Zilan... Bazen küçücük bir ihtimalin varlığı bile insana yaşama umudu verir. Bazen de insan, hiçbir şeye tutunamadan dümdüz bir yokuştan aşağı sürüklenir. Ben hangisinde olduğumu bilmiyordum. Elimdeki tepsi, üstümdeki çiçekli elbise... Sanki kader çizgimi onlar belirleyecekti. Her şey bu kadar ani olmak zorunda mıydı bilmiyorum ama bu akşam görücü gelmişti. Kolumun kırılmasının üzerinden neredeyse bir ay geçmişti. En son bir hafta önce gittiğim sağlık ocağında doktor açık açık bir şey söylemese de, aynaya baktığımda gerçeği görebiliyordum. Kemiklerim inceydi, iyileşme yavaştı. Sızı aynıydı. Acı derindi. Yetmezmiş gibi, tarlada çalıştığım günlerde beni uzaktan gören dışardan gelen işçiler, beni bir petrol sahibi adamın oğluna anlatmışlardı. Birinin ağzından çıkan tek cümle, hayatımı

