“Şimdilik evet,” dedi Gordan; sesi sertti ama altında çatlaklar vardı, kontrolün sınırında bir yorgunluk. Arka planda yankılanan sesler—uzaktan patlayan sirenler, boğuk bir alarm, cam kırılmalarının keskinliği ve motorun hırıltılı uğultusu—şehrin delirmiş bir organizma gibi can çekiştiğini hissettiriyordu. Lastiklerin asfalta tutunurken çıkardığı tiz çığlık, onun sadece hızlı değil, umutsuzca acele ettiğini gösteriyordu. Konuşurken, kelimeleri kesik kesikti, nefesi düzensiz; sanki her cümle bir başka manevranın, başka bir kaos manzarasının içinden geçiyordu. Anna, sesi telefondan değil de sanki yan odadan geliyormuş gibi duyuyordu—ama daha çok duymak istiyordu. Onun sadece sesini değil, nefesini, güvende olduğuna dair en ufak bir işaretti. Sonunda Gordan tekrar konuştu, sesi bu kez nered

