Bu soru, Doktor Dawn’ın beklemediği bir doğrudanlıktaydı. Ancak yüzündeki ifade, artık çok daha netti; içinde bir zamanlar hüküm süren belirsizlik ve kararsızlık yerini soğukkanlı bir sorumluluk duygusuna bırakmıştı. Gözlerinde, pek çok olasılığı zihninde tartmış bir bilim insanının yorgun ama odaklanmış bakışı vardı. “Seo–Yun,” dedi, sesi bu kez daha ölçülü ama kesinlikle daha derin bir ağırlık taşıyordu. “Artık kişisel endişelerimizin ötesinde düşünmeliyiz. Kendimizi, insanlık adına büyük bir sorumluluğun altına soktuğumuzu kabul etmeliyiz. Bilimsel ilerleme tarih boyunca fedakarlıklarla mümkün oldu, evet... Ama bu sefer mesele yalnızca etik sınırları zorlamak değil; doğrudan insan zihninin ve karar mekanizmalarının yeniden inşası söz konusu. Bunu geri döndürülemez şekilde etkileyebili

