Selçuk ve Eylül'ün cenazeleri hala morgdaydı... Kardeşi, soğuk dolaptan çıkartılmış, yüzüne bakmaya kıyamadığı kardeşi şimdi o soğuk dolapta, çıplak bedenine rağmen, buz tutmuş vücudu ile duruyordu demirli bir yatakta. Morg dolaplarına yaslanarak içini çeke çeke ağlamaya başladı Savaş. Ona öylece uzaktan bakan Hasret ise yutkundu. Acısını içinde hissediyordu. Genç adamın acısını kalbinin en ücra köşelerinde hissediyordu. Yıkılmış hali, Savaş gibi, hep acımasız, duygusuz olarak gördüğü o adamı, şimdi yıkılmış üstelik gözünden inatla akıttığı yaşlara şahit oluyordu… İçeri girmeye bir adım atmaya korkuyordu. Savaş, kafasını dolaba vuruyordu. İçi yanıyor, acısı kalbini yakıyordu. Ölümü hissediyor ama ölmüyordu. Genç adam bitiyordu. Kafasını vuruyordu. Ağlamayı inatla sürdürüyordu. Yanında dur

