43

645 Kelimeler

Anna’nın iç dünyasında inançla umutsuzluk birbirine sarılmış, çözülmesi güç bir düğüme dönüşmüştü. O an Tanrı’ya yönelttiği yalvarış, insanlığın çürüyen temelleri üzerinde yeşermeye çalışan bir umudun titrek yankısıydı. Gözlerinden süzülen yaşlar, sadece korkunun ya da hüznün değil, içsel bir uyanışın, bir yüzleşmenin izleriydi. Ellerini dua edercesine birleştirirken, parmaklarının arasındaki boşluklarda bile bir cevap arar gibiydi. Kalbi hâlâ bir mucizeye tutunuyordu; belki de var olmayan, belki de çoktan vazgeçilmiş bir mucizeye... Oysa Anna, bilimin kadınıydı. Hücrelerin, genetik kodların, olasılıkların ve kanıtların. İnanç, onun hayatında bir boşluğa bırakılmıştı, tıpkı hiç dokunulmamış bir kitap gibi. Bu ânı saymazsa, en son ne zaman dua ettiğini gerçekten hatırlayamıyordu. Belki bir

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE