22 -

1440 Kelimeler
Devran'ın ameliyatı Agit'in korktuğundan daha başarılı geçmişti ve günlerdir kapısıdan ayrılmayan oğlan Türk olan doktorların söyledikleri ne kadar "Sabırlı olun, dinlenmesi için bilinçli olarak uyutuyoruz, uyandığında bir kaç teste girmeli, bir anda konuşmasını bekleyemeyiz" cümlesiyle sürüp gitse de Agit'in endişesini geçirmiyordu. En sonunda da yanlarında gelen Cahit abisinin omzuna başımı koyup hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. "Küçük Bey'im ağlamayın gözünüzü seveyim, Devran Ağa'm uyanır da ağladığınızı öğrenirse şafağına komaz öldürür beni." Agit için için ağlamaya devam ederken Cahit biçare oğlana üzülerek "Ağa'm gözün gibi bak dedi, şimdi ne etcem ben, ha öldürsün mü beni? Daha bebemin yüzünü göremedim, ağlamayın bak ben de ağlıycam ha" dediğinde Agit omuz silkerek yüzündeki yaşları sildi. "Uyansın o zaman, çok uyudu. Göstermiyor bunlar bana, azcık göreyim." Cahit oflaya poflaya "Elbet bir bildikleri vardır doktorların ha oğlan, Afşin'i arayam mı yine görürsün yüzünü he" dediğinde Agit burnunu çekerek başını salladı ve Cahit'in görüntülü aramasıyla telefonu eline alıp ekranı açan Afşin'le yine ağlamaya başladı. "Abla uyanmıyo." Afşin bir haftadır her gün konuştuğu oğlana yine sakince uzun uzun ağlamamasını, Devran Ağa'nın ağladığını görürse üzüleceğini, getirdim diye pişman olacağını, güçlü bir oğlan olduğu için şimdi de güçlü olması gerektiğini söyleyerek geçti. Bir kaç gün sonra da böyle böyle geçerek en sonunda uyandırılan Devran'la bu kez de testlere girmeye başladı ve sesinin yüzde yetmiş oranda düzeldiği kesinleşerek başarılı bir operasyon daha kutlandı ve onun odasına koşan oğlanı ise artık kimse tutamadı. Agit korkarak girdiği odada Devran'ı yatakta oturur pozisyonda görünce koşarak boynuna atıldı ve sonunda onu görmenin rahatlığıyla içinden geldiği gibi ağladı. "Göstermediler bana... Gitmedim valla, bırakmadım.. Hep bekledim uyan diye.. Niye göstermediler..." Devran boynunda ağlayan oğlanın saçlarını okşayarak "Güzel oğlanım" dediğinde Agit duyduğu kalın ama net sesle hızla boynunu bıraktı ve bu defa onun sakallı yüzünü avuçlayıp "Valla çok güzel konuşuyon, çok özledim çok" diyerek yüzünün her yerini tek tek öptü. Öpülmeye doyamayan adam yine de derin bir nefes vererek "Otur bakayım yamacıma" diyerek Agit'i yatağına çekerek yanına oturttu. Kolunu açıp başını göğsüne koyan oğlanın saçlarını öptü. "Çok mu ağladın sen?" Agit başını koyduğu göğüste omuz silkip "Ama göremedim seni, korktum. Uyanmadın hiç, kötü bir şey oldu sandım" diyerek Devran'ın beline kollarını sarıp daha sıkı sarıldı. "Bi da olma ameliyat, ben seni zaten seviyom ki. Sesin olmasa da sevecektim." Devran tam bir çocuğa dönen oğlanı kalçasından tutup kaldırarak kucağına aldı ve çoktan yeniden yapışan oğlanın saçlarını okşamaya başladı. "Ama sesimin olması daha iyi değil mi? Hem daha çok konuşabiliriz artık." Agit her zamanki başını onun göğsüne sürtüp "Ben konuşuyorum zaten seninle ama ben biliyorum neden istedin sen, diğerlerine konuşucan" diyerek burnunu çektin. Devran zaten anladığını fark ettiği için sadece başını salladı. "Hem onun için hem de söylemek isteklerimi artık sesimden duy istiyorum." Agit "Anladım" diyerek günlerdir uyumadığı için şimdi rahatladığını düşünerek gözlerini kapattı ve saniyeler içinde de Devran'ın kucağında uyuyakaldı. Saatler sonra odaya gelen doktorlar Devran'ın kucağında gördükleri oğlanla gülümsediler. "Günlerdir hastaneyi inletti." Devran yaslandığı yastıkta başını sallayarak "Yapar, bilirim" dedi. Kucağında hareket eden oğlan uyku arasında eli Devran'ın yüzünü bulmuş ve sakallı yüzünü okşarak "Burda" deyip uykusuna devam etmişti. Türkiye'ye döndüklerinde ise Devran'ın artık konuşabildiği bir çok kişiye gizli tutulmuştu. Sadece Afşin ve Cahit biliyordu, diğerleri ise onların bal ayına gittiğini sanıyordu. Zelal Hanım ise buna "Aman ne bal ayı, ortada balı da yok ayı da, bunlar keyfini sürüyor. Yarın bir gün Devran çocuk dediğinde görürüm seni" diyerek mutfaktaki divanda kahvesini içiyordu. Agit de Devran için hazırladığı kahve sırasında duyduğu bu cümleye samimi bir şekilde arkasını dönüp Zelal Hanım'a baktı. "Biliyor musunuz artık size de alıştım, sinirlenmiyorum. Ha çocuk diyorsanız. Devran Ağa'da ben de istersem elbet olur." Kahve fincanlarını koyduğu tepsiyi alıp mutfaktan çıktı. Arkasından cık cıklayan Zelal Hanım "Bunda utanma da kalmamış hiç" dediğinde keyifle kahvesini içen hanımağa "Sen de var mıydı gelin?" deyince Zelal Hanım bozuldu. "Hep bana de zaten. İnsanlar demeyecek mi nerde koskoca Devran Ağa'nın soyu diye? Bari soyunuzu benim oğlum, kızım devam ettirsin. Olmadı Şiyar'ın bebesi." Hanımağa duyduğu isimle bastonunu yere vurup "Anma o kansızın adını, sen konakta pek bir gerindin gelin, oğlumun emanetinisin diye kimse ses etmez, sen de tut o dilini" deyince Zelal Hanım ayaklanarak "Ne dedik sanki" diyerek kahve fincanını kadınlardan birine uzatıp "Ahlatlı soyu dedik, kötü mü dedik" deyip mutfaktan çıktı. Hanımağa derin bir nefes vererek "Elbet onun da bebeleri olur. Hele bi güzel oğlanı sevsin, kanı kaynasın, o acı günü bir atlatsın" diye mırıldandı. Agit salına salına Devran'ın odasına girip yine işlerin başına geçen adamın masasına tepsiyi bırakıp "Az dinlen ağam, geligelmez işe düştün" dediğinde Devran bilgisayardan uzaklışıp yüzünde gülücükler saçan oğlana döndü. "Bir daha söyle." Agit, minik adımlarla Devran'ın sandalyesinin arkasına geçip küçük ellerini adamın omuzlarına koyup ovarak "Diyom ki, yoruldun yine, hemen iş hemen" dedi. Devran omuzlarına masaj yapan oğlanla başını yukarı kaldırıp Agit'in yüzüne baktı. "Onu demiyorum. Sen biliyorsun ne dediğini." Agit kıkırdayarak kollarını onun boynuna sarıp başını omzuna yatırdı ve adama yandan bir bakış attı. "He biliyom ağam." Devran kollarını tuttuğu oğlanı önüne getirip belinden tutarak masaya oturttu. "Her şeyi de biliyorsun güzel oğlanım. O zaman akşama yemeğe gideceğimizi de biliyorsundur." Agit heyecanla masada kımıldanıp "Bilmiyordum ki, nereye gideceğiz?" diye merakla sordu. Devran cıklayarak "Söylemem, akşam en sevdiğin kıyafetlerini giyin ve beni bekle" dediğinde Agit sevinçle masadan inip "Elbise aldıydım onu giyicem" diyerek ikisi de çoktan soğuyan kahveyle Agit hızla tepsiyi alıp "Ben yeni yapayım sana" diyerek kapıya doğru yürümeye başladı ama arkasından duyduğu sesle gözlerini kocaman açarak durdu. "Şöyle salına salına yürüme güzel oğlanım." Agit kıkırdayarak arkasını dönüp omuz silkti. "Yürürüm Devran Ağa'm, bakta gör." O yürümeye başlarken Devran kahkaha atarak bilgisayara döndü. "Bundaki cilve adamı öldürür." Akşam yeni aldığı çiçekli elbisesini giyen Agit, Afşin ablasının "Bunu boynuna ve gerdanına sür" diye verdiği kokulu yağı sürünüp Devran'ın odasına gitti. Çoktan hazır bekleyen adam ise yine gözlerine bayram ettiren oğlanı süzerek "Ya katil olurum, ya katil" deyince Agit gülerek yürüyüp sandalyenin arkasına geçti ve Devran'ın kulağına eğildi. "Olmazsın olmaz, daha çok zamanımız var." Odadan çıkan ikili asansörle aşağı inip konaktan çıkarak arabaya bindiler. Agit doğum gününde gittikleri yere gideceklerini öğrenince o gün sormak istediği soru aklına geldi. Şimdi sorsa cevap verir miydi? Devran'ın kapattırdığı mekanda baş başa yemek yiyen ikili bu defa biraz da alkol alarak sesli bir şekilde gülüp sohbet ediyorlardı. Agit, Zelal Hanım'ın mutfakta söylediği şeyi söyleyince Devran kahkaha atarak elindeki kadehi masaya koydu. "Ona üç dört çocuk yapalım da içi rahat etsin." Agit şokla bir yudum aldığı şarabı masaya bırakıp "Üç dört mü? Çok değil mi?" diye sorunca Devran kaşlarını kaldırarak "Olmasın mı? İstemiyor musun?" diye sordu. Utanarak başını eğen oğlan "Bir tane bile olacak mı bilmiyorum ki" diye mırıldandı. Devran onun üzülmesine dayanamayıp "Olması şart mı güzel oğlanım?" diye sorunca Agit omuz silkti. "Sen istemeyecek misin bir gün?" Devran derin bir nefes alıp artık konuşabilmen o rahatlığıyla tüm dile getiremediklerini dile getirdi. "Unuttun mu güzel oğlanım. Bu beden senin ve senin kararın. Senin gibi muhteşem bir mucizenin varlığı bile beni mutlu ediyor. Asıl ben çocuk sahibi olabilir miyim, sana eş olabilir miyim diye düşünürken senden nasıl böyle bir şey bekleyeyim." Agit dudaklarını aralayıp konuşacakken Devran'ın sesiyle sustu. "Sakın güzelim, sakın. Eğer Devran bir gün başka birini ister, ondan çocuk yaparsa diye düşünme." O da tam da bunu düşündüğü için başını eğdi. "Güzel oğlanım. Ben senden başka bir tene dokunamam, ben senden başka bir şey bilmem. Seninle doğmadım ama bil ki seninle ölürüm, başka bir ten bilmiyorum." Agit duyduklarıyla gözleri dolu dolu başını kaldırdı ve korktuğu o soruyu sordu. "Sevdin mi beni?" Devran yavaşça başını sallayarak tam da beklediği anı yakaladığı için ceketinin cebindeki yüzük kutusunu çıkarıp hafifçe öksürdü. "Ben seninle kendimi sevdim güzel oğlanım. Biliyorum hiç evlilik istemedik, ne olduğunu bile bilemedik. Sen benim evime beni bilmeden geldin ben seni bilmeden kabul ettim. Ama sevdik güzel oğlanım, birbirimizi biz olduğumuz için sevdik. Sen bana bir yudumla hayat verdin, eğer kabul edersen ben de sana gerçek bir evlilik vermek istiyorum. " Agit artık gözlerinden süzülen yaşlarla Devran'ın kutusunu açtığı yüzüklere baktı. "Eşim olur musun Agit Ahlatlı, bir kez daha benimle evlenmek ister misin?" Agit hızlı hızlı başını salladı ve Devran'ın gülümseyerek ama heyecandan elleri titreyerek uzattığı yüzüğü parmağına takması için uzattı. Devran diğer yüzüğü de çıkarıp kendi parmağına takıp utangaç bakışlar atan oğlana baktı. "O duyduğun düğünlerden daha görkemli bir düğün seni bekliyor güzel oğlan, haberin olsun." Agit şokla elini ağzına götürüp "Düğün de mi olacak?" diye sordu. Devran ise gülerek omuz silkti. "Sen istersen dünyadaki her şey olur, yeter ki istiyorum de bana." Agit utanarak ellerini kucağına koyup başını salladı ve bu cevap Devran Ahlatlı için yeterliydi. Mardin'in görüp görebileceği en büyük düğün için sadece güzel oğlanının başını sallaması yeterliydi. 'Öyle eşya taşınır gibi' diyen güzel oğlanına düğün yapmakta Devran Ahlatlı'ya yakışırdı. Şşşş itiraz istemiyorum ben de oğlana da düğün yapılır çift cinsiyetli bireylere de hepsi benim çiçeklerim 🏳️‍🌈🥰♥️😘
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE