Yazardan... (Ömer Tahir albay tarafından alındıktan 1 yıl sonra) Zaman, bazıları için akıp giden bir nehirdir; Ömer içinse parmaklıkların arasından sızan, her saniyesi ruhunu lime lime eden bir asitti. Salih Çakır’ın taş avlusunda kemikleri kırılmıştı ama asıl enkaz, zihninin o karanlık koridorlarında kalmıştı. Tahir yüzbaşı, onu hayata döndürmek için Ankara’nın en ücra köşesindeki, adı "şifa" olan ama Ömer için bir "zindan"dan farksız olan o beyaz odaya kapatmıştı. Ömer, bir yıldır bu bembeyaz odadaydı. önce bedeni iğelesmiş, şimdi ise aklı için savaş veriyordu. Duvarlar beyaz, yatak beyaz, giydiği o kollarını arkadan bağlayan gömlek beyazdı... Bu beyazlık, hafızasını silmek yerine, acılarını daha net görmesini sağlayan bir tuval gibiydi. Ayak bileklerinden yatağa bağlı olduğu o soğuk

