Hanna Ramazan’ın bitmesini bile bekleyemediler. Koray ve Cengiz’in o meşhur inatçılığı sağ olsun, hazırlıkları apar topar tamamlayıp düğünü erkene çektik. Aslında "İftardan sonra düğün" fikri başta yorucu gelmişti ama o kalabalığı, o bereketi görünce "İyi ki yapmışız" dedim. İftara davet etmek isteyip de ulaşamadığım kim varsa oradaydı. Kızım, Ecrin’im, bir prenses gibi süzülüyordu masaların arasında. Mutluluğu yüzünden okunuyordu. Ama salonda herkes Ecrin kadar rahat değildi. Volkan’ın yüzü mahkeme duvarı gibi asıktı; Ece nerede, Volkan orada! Kızın dibinden bir saniye ayrılmıyor, kulağına fısır fısır bir şeyler söylüyordu. Ece ise her zamanki neşesiyle gülüp geçiyordu ona. Gözüm Koray’a takıldı; durmadan saatine bakıyordu. "Geleceğim dedi Hanna, kesin gelir," diye mırıldanıyordu. Ka

