yazardan... Öğleye doğru köy biraz daha canlanmıştı. Düzova’nın dar sokaklarında sesler çoğalmış, kapılar açılmıştı. Yaman köyün girişinde kalmış, çevreyi gözlüyordu. Ömer ise tek başına yürüyordu. Üniforma yoktu üzerinde. Sade, köylüye benzer bir kıyafet. Yaman onu bilerek tek göndermiş, Salihin evine iş aramak için yollamıştı... Adımları onu istemeden bir eve götürdü. Salih’in evi. Avlunun kapısı aralıktı. İçeride bir eşek bağlıydı, duvara yaslanmış eski tarım aletleri duruyordu. Ömer kapının önünde durdu. Bir an tereddüt etti. Beni tanısa... Tanımasa... Hangisi daha ağırdı, karar veremedi. bahçe kapısını açarken, hala tereddütlüydü. ama başka şansı da yoktu... Ömer içeri girdi. Koca avuluyla ilk göz göze gelişi, bazı kopuk anılarını canlandırdı. çok dayak yemiş, çok aç kalmı

