Ömer’in Anlatımı
Roni derken bile kalbimin ona farklı attığını hissediyordum.
Artık emindim; bana bakınca gözlerinde sadece aşk vardı.
Eskiden güvensizlikle karışık bir aşk vardı ama şimdi safi aşk var.
Ben onun yanındayken telefonum çaldı. Ona tebessüm edip Cevap verdim.
Arayan Bawer’di.
Sesi çok sinirli çıkınca anladım ki bir mevzu var.
_ efendim Bawer.
“Acil Mardin’e gel. İşler çok karıştı. Ali piçi, Roni ile olanları anlatmış.dediğinde
Kalbim durdu sandım.
O an ne yapacağımı bilmiyordum.
_ Onu da hastanelik ettiğinizi herkes biliyor.” dediğinde, bakışlarım doğrudan Roni’yi buldu.
Ona nasıl söyleyecektim bilmiyorum ama önce olayları tam öğrenmem lazımdı.
Yüzüne bile doğru düzgün bakamadım. Çünkü ben o iti ikinci kez vurmasaydım ya da direkt gebertseydim bunların hiçbiri olmayacaktı.
Roni’nin yanında kendimi zor tutarak neredeyse hiç bir şey söylemeden hastaneden çıktım.
O an sinirimden her yeri yıkabilirdim.
“Xebat lan, neredesin? Lan bu yedi ecdadını s***** Ali iti her şeyi anlatmış!”
“Biliyorum, gel beni al gidelim.” diyen Xebat telefonu kapatınca,
Bindiğim araba da elimi üst üste direksiyona vurdum.
“Lan, lan, lan! İt seni... öldürmeyen Ömer’in beynini s*****!”
Öfkeden şişen göğsümden aldığım nefes yetmiyordu.
Hızla gelip Xebat 'ın önünde durdum.
Arabaya binen Xebat sessizdi.
Ben gaza bastıkça basıyordum.
“Xebat, bu it canına susamış. Onun yedi ecdadını s*****!”
Xebat başını sallayıp,
“Ömer bir gidelim. Galiba başka şeyler anlatmış.” dedi.
Titreyen elime bakıp,
“Bak, sakin ol. Senin bu öfken iyi değil.”
dediğinde dişlerimi sıktım.
“Ne yapayım söyle? Lan ne yapayım? Kim bilir ne anlatmış!”
Normalde iki buçuk üç saatte geleceğimiz yolu bir saatten kısa sürede Mardin’e geldik.
Kapının önünde duran araçlara bakıp hızla indim arabadan.
Ev mahşer yeri gibiydi. Halamlar, amcamlar, dayımlar, kuzenlerim, babam tarafı… hepsi buradaydı.
Anne tarafımız ise şu an bize düşmandı.
“Ah lan, benim onu öldürmem lazımdı!”
Daha avludan girer girmez Bawer yanımda bitti. Kolumdan tutup beni dışarı çıkardı.
“Ben size demedim mi? Lan bu it durmayacak, onu öldürelim!”
Sesi o kadar ciddiydi ki o an pişman oldum dediğini yapmadığımız için .
“Lan biz öldürmedik diye suçlu mu olduk?”dedim.
Bawer,
“Bak Ömer, olaylar boka sardı. Üstelik karıştırdıkça daha çok pis kokular veriyor.” dediğinde onlanlar en az benim kadar onunda zoruna gidiyordu.
“Ali hastanede. Kendine gelince düğünde Roni… sözde onun dediğine göre…”
Elimi yumruk yapıp içimdeki öfkeyi zor tutuyordum.
“Ne Bawer, ne anlat lan Şu Allah’ın belası konuyu anlat!” diye bağırdım.
Xebat araya girdi.
“Ömer, bir sakin ol. Cemal abi de dışarı geliyor. ‘Ben gelene kadar içeri girmesinler, önce biz konuşalım.’ diyor.”
Başımı sallayıp ses etmedim.
“Kuzen, bir sakin ol. Dedi
Bawer _Bak koçum, biz biliyoruz her şeyi. O şerefsiz başka şeyler anlatmış.”
Titreyen ellerim ile kan beynime sıçradı.
“Ne demek başka şeyler anlatmış? Ne anlatmış lan!”
Önümdeki arabaya yumruk üstüne yumruk attım, tekmeledim.
Bawer beni tutup,
“Dur lan, dur! Seninle mi uğraşalım!” dedi.
“Tamam lan tamam! Anlat! Anlat da onun yedi sülalesini s*****! Sen dur!”dedim.
Çok üzülüyorum Roni bunu hak etmemişti.
Bawer derin bir nefes alıp anlatmaya başladı.
“Roni bana kuyruk salladı. Beni dışarı çağırdı, gittim. Ömer’i görünce de korktu, bana iftira attı. Ömer beni dinlemeden saldırdı.”
Bawer’in tek nefeste söylediği sözler bütün nefesimi kesti.
“Yalan söylüyor! Onun beynini s*****!”
“Yeter! Bağırıp küfür etme!” dedi Bawer. Sonra devam etti:
“Biz Ömer’le kuzeniz diye kimseye bir şey demedim ama bir daha Roni için gelip beni yine hastanelik etti. Mecbur söyledim. Bıçaklama olayından bahsetmemiş. Kesin Ömer onu da benden bilir, size söyleyeyim: ‘Ben yapmadım.’ demiş.”
Elim kolum bağlandı sanki. Kalbim acıyla atıyor, aklımda sadece Roni vardı.
“Bawer, o it oğlu it soysuz köpek nerede? Bulalım. Yoksa ben yaka yaka, yıka yıka öğrenirim!”
Bawer_ tamam hal edeceğiz bekle önce bakalım ne oluyor.dedi
“Ben bu adamı öleceğimi bilsem bile yine öldürürdüm.”
Bawer bıkkın bir nefes verdi.
“İt soyu… Ben bunu sağ bırakırsam tüm Mardin anamı bac—”
Cemal abim sinirle yanıma geldi.
“Ömer! O küfrü tamamlarsan seni öldürürüm lan! Bacım ne lan? Senin bacın.
O an gözlerim doldu, kalbimde keskin bir sızı hissettim.
Roni de Hiwda gibi olmuştu benim için.
Sırtımı arabaya dayadım. Çaresizlik belimi kıracak kadar ağırdı.
Xebat,
“Cemal abi, bu Ali şerefsizi yalan yanlış şeyler söylemiş.” dedi.
Abim başını salladı.
“Biliyorum. Sabahtan beri annemin tansiyonu düşmedi. Herkes Ömer’i bekliyor. Sen gelmeden biz bir şey demedik.”
Sesim çıkmadı. Aklımda tek şey vardı: Ali’yi gebertmek.
Abim,
“Ali hastanede. Babası, abileri durmayacakmış. Aşireti toplayacaklar. Bu ne demek biliyorsun değil mi Ömer?”dediğinde.
Olan olacak belliydi kendi oğullarının bokunu temizlemek için herşeyi yapacaklardı.
“Benim de onu sağ bırakmayacağımı biliyorsun değil mi abi?”
Abim bir bana baktı, bir belimdeki silaha… Ses etmedi.
“Allah’ın cezası it!” diye bağırdım tüm öfkemle.
Sinirden elim ayağım titriyordu.
Bana kimse bir bok yapamazdı. Umurumda değildi.
Kalkıp içeri geçtiğimiz gibi sanki biz nasuzsuzluk etmişiz gibi bize baktılar .
Annemin yüzünden düşen bin parçaydı.
Babam ondan beter ..
Dedem inş Allah beni dinlerdi belli annemle babam dan hayır yoktu.
Dedem Şehmus ağa .
_ömer ne bu rezalet sizinle övünürken bizi yedi düvele rezil ettiniz.dedi.
_ dede mesele öyle değil beni dinle.dediğimde annem _ biz duyduk meseleyi.
Babam da _ Ömer nasıl milletin yüzüne bakacağız senin ne işin olur öyle şeyler ile.dediginde.
_yazıklar olsun sana.dedem iyice delirdi.
Annem ve babam dan sonra.
Dedemi zor ikna edip az olsa beni dinlediğinde .
Dedem _ Ömer namus meselesi herşeyden önce gelir niye bana söylemedin .dedi öfke ile.
Bawer amcam_ kız istememiş.dediğinde ona tahammül etmeyen dedem.
_ sen sus seninle sonra konuşacağım.dedi.
_ niyeymiş ben ne ettim de konuşmayacakmışım .diye bağırdım.
Mustafa amcam _ Bawer sus .dedi
Bawer sinirle başını sallayıp ses etmedi.
Dedem Şehmus Ağa, Bawer’e tahammül etmezdi; çünkü Bawer, onun torunu Mustafa amcamın oğlu değil, kendi oğluydu.
Bawer’ bizim amcamız aslında ama kuzen diyoruz ama kendisi de dahil, herjes biliyor aslında kuzenimiz değil küçük amcamız olduğunu.
Dedem Şehmus Ağa, Bawer’i oğlu gibi görmüyordu.
Ona sorsan, karısı Bawer yüzünden ölmüştü.
Oysa en çok Bawer doğarken annesinin onu doğurduğunda ölmesini istemezdi. Kimse istemez doğarken annesinin ölmesini.
Dedem hala kendi önünde _ edepsiz terbiyesiz herif.değince
Bawer _ yeter artık ya ne bu ben senin kölen miyim.dedi.
Dedem de daha çok sinirlendi.
Ne kadar araya girsek de ikisi birbirinden inatçıydı.
Mustafa amcam,
“Bawer, çık dışarı. Seninle konuşacağım sonra. Dediğinde Heja yengeye döndü _Heja, çıkar oğlunu buradan, yoksa konu belli ki başka yerlere gidecek.”
dediğinde, sesi kavga çıkmasını engeller gibiydi.
Bawer ayaklanıp sinirle baktı.
Heja yengem,
“Bawer’im, aslanım, hadi gel benimle dışarı çıkalım.”
dediğinde yalvarır gibi ona bakıyordu.
Bawer’i Heja yengem ile Mustafa amcam büyütmüştü; Murat’la süt kardeş olmuşlardı.
Dedem,
“Bırak şunu Heja! Sen bunu başımıza çıkardın. Sana o kadar yüz verme demedim mi?”dedi.
Bawer de film koptu.
Heja yengem sadece Bawer’e bakıyordu.
Onun için dünya bir yana, Bawer bir yanaydı.
Amcam, Bawer daha küçükken onu bir kere dövdüğü için yengem amcamı terk etmişti.
Bawer sinirle dedeme bakarak,
“Şehmus Ağa, yeter! Ne yaptım sana? Yıllardır çektiriyorsun!”dedi yılların birikmiş öfkesi ile.
Mustafa amcam,
“Xebat, Murat… Abinizi çıkarın buradan oğlum.”derken Heja yengem,
“Bawer’im ne olur sus.”dedi. Gözlerinden yaşlar akıyordu.
Bizde dedemi uyarıyorduk.
Bawer içindeki öfkeyle kolunu Xebat’ın elinden çekip hızla dışarı çıktı, Heja yengem de arkasından çıktı.
Onlar çıkınca babam _ Bawer'in üzerine o kadar gitme.dedi
Dedem ses etmeden önündeki tabakasından tütün sarıyordu.
_ birazdan rezeranlar burda olur.dedi
_ oglumu bir kız için yakmam hem belli herşey ortada.dedi Ali'nin söylediklerine inanmıştı
Anneme bakıp ses etmedim.
Benim asıl öfkem annemeydi; bunları yaşamış bir kızın annesi olmasına rağmen böyle davranması…
En önemlisi, bir kadın bir kadına nasıl böyle sözler söylerdi?
annemin tek derdi oğlunu ve yeğenini ablası ile arası bozulmadan kurtarmaktı.
Gerisi pek umurunda değildi.
Ama ben herkesi, her şeyi yakardım; Roni’yi yaktırmazdım onlara!
Annem’e karşı hayal kırıklığı vardı gözlerimde.
“Yazıklar olsun sana.”
deyip annemin olduğu tarafa hiç bakmadan dedemin yanına ulaştım.
Yanına oturup derin bir nefes alıp verdim.
“Dede, bak… O kızın bir suçu yok. Ben dışarıda sigara içiyordum. Kız kendi arabasından bir şey alacaktı, Ali onu sıkıştırıp taciz etmeye başladı. Ben yetişmeseydim o kızın sonu—” derken sesim kısıldı.
Boğazıma bir yumru oturdu. Aklıma Hiwda Rosin ve Roni gelmişti.
Annem sinirle bağırarak,
“Kim bilir ne yaptı da Ali’yi peşine taktı! Düğünde de halayda ele ele girmişler!”dedi.
Sinirle gözlerimi yumup,
“Anne, ben de o kızın eline girdim. Ben de mi taciz edeyim o zaman? Hem biz akrabayız, beni delirtmeyin! Nasıl bunu söylersin ?”
Ellerim titriyordu sinirden abim,
“Anne, yeter! Bi’ sus!”diye bağırdı.
Babam sinirle söylenirken ben sadece dedeme dönüp,
“Öyle değil dede. Ben bilsem kızın suçu var, iki defa o şerefsizi dövmem.”dedim
“Madem suçsuz, niye sakladı? Namussuz işte!”diyen annem hâlâ neyin peşindeydi bilmiyorum.
“Anne, Hiwda ne yapmıştı da o it kızının arkasına taktı demediler mi sanıyorsun? Senin gibiler çok konuştu anne.”
Annem hüngür hüngür ağlayarak,
“Benim kızımın bir suçu yoktu!”
dediğinde anladım ki… herkesin kendi sevdiği olunca başka, başkası olunca kör ve sağır oluyordu.
Abim, gözüne kan oturmuş bir hâlde kısık sesiyle anneme,
“Hiwda Rosin için kalmışsa bunu dememen lazımdı.”dediğinde herkes sustu.
“Dede, bak… Baştan sona gördüm diyorum. Kızın suçu yoktu.”
Mustafa amcam elini dizime vurup,
“Tamam Ömer… Birazdan herkes gelmeye başlar.
Babamdan beklediğimi amcam söyledi _Orada da söylersin. Oğul, ben bilirim sen başımızı eğecek bir şey yapmazsın.”
Ben anneme baktım. Annem beni hayal kırıklığına uğratmıştı.
Gözümü ondan ayırmadan:
Ablam, Roni ile aynı şeyi yaşayıp kendini asmıştı. O gün ablam beni defalarca aramış… Sessizde olan telefonuma baktığımda onlarca cevapsız araması vardı.
Bir de canına kıyacağını söylediği bir mesaj…
Amcamlardan koşup gidene kadar ablam, bizim evin küçük odasında kendini asmıştı.
Aklıma gelince, bütün bedenimdeki yaralara tuz basıldı sanki.
Yetişemedim o gün ablama… Eğer yetişseydim, ya da aramasını görseydim, ablam yaşıyor olurdu.
Annem bağıra bağıra, "O or…yu benim temiz pak kızımla karşılaştırma!" dediğinde artık kendimi tutamadım.
"Yeter lan, yeter! Allah’tan korkun! Allah’tan kork anne!" derken elimi önümdeki şark köşesi cam sehpasına vura vura sehpayı parçaladım.
Elimden akan kanlarla Mustafa amcam hızla elimi tutup beni durdurdu,
babam delirmiş gibi üzerime geliyordu anneme öyle söyledim diye.
"Yeter lan!" deyip beni iterken bir tane vurmaya çalıştı ama amcam araya gitmişti.
,elini kaldırıp yüzüme atacağı tokatla, elimden akan kana rağmen elini tuttum.
"Namus anlayışı size kadar varmış… ama bunu bil baba, ben o şerefsizi yaşatmam!"
Dedem elime havlu sararken, Mustafa amcam babamla aramıza girmişti.
"Ömer, tamam. Biliyoruz Hiwda için hassas bakıyorsun ama ileri gitme," diyen yine Mustafa amcamdı.
"Gördüm diyorum, gördüm! Ben onun şahidiyim!
Cemal abim beni tutarken ortalığı yakacaktım, haberleri yoktu.
Dedem, "Oğul, otur. Roni’nin babası, abisi, amcaları, Xezal Hanım yolda. Birazdan burada olurlar," dediğinde gözlerimi sinirle kapattım.
Burnumdan aldığım nefes ciğerlerime yetmiyordu.
(Özür dilerim güzelim…)
İçimden geçen tek şey buydu.
"Niye aradınız? Onlara gerek yoktu! Ben zaten onu öldüreceğim!" dediğimde,
"Olmaz Ömer! Hem senin hem Roni’nin aklanması için gerekliydi, mecbur aradık," diyen Mustafa amcam oldu.
"Ömer’in elini sarın, burayı da temizleyin," dediğinde hızla içerden çıkmıştım.
Heja yengem yanıma gelip, "Ömer…" dedi ağlamaklı sesiyle.
Elimi tutup zorla pansuman yaptı.
Xebat ne dediyse hastaneye gitmedim
Roni gelince beni burda görse kendini güçlü hissederdi.
içimdeki çaresizlik beni paramparça ediyordu.
Oradan kalkıp telefonumu alarak terasa çıktım.
Telefon çalınca, "Dilan?" dedim.
Karşıdan gelen ağlama sesiyle, "Dilan, ne oldu orada?" dedim.
"Ömer… burada kıyamet koptu, bildiğin gibi değil…" dediğinde sinirden ve çaresizlikten vücudum kasıldı.
"Ne oldu Dilan?"
Aslında ne olduğunu çok iyi biliyordum.
"Mustafa amca, Mehmet amcamı aramış. Amcam hemen babamı aradığında hepimiz oraya gittik. Ahmet amcam, Roni ve Evin’i hastaneden alıp eve getirdi."
Dinlerken içim acıyla yanıyordu.
"Roni’ye bir şey yaptılar mı?" dediğimde Dilan’ın söylediği şeyle terasın yarım metrelik duvarına üst üste tekme attım.
Neredeyse Dilan' nın yüzüne kapattım telefon ile
Hızla merdivenlerden indim, Bawer beni tutup, "Dur lan, ne oldu?" dedi.
"Bawer… Roni’yi dövmüşler! Neye durayım?!"dedim acıyla .
Benimle dışarı çıkan Bawer, "Git Ömer, kızı rezil et! Hatta sevgilim de, tam olsun! Tüm Mardin kızın nasıl herkese kuyruk salladığını konuşsun!" dedi.
Bawer’e attığım yumrukla bir iki adım geriye sendeledi.
"Roni öyle biri mi lan?!" diye bağırdım.
Bawer sinirle, "Sen biliyorsun, ben biliyorum! Başka kim biliyor?! Dur lan, dur! Allah’ın cezası, dur artık!" diyerek isyan etti.
Duramıyordum ki benim yüzümden de olmuştu.
Önümdeki duvara art arda attığım yumruklarla Bawer belimden tutup beni durdurdu.
Heja yengemin yaptığı Sargı açılmıştı.
"Ömer! dur! Lan seviyorsan dur ve sus!" dediğinde, başımı iki elimin arasına alıp duvar dibine oturdum.
Bana, “Ömer dur! Ömer sus!” diyorlardı.
Ama kimse nasıl duracağımı söylemiyordu.
Nasıl susacağımı…
Murat, "Xebat’ı çağırın, bunu alın! Bize götürün Allah’ıma elimde kalacak ha!" dediğinde,
Murat sinirle, "Ömer yeter artık! Çocuk musun sen? Bak, sana ve Ali’ye bir şey olmaz, olan kıza olur!" dedi.
Doğruydu ama ben öfkeme engel olamıyordum.
Onları Sessizce dinledim. Ben zaten dinlemekten başka bir şey yapmıyordum.
Annem dışarı çıktığında, ben duvar dibinde elimde sigara ile oturmuştum.
İşaret parmağını sallayarak, “Karışmayacaksın.” dediğinde, ne söylediğini anlamak için yüzüne baktım.
“Duydun beni! Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın sen karışmayacaksın! Gerekirse görmedim diyeceksin.”
Sinirle anneme bakarak, “İçin rahat olsun, onu zaten öldüreceğim.” dediğimde, annem beni iterek, “Analık sütümü sana helal etmem!” dedi.
“Edersen hatırım kalır. Sakın bana sütünü helal etme! Etme ki ben de bugün yaptıklarınızı unutmayayım.” dediğimde…
Abime bakarak, “Cemal, kardeşine söyle: Benim kimseye kurban verecek oğlum yoktur.” dedi.
Abim sinirle, “Anne, Allah peygamber için yeter!” diye kızdı.Bu sefer ikna etmeye çalışıyordu “Ömer, sakın karışma. Teyzenin hatırı için.” dediğinde, anneme sinirle bakıp, “Ben onun hatırı için oğlunu iki defa sağ bıraktım zaten. Hatır matır yok.” dedim.
“Karışma Ömer! Bu senin meselen değil, bırak meselesi olanlar halletsin.”
“Senin bu lafların için kalmışsa bile ben o iti geberteceğim! Bana yalancı şahitlik yap diyorsun sırf ablanın oğlu için! Benim annem bana bunu söylerken ne vicdanı ne de anneliği var!” dediğimde,
annem hayal kırıklığı içinde bana bakıp içeri geçti.
****
Roni’nin Anlatımı
Kötü haber tez yayılırmış… Evet, gerçekten öyleymiş.
Evin ablam hızla odaya geldiğinde beni o halde görünce, “Roni!” deyip hıçkıra hıçkıra ağladı.
Bana sarıldı, “Kalk, Ahmet amcam birazdan burada olur. Bizi alıp eve götürecek.” dediğinde kalkıp içeri geçip bekledik.
Benim içimde bir dünya korku vardı.
Biraz sonra gelen Ahmet amcam, bana bakıp:
“Ne yaptın Roni sen?” dedi. Bunu kızarak değil, sitemle söylemişti.
“Amca…” dediğimde, elini kaldırıp beni durdurdu. “Sen masum olduğun halde sustuysan, şimdi de sus.” deyip yüzüme bile bakmadan çıktı.
O an içimde bir şey kırıldı sanki.
Arabada gelirken sessizdik.
Bir ölüm sessizliği gibi çökmüştü üstüme…
Diyecek bir şeyi olmayan insanların sessizliği.
Korku ile ablama baktım, ablam elimi sıkıca tutmuştu.
Ne olacağını bilmiyordum bana ne tepki vereceklerini bilmiyordum.
indiğimizde, annem üzerime geldiğinde ablam önüme geçti. Annemin attığı tokat ablama geldi.
Ben korkuyla ağlamaya başladım annem saçımı tutup, “Bizi rezil ettin!” dediğinde, sadece sessizce ağlıyordum.
Ablam annemden beni almaya çalışsa da, en son Ahmet amcam beni annemin elinden alınca, korku ile herkese bakıyordum.
Korku o an ki korku ölüm korkusu gibiydi.
O an… benim ailem değillermiş gibi bakıyordu herkes.
Şu an ben kimsenin hiçbir şeyi değildim.
Yıllarca bu insanlara laf gelmesin diye başımı kaldırıp kimseye bakmadım.
Babam, amcam, yengemler, kuzenlerim… hepsi avluda bana bakıyordu.
Ben ne yapmıştım bilmiyorum ama çok utanıyordum.
Yani neden utanıyordum onu hiç anlamış değilim.
O an bana ölümden beterdi.
Şehmus amcam Beni ablamın arkasından alıp üst üste attığı tokatlarla saçımdan tutup beni yere attı
Erkek güçü ile bana attığı o tekme ile her yerim kırıldı sandım.
Beni kaldırıp attığı tekme ile
Ben yüzüstü yere düştüm. Dizim yanıyordu.
Saçlarımla yüzümü kapatıp başımı yerden kaldırmadım.
Bunlar benim ailemdi…
Kendi kanımdı…
Canlarımdı, kanlarımdı…
Yaşım küçüktü ama her zaman kendi ailemin benim için ön plandaydı..
Onlara laf gelmesin diye diye kendimi yedim.
Şehmus amcam üzerime eğilip attığı tekmelerle, ben sessizce yerde kıvrandım.
Annem koşup, “Yeter Allah için!” dediğinde, Şehmus amcamı iten Ahmet amcamın sesi kulağıma geldi.
Annem bana ulaşmış babam da sessizdi.
Ben rezil etmişim onları… Öyle diyorlardı.
“Ben bir şey yapmadım! Vallahi yemin ederim yapmadım! Yemin ederim!” dediğimde ağzımda ki kanı yutmak zorunda kalmıştım.
“Madem yapmadın, gelip bize söyleyecektin!” diyen Şehmus amcama,
“Yeter!” diye önüme geçen Ahmet amcam beni savunuyordu.
Herkes bir şeyler söylüyordu.
Şehmus amcamdan kaçıp,
Ahmet amcamın dizine sarıldım küçük bir çocuk gibi , “Vallahi korktum amca, ben bir şey yapmadım.” dediğimde, Ahmet amcam üzerime eğilip:
“ tamam Kalk.” dediğinde sesi titremişti
Zar zor ayağa kalktım.
Başım eğikti. Annem dizine vurup ağlıyordu.
Yukarıdan zor inen yademi görünce ağlayıp, “Ben bir şey yapmadım.” dedim.
Sanki bu söz sihirli bir sözdü söylesem herşey çözülecek gibi geliyordu.
Şehmus amcam yeniden üzerime geldiğinde, yadem sinirle amcama bakıp:
“Yeter Durun! Benim kızım bir şey yapmamıştır!” dedi ve beni arkasına aldı.
“Mardin’e gideceğiz.” dedi.
Ağlayarak yanıma gelen Dilan ve Evin ablama: “Roni de gelecek.” dediğinde kimse bir şey demedi.
İçeri girdiğimizde Ablam bana sarıldı.
Canım çok açıyordu.
Ruhsal mi fiziksel mi bilmiyorum ama çok acıyordu.
Dilan elimi yüzümü yıkayıp dolaptan temiz bir elbise getirdi.
Dilan Ağlıyordu benim yerime.
ben korkudan ağlayamıyordum.
Ben sadece sessizdim.
Ruhum ağlıyordu canım acıyordu.
Elbisemi giydirirken koluma, vücuduma bakıyordu.
_ canım çok acıyor.dedim.
Dilan hıçkırıkla topladığı saçımı öptü.
Boynumdaki izlere, patlayan dudağımın kenarındaki kanlara acıyla baktı.
Ve Bana bir kez daha sarıldı.
Kopan kıyametten kimsenin söyleyecek birşeyi kalmamıştı.
Kimse konuşmuyordu herkes görevini iyi biliyor gibiydi.
Evimiz o koca öfkeden sonra bir yas evi gibiydi.
Aşağı indiğimizde herkes bizi bekliyordu.
Ablam “Ben de geleceğim.” dediğinde, yade Xezal “Olmaz Evin, senin ne işin var orada?” dedi.
Ablam gözleri dolu dolu bana bakıyordu.
Şehmus amcamın eşi Zozan yengem,
“Ben de geleceğim.” dediğinde…
Annem “Senin gelmene gerek yok, anası daha ölmedi şükür.” deyince Zozan yengem, “Kız senin ama namus bizimdir.” dedi.
Yade Xezal ters ters bakınca sustu.
“ eğer doğruysa Roni’nin cezasını ben keseceğim, sen merak etme.” diyen amcam, babama söylüyordu.
Babam neden susuyordu bilmiyorum.
Annem, “Sen kimsin? Hangi çöplüğün köpeğisin? Kızıma cezasını verecekmiş! Akbabalar, benim size yem edecek kızım yoktur. Öldürecekse bile ben öldürürüm, size bırakmam!” dediğinde onları parçalayacak gibiydi.
Şehmus amcam bu sefer anneme
bakıp kızların böyle işte .dedi.
İşte annemin en çok korktuğu şey buydu.
Bize laf gelmesi.
Annem üzerine doğru gitmekten çekinmedi.
_ sen kendine bak önce namussuz .dedi
Yade herkese kızdı ama babam _yeter artık derdimiz bize yetiyor.deyince arabalara bindiler.
Ahmet amcamın bir gözü yolda, diğeri bendeydi. Ben ise cama dönmüş, sessizce gözümden akan yaşlarla geçip giden yolu izliyordum.
“Ne oldu Roni, anlat.” diyen Ahmet amcama,
Bana inanması umuduyla
“Ben bir şey yapmadım amca, yemin ederim. Yademin ilaçlarını almaya gittim, birden karşıma çıktı…” deyip hıçkırdım.
Ahmet amcam iki elini direksiyona vurdu.
“Roni, biz neciyiz kızım? Neden söylemedin? Bak, rezil olduk. Yedi düvel duydu!” diye sinirle bağırırken yadem elimi tuttu.
Bu sefer halime acıdı her halde .
“Ben biliyorum sen bir şey yapmadın ama millet, Roni… millet neler diyor kızım? Biz bunu nasıl kaldıracağız, bu işin içinden nasıl çıkacağız ha kızım?” diyen Ahmet amcam isyan ediyordu.
“Yeter, Roni bir şey yapmadı!” diyen Xezal yadem de çok üzgündü.
Ahmet amcam, “Ben bir şey mi yaptı diyorum? Ana, gelip anlatsaydı biz o şerefsizin icabına bakardık, kimse duymazdı.” dedi. Derin bir nefes aldı.
Biraz sakinleşince herşeyi öğrenmek istiyordu beni orda savunmak için.
“Sonra ne oldu?”dedi dikiz aynasından bana bakıp.
Aklımdan çıkmayan kişinin adı dilimin ucuna gelince, kimsesiz kalmış gibi ağladım.
Ömer burada olsa beni korurdu… Bunu içimden söylerken kendi halime acımıştım.
Yadem gözyaşımı silerken eli titriyordu.
Dolan boğazım ile konuşmaya çalıştım.
“Ömer geldi… herhalde dışarıdaydı. O beni kurtardı. Zaten Ali’den ben de çok korktum, kimseye bir şey diyemedim.”
Amcam başını aşağı yukarı sallayarak, “Tamam Roni, tamam… Susarak yaktın kendini, bunu iyi bil.” dediğinde, Ömer'lerin kapısının önüne gelmiştik. Onlarca araba vardı.
İşte burda canım daha da yandı.
Daha çok utandım.
Daha çok öldüm.
Arabadan indiğimizde ayaklarım geri geri gidiyordu. Korkuyla etrafıma baktığımda evdeki kalabalığın sesleri dışarıya kadar taşmıştı.
Ahmet amcam bana bakıp, “Hadi.” dedi. Annemler de arabayla durunca avlunun açık kapısından içeri girdiler.