yazardan... Yaman ve Zilan, eve beraber girip, kapının kilidini arkalarından çevirdiklerinde, o dar koridor bir anda dünyanın en geniş ve en ıssız yeriymiş gibi hissettirdi. Dışarıdaki o keşmekeş, Mert’in arsız şakaları ve Süheyla’nın ciyaklamaları kapının ötesinde kalmıştı ama içerideki sessizlik ondan daha ağır gelip omuzlarına binmişti. Yaman sırtını kapıya yaslayıp Zilan’a bakmamaya çalışarak botlarını çözerken, Zilan da parmak uçlarıyla oynamaya başladı. Tam o gergin sessizliğin ortasında, Zilan’ın karnından gelen o ihanet dolu gurultu, odanın içinde yankılandı. Zilan, utançtan yerin dibine girmek ister gibi ellerini karnına bastırıp başını önüne eğdi. Yaman, bu sesle birlikte duraksadı. Yüzünde, o sert maskesinin ardına saklayamadığı hafif bir tebessüm belirdi. "Sen... acıktın mı?"

