Aylardan Ekim, günlerden Cuma... Gidişinin ardından, sırtlandığım ilk sonbaharım. Gözlerim naftalin kokan ahşap yatakta açıldığında, aylar sonra nefes alır gibiyim. Diyorum ya; "Sensiz bir ekim ayında, seni soluyorum fütursuzca." Kocaman bir Ekim yokluğunda, küçücük bir ekim baharı gibi adeta. Yapraklar her zamankinden daha sarı, sonbahar daha şeffaf ve ben, biraz daha sensizim... Bundan birkaç yıl önce bir öğretmenim bana "Duygular ses gibidir. Dalga dalga yayılır vücuda. Ne zaman ki bu küçük bedenine bir şeylerin ağırlığı çökerse, sakin ol ve olduğun yerde, aynı duygunun tamamen yayılmasına izin ver." demişti. "Çünkü zırhını ne kadar çabuk indirirsen, sert çarpışmalara neden olan duyguların içinde, daha az hasar alır bedenin." O zamanlar üzerinde durmak istemediğim kelime yığını, şimd

