21 -

1692 Kelimeler
Devran Agit'in ısrarlarıyla doktorun karşısına geçip yanındaki oğlanın elini sıkı sıkı tutarak hatırladıklarını anlatmak için derin bir nefes verdi. Bir yandan Agit'in elini bırakmak istemiyordu bir yandan da bırakmazsam nasıl anlatırım diye düşünüyordu. Çünkü Agit'in elini bir saniye bıraksa onu bırakıp gider diye korkuyordu. Bunu anlayan oğlan ise yavaşça elini çekip elini onun bacağına koyup "Burdayım" diye fısıldayarak doktoru gösterdi. Devran bir kez daha elini onun elinin üstüne koyup cesaret alır gibi ofladı ve ellerini kaldırdı. - Berçem. O. Halamın kızı. Biz doğduğumuzda aileler söz kesmiş ve biz çoktan evlenmek için büyümüştük. Onu sevmeyi deniyor ama sevemiyordum. O ise çoktan ailelerinin karar verdiğini, mecbur evleneceğimizi söylüyordu. Ben de fikre alıştım - Agit ve doktor sakince Devran'ın parmaklarını izlerken genç adam kaşları çatılarak devam etti. - Sonra o adam geldi. Behram... İkisi... Onlar birlikte.. Gördüm. - Doktor ne olduğunu amlayarak başını sallayıp "Lütfen kendini zorlamadan devam et" dediğinde Devran derin bir nefes vererek Agit'in bacağındaki elini tuttu ve hafifçe sıkarak oğlanın cesaret verir gibi başını sallamasına yutkundu. "Burdayım, bırakmam." Agit sürekli bunu tekrar etmesi gerektiğini biliyordu, çünkü onun endişesini ve şüphesini görmüştü. Devran tekrar doktora dönüp devam etti. - Ben nişanı attım.. Çünkü bu ağır.. Ama kimseye onları söylemedim.. Yoksa ikisini de öldürürlerdi - Gözlerini kapatıp açarak aslında neden bunu zamanında yapmadığını düşündü. Berçem'in ölmesini istememişti. Annesi gibi ölmesini istememişti. Çünkü yıllarca Devran'ı annesinin babasına ihanet ettiğine ve bu utanca dayanamayıp kendini öldürdüğüne ikna etmişlerdi. Devran hiçbir zaman onlara inanmak istemese de eğer Berçem'i de öğrenirlerse ölmesine neden olacağını düşünmüştü. - Ama Berçem ayrılmak istemedi ve sürekli bir hata yaptığını, bir daha yapmayacağını söyleyip af diledi. Ben affedemedim - Yavaş yavaş kazayı ve daha sonrasını hatırladığında sertçe yutkundu. - Kazadan sonra beni konağa götürdüler. Bacaklarım hareket etmiyordu ve bütün vücudum sargılıydı. Kemiklerim.. Kemiklerim kırılmış - Doktor da o zamanları bildiği için "Evet biliyorum, bir süre yataktan kalkamadın" deyince Devran başını salladı. - Sonraki günlerde Berçem odama girdi, karanlıktı ve yanında yine o adam vardı. Çok öfkelenmiştim neden hâlâ o adamla diye - Sertçe yüzünü sıvazlayıp devam etmeden önce Agit'e döndü ve ona acımaktan uzak sevgiyle ve anlayışla bakan oğlanla acı bir tebessüm etti. - Ayrıntılı anlatmak istemiyorum, eşim yanımda. Ama onlar Berçem'in benden çocuk sahibi olabilmesi için bir şey yaptılar. Kımıldayamıyordum. Konuşamıyordum. Onlar gülerek fısıldaşıyorlardı - Omuz silkerek artık tamamen kendini bırakıp duyduklarını söylemeye başladı. - 'Artık sakat adamın bana ne yararı olacak' 'Yatalak kaldı sonunda' 'İyi ki ölmemiş yoksa mirası ne sana kalırdı ne de onun çocuğuna' 'Çık şunun üstüne de soyun artık' 'İnşallah kaldırabiliyordur yoksa erkekliği de mi kalmadı' - Devran hızlı hızlı nefes verirken yanında oturan Agit hemen elini tutup "Geçti, valla hepsi geçti. Dövdüm ben o pisliği, valla bir şey yapamaz, ben varım yanında" diyerek telkinler ediyordu. Devran onun ne kadar güçlü olduğuna bir kez daha hayran kalırken gülümseyerek diğer elini onun yüzüne koyup okşayarak ellerini çekti ve bu kez ona yönelik ellerini kaldırdı. - Yapamıyor değilim ama daha hissedemiyorum. Bekle beni, bırakma - Agit doktoru umursamadan Devran'ın önünde diz çökerek ellerini kaldırdı. - Ben istemiyorum ki yapasın. İkimizde isteyince olacak demi. Senin de istemeni beklerim. Acelemiz mi var - Devran sonunda gülümseyerek başını sallayıp yeniden elini Agit'in yanağına koyup eli arasında yanağını sürten oğlanla derin bir nefes verdi. Onları izleyen doktor ise hatırlayıp anlatarak rahatlayan Devran'ın aslında böyle zor bir durumda ona destek olan ve sevgisini esirgemeyen oğlandan güç aldığını biliyordu. Agit, Devran için hiçbir yerde bulunmayan bir ilaçtı ve Devran bu ilaca su diyordu. Bir zamanlar zehirlendiği su yerine ona hayat veren bir suyu vardı artık. Devran bütün duvarlarını Agit'in karşında yıktığını hissediyordu şimdi ama o duvarların altında kalacak mı bilmiyordu. Sadece elini tuttuğu ve eşim dediği oğlana güvenmek istiyordu. Agit ise giderek öğrendiği sırlarla kaçmak yerine daha da güçleniyor Devran'a sıkı sıkıya tutunuyordu. Çoktan sevdiğini öğrendiği adamla onun iplerini daha da kendi iplerine bağlıyordu ve güçlendindiğini görenlere inat Devran'ın arkasında duruyordu. Tam da bu yüzden de ses telleri için ameliyat olmaya Amerika'ya gidecek adamın valizinin yanına şimdiden kendisininkini koymuş ve bu kez izin vermeyen Devran'la kıyasıya bir kavgaya girmişti. - Seni o ecnebi ülkelerde ölürüm de yalnız bırakmam - Devran sinirle elleri belinde konuşan küçük ayağını yere vurmasıyla var gücüyle kahkaha attı. Agit onun gülüşüne oflayarak kollarını önünde kavuşturup kaşlarını çattı ama birden aklına gelen şeyle sırıttı. - Ya oralarda canın beni isterse napcan? - Devran bu kez ciddi ciddi uzun uzun gülerek başını iki yana salladı. - Atlar gelirim yanına - Agit göz devirmemek için zor dururken ofladı. - Olmaz ya. Valla bak olmaz. Ağlarım - Ağlarım diye mız mızlanan oğlanı kucağına çağırıp çıplak ayaklarla yanında durup omuz silken oğlanın yüzünü yaklaşmasını işaret etti. Agit izin verdiğini söyleyecek diye düşünüp mutlulukla ona doğru eğildi ama duyduğu cümleyle dudaklarını araladı. "Bacaklarını aç otur." Agit ısrar etti etmeyi daha sonraya ertelemeye karar verip üstündeki gecelikle bacaklarını iki yana açıp adamın kucağına oturdu ve belini saran kollarla biraz daha kucağına yerleştirdi. Devran ise açık omuzların ve kızaran boynun gözlerinin önüne serilmesiyle sarıldığı oğlanın omzuna çenesini koydu. Bir süre sarılmaya devam ederek geri çekilmeden önce omzunun üstüne küçük bir öpücük bırakıp geri çekildi. Agit ne kadar utanmayacağım dese de bu öpücükle yine kıpkırmızı olmuştu. Onun dilinde olan cesaretinin karşısına geçince tuzla buz oluşuna gülen adam, her ne yaparsa yapsın masumluğunu kaybedemeyen oğlanın bu utangaçlığı yavaş yavaş aşık ediyordu. Elini oğlanın yumuşak yanağına koyup okşayarak yüzüne yaklaştı, Agit dudağına bir öpücük bekleyerek gözlerini kapatınca alnında hissettiği dudaklarla kocaman gülümseyerek gözlerini açtı. "O kadar masumsun ki." Agit dudaklarını birbirine bastırıp omuz silkti. "Değilim ki, baksana açık açık giyinip koynuna giricem diyorum." Devran söylediğine gülerek parmaklarıyla konuşmaya devam etti. - Kanıma da girecek misin? - Agit gözlerini kocaman açıp ellerini kaldırdı. - Hayır hayır, yok. Sen istemeden bir şey yapmam ben - Devran telaşla ellerini sallayan oğlanın bunu neden söylediğini bildiği için - İşte bak masumsun - dedi. Agit cevap verecekken devam eden adamla durdu. - Her gece yatağımda yatıyorsun. Bana dokunmak için onlarca fırsatın vardı. Üstüme çıkmak, soyunmak, öpmek, istediğin yere dokunabilmek. Neden hiçbirini yapmadın? - Sorunun ciddi olduğunu anlayan Agit başını eğip omuz silkti, sonra da masum gözlerini Devran'ın yeşil gözlerine kaldırdı. - Çünkü sen benim bedenime saygı duyuyorsun - işaret parmağını adamın göğsüne dokundurup devam etti. - Bu da senin bedenin ve sen istemeden dokunmam - Devran derin ve huzur dolu bir nefes verip oğlanı kolundan tutup kendine çekti ve başını göğsüne yasladı. "Her şeyim senin." Agit gülümseyerek onun omuzlarına dokunup geri çekilerek tatlı bir gülümsemeyle gözlerini kıstı. "O zaman her şeyimin yanında olmam lazım değil mi?" Devran kaşlarını çatarak başını sallayıp onaylayınca Agit birden onun kucağından kalkıp ellerini beline koydu. "Demek ki ben de geliyorum" deyip Devran'ın itiraz etmesini beklemeden yatak odasına kaçtı. Devran kaçan oğlanın arkasından bakarak elini alnına vurup güldü. O kadar inatçı bir oğlandı ki öyle ya da böyle dediğini yaptırıyordu. Devran alnındaki elini indirerek fark ettiği şeyle kaşlarını çattı. Ona istediğini yaptırması için taviz veren de bizzat kendisi değil miydi? Gülerek çalışma masasına dönüp çekmecenin içindeki kağıdı çıkarıp çoğunun üzeri Agit'in karalamasıyla artık bir anlamı kalmayan kağıtla huzurlu bir nefes verdi ve iki eli arasına alıp yırtarak parçaladı. Masanın üstüne öylece atıp bilgisayar ekranına dönüp Alara'ya mail atarak Agit'in pasaport işlemlerini başlatmasını istedi. Çünkü artık biliyordu, nereye giderse gitsin güzel oğlanı da onunla gelecekti. Yatak odasına girip yatağa girdiğinde hemen ona yapışan oğlan "Gelcem demi?" diye sorunca sakince başını salladı ama sonra durup ellerini kaldırdı. - Bir şartla - Agit ne şart koyarsa koysun yapacağı için hemen "Tamam" diye kabul etti. Devran gülerek elini onun beline atıp okşadı ve sertçe yutkunup "Öp" dedi. Agit sorar gözlerle "Burda mı şimdi mi?" dediğinde ise sadece başını sallayan adamla heyecanlanarak başını salladı. Onu hiç yataktayken dudaklarından öpmemişti ve ne olacağını bilmediği için eli ayağına dolanmıştı. "Ama kötü olursan sonra." Devran dudaklarını büzerek parmaklarını oynattı. -Deneyemez miyiz? - Giderek heyecanlanan oğlan utandığı için başını sallamakla yetindi ve yavaş yavaş Devran'ın yüzüne doğru yaklaştı. Onu aynı heyecanla bekleyen adam dudaklarına değen küçük bir öpücükle kapattığı gözlerini açıp devam etmesi istedi. "Yine" diye mırıldandı ve Agit artık kızaran yüzüyle tekrar dudaklarına uzanıp dudaklarını bastırdı ama uzaklaşmak için yaptığı hamle Devran'ın ensesine attığı hamleyle kesilip tekrar dudaklarıyla buluştu. Devran diğer elini de onun yüzüne koyup dudaklarını oynattı. Agit nasıl devam edeceğini bilemediği için dudakları üstünde bekledi ama geri çekilip dudaklarına nefes veren adamın sesiyle yutkundu. "Dudaklarını arala." Agit hızlı hızlı başını sallayıp tekrar öpmek için uzandı, bu defa dudaklarını araladı ve alt dudağını ağzının içine alan adamla elini onun göğsüne attı, iniltili sesi sessiz odada yankılandı. Hızla Devran'dan uzaklaşıp korkuyla nefeslendi ve sesine ne tepki vereceğini bilmediği adama baktı, loş ışıkta gördüğü gözler kapanmış, hiç anlamadığı bir bakışla açılmıştı. "Sesin.. O... Güzel." Agit yatakta dizleri üstüne oturmuş, elleri kucağında başını eğerek "İstemeden oldu" diye fısıldadı. Devran yatakta yanını gösterip uzamasını istediğinde endişeyle hemen yanına uzanıp yana dönmeye çalışan adama yardım etti. İkisi de yan yana uzanmış birbirlerinin gözlerinin içine bakıyordu. Agit alt dudağını kemirerek "Kötü oldun mu?" diye sorduğunda Devran gülümseyerek başını iki yana salladı ve yastığında ona biraz daha yaklaşıp yüzü şimdi bir kaç santim yakınındaydı. Söyleyeceği şeyin yarayacağı tepkiyi merak ederek fısıldadı. "Şartım.. Sabaha kadar.. Öp." Agit şokla gözlerini açıp "Hiç durmadan mı?" diye sordu. Devran yavaşça başını sallayarak Agit'in yutkunmasını izledi. Sabaha kadar öperse çok fazla etkilenirdi. O zaman ne yapardı? Eğer bir şey olursa ve Devran fark ederse? Aklında yüzlerce soru vardı ama istiyordu. Ne olursa olsun, bunu görmek ve o adımı atmak istiyordu. Devran onun vereceği cevabı sabırla bekliyor ve kabul etmesini de istiyordu. Agit nefesini onun dudaklarında alıp kendini adamın kalın dudaklarına bıraktı. Devran ise dudaklarına yapışan oğlanın dudaklarını aralamasıyla onun öpücüğünü öpüşmeye çevirdi. Beline sardığı koluyla onu bedenine yaslayıp daha derin öpmeye başladı. Yıllar önceki o iğrenç sahne Agit'in dudaklarıyla ve ona sunduğu her nefeste yok oluyordu. Bedeninde gezinen kanın ve hareketliliğin farkındaydı artık. Korkma diyen tarafı güzel oğlanın dudaklarında güçleniyor ve sarıp sarmaladığı nefes nefes öpüşleriyle hayat veren oğlanla kendini buluyordu. Sakladığı benliğini, kaybettiği hislerini, yıllarca donan kalbini ve ruhunu harekete geçiriyordu. Sabaha kadar ara ara nefeslenmek için uzaklaşan iki beden dakikalar sonra dayanamayarak yeniden birleşiyordu ve her şeyin ilk başlangıcı bu yatakta bu öpüşmeyle başladı. Şafak sökerken yorulan dudaklar kıpkırmızı ve şişmişti ama mutluluk ve huzur bütün izleriyle ikisinin de dudaklarındaydı. Devran sımsıkı sardığı oğlanı saçlarını okşayarak uyutmuş, ardından o da uyumuştu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE