Karla karışık yağmurlu bir cumartesi günüydü. Havadaki ayaz kendimi kutuplardaymışım gibi hissetmeme neden olurken elimde tuttuğum sıcak fincanı sıkıca kavradım. Soğuk havalarda bir fincan çay gibisi yoktu. O çayı bir de tatlı bisküvilerle kombinlemek gerçekten keyif vericiydi. Ben de bir yandan bisküvimi yiyor ve çayımı yudumluyor, diğer yandan da bilgisayardan dizi izliyordum. Yabancı diziler, insanı can sıkılmasından kurtaran birer can simidi gibiydiler benim için. Bir de battaniyenin altına girdim mi, hiçbir şeyi gözüm görmüyordu. Saat henüz sabah yedi sularıydı. Bugün garip bir şekilde uyuyamamıştım. Onun yerine battaniyemin altında gece boyunca birkaç sezonluk diziyi bitirmiş ve gözlerimin -tabiri caizse- anasını ağlatmıştım. Bu kadar uykusuna düşkün birisi olmama rağmen uykusuz kal

