdığınız anı defterleri. Bunları güzel sarıyım da bozulmasın başına bir şey gelmesin siz üç haylazın tüm hayatı burada." "Teşekkür ederim Hafize ablam." Kıyafetlerim tek bir bavula sığmamıştı bu yüzden kalan kıyafetleri de büyük kolilere koymuştum. Bu kadar kıyafeti ne yapacaktım içlerinden bazılarını satabilirdim aslında. Bu düşüncelerle bütün giyinme odasını boşalttıktan sonra Hafize ablaya saati sormuştum ve neredeyse gün bitmişti saat üç buçuktu. Kahramanımda kardeşimde yoktu ortalarda. Haciz memurları biz giyinme odasını boşaltırken benim odamdaki eşyaların fiyatını almıştı. Aşağıdaki küçük kamyonun yanına gittim. Orta yaşlı olduklarını tahmin ettiğim adamlar eşyaları yüklüyordu. Bende yanlarına gidip "Merhaba kolay gelsin. Acaba bende sizinle gelebilir miyim yeni evime?" Beni onayladılar eşyaların yüklenmesi bittiğinde bende bindim ve kamyonla beraber yola çıktım. Bu taşıdığımız ev yıllardır annemin eviydi ama hiç bir zaman gitmemiştim sadece sahile yakın olduğunu biliyorum. Annem kadına şiddet, tecavüz veya tacizle ilgilenen bir çok derneğe üyeliği vardır. Bir çok kadına yardımda bulunmuştur. Annemin sevdiğim tek özelliği bu olabilirdi. Bu ev kendisine dernekten ufak bir hediyeydi. Daha sonra kendine bir çiçekçi açmıştı orada çiçek satışı yapıyordu. Daha sonra işleri aşırı iyi gidince şubelerce açmış oldu. Babam organizasyon şirketi işlettiği için annemin çiçek dükkanı bir çok organizasyonun göz bebeği oluyordu özellikle kır düğünleri davetleri olduğu zaman annemin dükkanında ne kadar çiçek varsa hepsi giderdi. Genelde ben Toprak ve Berk'i o organizasyonlara sokardım ve biz sürekli o davetlerin süper üçlüsü olurduk. Magazin programları bizimle çok fazla röportaj yapıyorlardı çünkü hem gençtik hemde seven kitlemiz çoktu genel arkadaşlığımız genel eğlenme şeklimiz bir çok insan tarafından seviliyordu. Artık röportaj yapacaklarını hiç sanmıyorum çünkü artık ben zengin değilim. Bir aya kalmaz magazinin tozlu sayfalarıyla beraber rafa kaldırılacaktım. Sahil yolunu görmüştüm. Yani eve yakındık sahil yolunu biraz ilerledikten sonra ara yola döndü ve bir apartmanın önünde durdu. Dört katlı çok eski sayılmayan ama yeni de olmayan bir apartmandı. Biraz etrafa bakındı ileride bir park vardı parkta bir sürü serseri tipli benim yaşlarımda çocuklar vardı. İçlerinden biri ile göz göze geldim. Bizi fark edince yanındakilere bir şeyler söyleyip kalkın der gibi kaş göz yaptı ve bu tarafa doğru gelmeye başladılar. İçlerinden esmer boyu uzun gözleri kahverengi saçları dağınık kulağında küpe giyiminden serseri olduğunu anladığım çocuk elini uzattı. "Merhaba ben Aras bu mahallenin çocuğuyum." "İren!" Dedim elimi yavaşça uzatarak sert ve kendimden emin bir şekilde yapmacık bir gülümseme ile onayladım dediklerini. "Biz yardım edelim de çabucak boşalsın kamyon ağabeylerin işleri vardır." "Aslında gerek yok siz hiç yorulmayın." "Olmaz öyle şey!" Diyerek diğer arkadaşlarını kafa işaretiyle yönlendirdi her biri birer ikişer koli alıp yukarı çıktılar. "Kaçıncı kat?" diye sordu bakışları aşırı sert olan o çocuk. Biraz daha baksam sanki beni kesecekti. "Üç" diyebildim sesim bir an yetersiz çıkmıştı. "O baktığın kişi arkadaşım Mert. Sert görünür ama bakma pamuk gibi insandır yemez yani." "Çok komik hah hah ha" Ne gıcık çocuktu oda yanımdan ayrılarak bir koliyi alıp yukarı çıktı. Ben biraz daha etrafa bakındım evden sahil gözüküyordu bu iyi bir şeydi. En azından nefes alabilektim. Hava esmeye başlamıştı kollarımı birbirine geçirdim hava kararmak üzereydi. Kahramanım ve kardeşim neredeydi acaba. Kamyonun arka kapısının kapanma sesiyle kendime geldim. Az önce adının Aras olduğunu öğrendiğim çocuğun yukarı gönderdiği çocukların bir kısmı üstünü başını çırparak çıktılar. Bende yukarı çıkmak için yöneldim. Kapı açıktı içeri girerken ayakkabılarımı çıkartıp. İçeri doğru girdim uzun bir koridordu yanlara odalar açılıyordu. İlk girer girmez misafir tuvaleti vardı. Hemen karşı çaprazında mutfak vardı. Adının Aras olduğunu öğrendiğim o çocuk mutfaktaki lambayla uğraşıyordu. Onu görmezden gelmeye çalışarak devam ettim mutfağın yanında küçük bir oturma odası vardı ve o odanın karşısında da kocaman bir misafir odası vardı. İkisinin ortasında da ayrı bir koridora açılan kapı vardı kapıdan girince banyo ile karşılaşıyordun. Hemen yanına iki oda açılıyordu biri benim odamdı diğeri de annemle babamın odası. İçimden umarım artık daha az kavga ederler çünkü bu sefer direk kavgalarına şahit olurdum. Kendi odama geçerek eşyaların yanından sıyrılıp camın önüne geldim ve balkona açılan kapı vardı. Annem yine balkonlu odayı bana vermişti. Buna tırmanamazdım. Hem yüksekti hemde burası villa değil apartmandı. Karşıya baktığımda sahili görüyordum ne garipti önceden havuzu görürdüm şimdi ise Deniz hangisi zenginlikti. Birisi doğaldı güzeldi nefes açıyordu. Diğeri ise yapaydı ve buram buram klor kokuyordu. Düşünüyorum da orayı güzel yapan benim anılarımdı. Bu esnada gözümden yaşların akmasına engel olamadım ve elimi cebime atıp sabah kahramanımın yazdığı notu açtım tekrar okudum. "İnan bana sen dünyanın en güzel kızısın her geçen gün daha da güzelleşiyorsun. Artık yaşadıkların seni daha da büyütüp güzelleştiriyor. Seni çok seviyorum güzelim. Benim biraz işim var ben gelene kadar burada kal. Kahramanın." Tam bu esnada alışık olmadığım ama yabancı olmayan o sesi duydum. "Odan güzelmiş sarışın." "Senin burada ne işin var?" "Mutfağın önünden geçerken pek iyi görmedim bir bakayım demiştim haddimi aştım sanırım özür dilerim." "Hayır aşmadın sadece senin sesini duymayı beklemiyordum." "Peki seni bu kadar derin düşüncelere ve üzüntüye boğan şey ne?" Diye sordu kollarını birleştirip kapıya yaslandı. Sanki dinlemeye vaktim var der gibi gözüküyordu. "Henüz sadece adını bildiğim birine anlatacak kadar değerli değil Aras." "Anladım eğer burada uzun süreli kalırsan tanırsın zaten. O zamanı bekleyeceğim seni dinlemek çok güzel olacak." "Ne kadar kalacağımı bende bilmiyorum. Bildiğim tek şey babamın beni burada uzun süre yaşatmak istemeyeceğidir." "Nesi varmış buranın. Hala eski mahalle tadında bir mahalleyiz tek kötü olan dedikodu ha bir de aşağı mahalleyle kavgalarımız. Demişken aşağı mahalleye geçme. Geçersen de mutlaka yanında biri olsun." Ne yani şimdi bu bana emir mi vermişti? Yok ben yanlış anlamışımdır. "Sen bana emir mi verdin?" "Nasıl anladığına bağlı eğer geçmekte inat edeceksen emir ama yok geçmeyeceğim sebebini merak ediyorum diyorsan küçük bir tavsiye. Madem uzun kalmayacaksın başına bir bela gelmesin sarışın." "Bana niye sarışın diyorsun?" "İçimden öyle geliyor benim herkese vardır bir lakabım." O sırada Aras'ın telefonu çaldı rahatını hiç bozmadan telefonu aldı. Açtı konuşmaya başladı. "Efendim aşkım?... Mahalleye yeni birileri taşınmış onların evini yerleştiriyoruz... Elif'lerin apartmanı.... Bir tane kızları var sadece... Kıskançlık mı yapacaksın gerçekten?... Ahh biliyorum benle sevgili olmak için her şeyi yaptın şimdi kaybetmek istemiyorsun anladım ama bana güvenmezsen bu ilişki devam etmez aşkım..." Konuşmalardan anladığım kadarıyla sevgilisiyle konuşuyordu. Ve sanırım konu bendim bu konuşmalar devam ederken o yavaşça doğruldu ve kapıya doğru yöneldi. Anneme kısa bir gülümseme atıp el salladı kapıyı açıp ayakkabılarını giydi bir yandan da konuşmaya devam ediyordu. İstemsizce takip etmeye başlamıştım. Sevgilisi vardı yani tipine göre olması gayet normaldi anlayamadığım Elif falan demişti o kimdi? Bir anda sanki her şeyi unutmuştum kahramanımın yazdığı notta elimde kalmıştı onu cebime sıkıştırdım. Aras'ı takip edecektim, Aras çoktan aşağı inmişti bende anneme birazdan geleceğim diyerek kapıdan çıkmıştım ki apartmanın kapısını açar açmaz sert bakışlı o çocuk ile karşılaştım tahminimce Aras'ın telefonla konuşmasının bitmesini bekliyordu. Aras'da hala telefonla konuşuyordu ama konuşmadan anladığım kadarıyla telefonu kapatma konuşması yapıyordu. Telefonu kapattı yanımda duran sert çocuğa doğru dönerek "Neymiş efendim artık başka... Aaa sarışın sende mi buradaydın." O an donup kalmıştım ne diyecektim sonuç olarak Aras için inmiştim ve sert bakışlı o çocuğun bakışları sürekli benim üzerimdeydi. "Buradaydı da kardeşim niye buradaydı? bende onu anlamaya çalışıyorum." O sırada bana aşırı tanıdık gelen o sesi duydum "Güzelim ben sana evde kal demedim mi ben getirecektim seni buraya." Onu görünce koşarak kahramanıma sarıldım yine farkında olmayarak kahramanım olmuştu. Arkasında da kardeşim vardı. "Asıl siz neredesiniz bakalım kaç saattir yoksunuz? Telefonum da yok, Özledim ikinizi de." "Küçük şeytanım hafif işlerimiz uzadı. Annem ve Doğan ağabey sizin şirketi dolandıranları bulmak için bizden yardım istedi onunla uğraşıyorduk." "Beni niye almadınız bende gelseydim." "Senlik bir iş değildi güzelim ama bu iş aşırı karışık yaklaşık bir altı yedi aydır planlanıyormuş belli ki çünkü üç tane şirket çalışanınız işten ayrılmış bir hafta önce." "Sizden ne yardımı istediler?" Bunu sana söyleyemeyiz güzelim öğrendiğin zaman çok fazla üzüleceksin." "Anladım kahramanım." "Her şeyi anladımda küçük şeytanım şu iki çocuk niye sana bakıyor?" "Bilmem az önce bizim evi taşımaya yardım ettiler de. Öyle küçük bir tanışma oldu." Toprak elini Aras'a uzatarak. "Merhaba ben Toprak Yılmaz." "Bende Aras Tekyıldız. Tanıştığıma memnun oldum." Berk eksik kalır mı? "Bende Berk Gümüşsoy." Sert çocuğun ise ikinci defa konuşmasını duymuştum. Kahramanıma ve kardeşime elini uzatıp. "Bende Mert Kara." Yaptı bu çocuğa eğer bir isim takacak olursam ilerde kesinlikle adı sert çocuk olmalı. O sırada apartmanın kapısı açıldı üzerinde çiçekli omuzları açık bluzu olan saçları omuzlarının biraz altında kahverengi diyebileceğim saç rengine sahip bir kız çıktı. Bir an bizi görünce eli ayağına dolaşıp "İnanmıyorum gerçekmiş. Sen İren, sen Berk, sende Toprak. Karşımdasınız şuan. Gerçi Berk seni daha önce bir sinemada görmüştüm. Ama İren ve Toprak'ı ilk defa görüyorum. Bende Elif bu arada" Aras'ın telefonda konuşurken Elif dediği kız bu olmalıydı. Bize hayran olduğu belliydi. "Ya ben sizin çok büyük hayranınızım. Size aşığım neredeyse. Ah İren benim güzel kızım gerçekten çok üzüldüm ama emin ol sen doğuştan asil ve güzelsin paran olmasa bile hepsine bin basarsın. Hem kahramanın ve kardeşin hep senin yanında olacaklar." Berk heyecanlı ve merak içinde sordu "Seni daha önce sinemada görmüştüm derken beni gördüysen Toprak ve İren'i nasıl görmedin?" "Çünkü yanında baban vardı. Onunla beraberdiniz. Örümcek adam eve dönüş yok filmiydi ve Peter'ın halası öldükten sonra film arası verilmişti ben ağlıyordum sende yanıma gelip. İyi misin diye sormuştun ve ben hem karşımda seni görüp hemde filmden dolayı daha duygusal olduğum için daha fazla ağlamaya başlamıştım. Sende ağlayan birine dayanamam ben diyerek gözlerin dolmuştu bende kendimi sakinleştirip hayranın olduğunu söylemiştim. Sen fotoğraf çektirmek istedin ama ben o heyecanla reddettim. Sende iyi o zaman diyerek film başlıyor ben gidiyorum dedin ve gittin." Toprak'ta Berk'ten daha az bir merakla sordu. "Ne zamandan belli bizim hayranımızsın?" "İren'in annesine bizim evin alt katını verdiklerinde evin sahibi kim diye araştırırken gördüm ve İren'in giyim tarzına falan hayranlıkla başladı önce daha sonra hayat tarzını da çok sevdim sonra arkadaşlığınız falan derken o zamandan belli sıkı takipçinizim." Bu kadar heyecanlı olması beni aşırı güldürmüştü ve bir anda ağzımdan "Bu arkadaşlığı gel de yakından tanı." Bunu benim demiş olmam hem Berk'i hemde Toprak'ı hayrete düşürmüştü. Haklılardı yıllarca biri hayatımın içerisine girer de gerçekleri öğrenirse diye sakındım ama Elif benim bir üst katımda oturuyordu ve ben ailemi çok iyi tanıyordum kavganın dozajı artacaktı ve Elif bir gün öğrenecekti. Bu kadar hayranımız olması beni ona yakın hissettirdi ve tanışır tanışmaz bana güçlü olduğumu ve doğuştan asil olduğumu söyledi bu demek oluyordu ki Elif beni param için takip etmiyordu beni gerçekten sevdiği için takip ediyordu. Hayat ne garipti değil mi? Yıllardır hayranı olduğun kızın bir günde hayatı değişmişti ve onunla arkadaş olma fırsatı kazanmıştı. Kiminin felaketi kiminin mucizesi olabiliyordu işte. Zamanında Berk'le o fotoğrafı çektirememişti ama şuan bu arkadaş grubunda olacaktı. Elif'i şoktan Mert çıkardı "Bize yıllarca bu üçlüyü anlattın şimdi bak arkadaşları olmanı istedi. Hemde bunu yapmayı hiç beklemediğin biri söyledi." "Bunu yapmayı beklemediği derken?" "Şimdi şöyle İren hanım biz böyle mahallenin gençleri olarak seni tanıyorduk. Elif senden hep bahsediyordu Berk ve Toprak'ın ilk tanışmasını bize anlattı ve sen daha sonra onlarla arkadaşlık yapmayı kabul etmişsin. Yani ikisine oranla senin daha az arkadaş canlısı olduğunu anlıyoruz. Bu nedenle bir gün Elif'le arkadaş olsaydınız ve bu arkadaşlığa katılması için teklifi Toprak'tan veya Berk'ten bekliyorduk biz. Sen bizi şaşırttın." O sessiz ve cool çocuk ne kadar da konuşkanmış ilk başlarda korkuyordum ama korkmamın hiç bir anlamı yokmuş. "Zaten Elif'in anca onu sevenlere kapalı gönlü de gözü de." Aras'a gidelim yaptı ve gitti. Elif ise şokun etkisinde olduğu için bu demek istediğine cevap dahi veremedi. Berk Elif'in yanına ilerleyip "İyi misin?" Dedi. Elif ise "İyi de İren sen gerçekten beni böyle hemen görür görmez arkadaşınız olmam. Gerçekten bunu istiyor musun?" "Sen bizim etrafımızda ki zengin insanlardan çok daha fazla zenginsin. Bizim çok hayranımız var ancak bunlardan çoğu bizim ihtişamlı ve zengin hayatımız için takip ediyor. Sen onlardan farklısın bizi biz olduğumuz için takip ediyorsun. Bu nedenle sana bizim arkadaşımız olmak çok yakışır diye düşündüm. Yanlış mı düşünmüşüm?" Diyerek kahramanıma ve kardeşime döndüm. Kahramanım kendinden emin bir şekilde "Bence güzelim doğru düşünmüş hem ben Elif'i gördüğüm an ısındım. Ben adını da Minnoş koyuyorum. Rahatsız olmazsan" "Çok sevinirim sarı kahraman" "Bak bende bu adı sevdim" Berk heyecanlı bir şekilde ben henüz karar vermedim." Bende Elif'e yaklaşıp "Bence sen benim prensesim olabilirsin." Dedim o an Elif'in gözlerinin içindeki mutluluk paha biçilmezdi. • • •
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE