Kan

1788 Kelimeler
Nazlı Çırptım, çırptım, karıştırdım Kendimi onunla yarıştırdım Kimse kimseye benzemez Kendimi kekle yatıştırdım Oturdum ellerimle sana kek yaptım… “Kız Nazlı!” annemin çağırması ile kek yapmaya ara verdim, bugün Gülendam beni çağırmıştı. Portakallı kekimi de çok sevdikleri için iki tepsi yapmak istemiştim “Nazlı kız kime diyorum” oflayarak anneme baktım, arka fondan hala Nil Karaibrahimgil kek şarkısı çalıyordu “Efendim Anne” “Sen yine ne yapıyorsun Nazlı?” anlaşılan önden fırına attığım kekin kokusunu almıştı, anında yüzüme bir gülümseme yayıldı “Potakallı kek” dedim “Çok güzel koktu Nazlı, bana da getirsen yavrum” tamda tahmin ettiğim gibi, yanına gidip yanağına bir öpücük kondurdum “tabii annem hemen” dedim ve mutfağa geçtim. “ooo Nazlı hanım!” gelen sesle fırından aldığım tepsiyi tutan elim dondu, nefesimi tuttum. Neden geldi ki şimdi bu? Mahmut, amcamın oğluydu. Hemen yan konakta kalırlardı ve ondan hiç hoşlanmazdım. Sürekli bana farklı bir amaçla yaklaştığını hissediyordum ama yüz vermemeye çalışıyordum “Nazlı! Ne oldu? Benim sesimi duyunca bile heyecanlandın galiba ha?” alayla söylediği şey yüzümü buruşturmama sebep olmuştu, uzun süredir tuttuğum nefesimi verdim ve keki çıkarttım onun yüzüne bakmamaya çalışarak “Ne alakası var Mahmut abi?” dedim ve diğer kek harcını tepsiye döktüm “Ne abisi yahu Nazlı? Aramızda 2 yaş var” gözlerimi devirdim. Bu konuşma günde en az 10 kez geçerdi ve çok sıkılmıştım aynı açıklamaları yapmaktan “Ama abimsin ve bu değişmez değil mi?” bunu dememle o pis sırıtışı yüzünden silindi. “ Neyse yine kime yapıyorsun bunları?” kaşlarımı çatıp ona döndüm, bana hesap sorabileceğini zannediyordu galiba “Sanane abi?”diye sordum o ise bunu bunu umursamadan yanıma gelip tepsinin üzerinden gelen dumanı kokladı “Offf çok güzel kokuyor, kız hadi koyda yiyelim” dedi, bir hışımla önünden aldım ve “Hayır ben bunları Gülendam ın konağına yaptım” dedim. “Ne Gülendamı Nazlı ben sana bir daha o konağa gitme demedim mi?” sinirle söylediği şeye ister istemez güldüm. Hala bana karışabilceğini sanıyor, yüzüme alayla karışık bir gülümseme kondurup “Saçmalama Mahmut abi! Gülendam benim en yakın arkadaşım biliyorsun değil mi?” “Evet ama Baranla birbirimizi sevmediğimizi bütün Antep bilir” gözümü devirdim, şiştim gerçekten ya! Bu sefer dediğini umursamadım, kekleri saklama kaplarına yerleştirmeye başladım. Ben bu işleri hallederken diğer kekte pişmişti, ikinci tepsiden anneme ve babama dilimler ayırdım ve onu da kaplara koydum. Mutfaktaki işlerimi hallederken Mahmut abinin mutfaktan çıktığını hissetmiştim. Derin bir oh çektim, onun yanında çok geriliyordum. “Nazlı neredesin ya abim gelecek konağa daha sen yoksun!” Gülendam telefonda bile kulağımın zarını patlatıyordu, istemeden telefonu kulağımdan çektim “Kızım bir dur ya anca hazır oldu “Ne hazır oldu?” sevinçle sormuştu eh biliyor tabi ben bunu diyorsam kesin en sevdiği şeylerden geliyor “Portakallı kek yaptım seversiniz diye” dedim “Ya sen mükemmelsin be kızım! Hadi gel hemen” diyip cevap vermemi beklemeden kapattı telefonu. Deli bu kız ya! Hemen hazırlanıp annemin yanına geçtim “Anne sizin dilimleri hazırladım şimdi abim babam falan gelir birlikte yersiniz” diyip yanaklarından öptüm “Kızım dikkat et yolda ve o konakta tamam mı? Baranla çok yakın olma” uyarısıyla kaşlarımı çattım “Neden anne?” derin bir nefes alıp Verdi “Sen benim lafımı dinle Nazlım, gelince konuşuruz” dedi ve beni uğurladı. Aslında onun beni kapıya kadar geçirmesini o kadar çok isterdim ki… Annem neredeyse 10 yıldır yatalaktı, merdivenlerden düşmüş ve felç kalmıştı. O zamanlar ailecek çok sıkıntı çekmiştik. Babam hem abim ve benimle hem de annemle ilgilenmeye çalışıyordu, bu yüzden işleri de çok aksamıştı ve durumumuz iyiyken git gide kötülemişti. Abimde okulu bitirince babama yardım etmeye başlamıştı bende artık annemle ilgileniyordum, arada yengemde geliyordu yardıma. Yengem pek beni sevmezdi ama annemle araları iyi olduğu için yanına gelirdi. Gülendam ise benim çocukluktan beri tanıdığım en yakın arkadışımdı. Zaten konağımız çok yakındı, sürekli gidip gelirdik onlara. Abisi Baranı uzun zamandır görmüyordum, 5 yıl önce İstanbula gitmişti. Arada gelirdi ama ben göremezdim, Elif çağırıp gitsemde bir şekilde evde olmuyordu. Barana her zaman hayrandım. Çok yakışıklı ve aynı zamanda çok iyi biriydi, herkese yardım ederdi ve antepte herkes onu severdi. Eh tabi bende ona herkes gibi hayrandım, 5 yılın ardından onu göreceğim için çok heyecanlıydım. Fakat bunu kimse bilmiyordu, Gülendam dahil. Konağa yaklaştıkça kalbim yerinden çıkacakmış gibi atıyordu. Salık bıraktığım açık kahve saçlarımı elimle topladım, üzerime giydiğim haki renkli elbisemi düzelttim ve artık konağın kapısına gelince kendimi sakinleştirmeye çalıştım “Ooo Nazlı hanım hoş geldiniz” kapıda ki koruma olan Haşimin söylediği şeyle kıkırdadım. Her seferinde benimle dalga geçmeden konağın kapısını açmazdı, artık gelenek haline gelmişti “Hoşbuldum Haşim. Hadi aç kapıyı” dedim ama pek açma niyetlisi değildi “Eee bunun karşılığında bir rüşvet olmalı değil mi Nazlı hanımım” dediği şeyi ilk başta anladığım için suratına boş boş baktım. Baktı anlayacağım yok “Yav elindekini derim” diyince jeton düştü. Saklama kabının kapağını açıp içinden kimseye göstermemeye çalışarak bir dilim verdim. Gerçi görselerde Haşimden çekindikleri için bir şey diyemezlerdi. “Offf çok iyi olmuş bu hanımım. Ellerine sağlık, hadi geç” yaptığım şeylerin övülmesini çok severdim, Haşimin dedikleri de beni tatmin etmişti. “Çok şükür be kızım nerede kaldın?” cevabını bildiği soruyu soruyordu, umursamayıp elimdekileri evin çalışanlarına verdim “Gülendamcım bunun cevabını aradığında da verdim” dedim ve koluna girerek avluda ki sedirlere doğru yürümeye başladık “Ayy çok heyecanlıyım biliyor musun? Abimin yanında arkadaşı Selim de geliyor” kaşlarımı havaya kaldırdım ve şüpheyle yüzüne baktım “Selim kim? Sen neden o gelecek diye bu kadar heyecanlısın?” yaptığı gafı fark ettiği için masum masum bana bakmaya başladı. Zaten vardı bunda bir haller, anlıyordum ama ismini koyamıyordum “Ya Nazlı, Selim abimin İstanbuldan arkadaşı. Bir görsen nasıl yakışıklı, boylu poslu, iyi huylu. Abimin en son gelişinde tanıştık. Bugünde gelecek” dedi hülyalı hülyalı. Bu haline tebessüm ettim, sevmek gerçekten çok güzel bir şey olmalıydı. Tamam bende onun abisinden hoşlanıyordum ama bunun adına sevmek diyemezdim “Kızım madem var böyle bir şey neden bana bir şey demiyorsun?” diye hesap sormayı da ihmal etmedim “Ya aslında sadece beğeniydi Nazlı kuşum ama işte çok heyecanlandım” kesin öyledir bakışları attım. Biz gülüp eğlenirken kornolar eşliğinde konağın büyük kapısı açıldı. Baran gelmişti, kalbim güm güm atıyordu. Biri bana biraz yaklaşsa sesi duyardı eminim, içimden kimse anlamasın diye dualar ediyordum. Avluya üç araç girmişti, diğerleri dışarda kalmıştı. Ilk arabadan Baran ve Selim olduğunu tahmin ettiğim arkadaşı indi. Barandan gözlerimi alamıyordum. Zaten yapılı olan vücudu daha da irileşmiş ve uzun olan saçları kısalmış ve çok güzel şekil verilmişti. Kahverengi gözleri en son gördüğümden sert bakıyordu, çehresi Keskin hatlıydı ve bakışlarını derinleştiriyordu. Uzun boyu zaten es geçilmeyecek gibiydi. Siyah bir gömlek ve yine siyah olan bir pantolan giymişti. Allahım galiba şuraya bayılacağım, ne kadar yakışıklı görünüyordu. Baran 32 yaşındaydı, ben ve Gülendam ise 24 yaşındaydık. Aramızda çok yaş farkı vardı ama ben bunu asla umursamazdım. Bence sekiz yaşta bir şey yoktu, yoktu değil mi? herkesle sarılıp hasret giderdikten sonra bana sıra geldi. Boş boş bana baktı. Bu bakışlar içimi burkmuştu, ya beni tanıyamadı ya da neden burada olduğumu düşünüyordu “Nazlı değil mi?” “E-evet ben Nazlı” sadece başıyla selam verip Gülendam ile sarıldı, bozulsamda bunu belli etmemeye çalıştım “Nazlı sen neden geldin ki?” soruyu soran kişiye döndüm. Tabiki amca kızları Elifti. Onunla yıldızımız hiç barışmamıştı. Cevap vermek için ağzımı açtım “Nazlı bu konakta büyüdü Elif tabiki Baranın Anatebe temmeli dönmesi şerefine karşılamaya gelecek” Rojin hanım araya girip benim yerime Elifi susturmuştu. “Portakallı kek çok güzel olmuş Nazmiye abla ellerine sağlık” ağzıma götürdüğüm çatal havada kaldı Baranın sesini duyunca. Beğenmişti kekimi ama Nazmiye abla yaptı sanmıştı “ben yapmadım ağam, Nazlı hanım yaptı” bu cevap karşısında kaşlarını havaya kaldırmış şaşkın şaşkın bana bakıyordu “Ellerine sağlık ufaklık” Ne ufaklık mı? omuzlarım düşmüştü, ufaklık ne ya 24 yaşında koca kızım ben “Ufalsında cebine girsin oğlum! Deli deli konuşma eşek kadar kız oldu Nazlı ve Gülendam” hay ağzın bal yesin Rojin hanım ya “Anne benim gözümde onlar hala ufak” gülerek söylediği şey daha da canımı sıkmıştı. Daha fazla bu konuşmaya katlanamayacağım için kalktım “Afiyet olsun” diyip boşalan tabakları toplayıp mutfağa geçtim. Tabakları çalışanlara verdiğim sırada arkamda bir beden hissettim, irkilip arkamı döndüm Tüm heybetiyle Baran elinde ki boş tabakla karşımda duruyordu “Bunu almadın ufaklık” eh bu şaka canıma tak ettirdi ama. Kaşlarımı çatıp “Ben ufaklık değilim Baran” dedim tek kaşını havaya kaldırdı ve çalışanlara çıkın işareti yaptı, kalbimin bu kadar hızlı ve yüksek sesle atması normal mi? “Sen ufaksın Nazlı ve bana abi demelisin. Bir daha bana sadece Baran dediğini kesinlikle duymayım” “Ben sana hiçbir zaman abi demezdim ki Baran” dedim. Ama bu doğruydu, ona abi demeyi sevmezdim “Nazlı!” bağırmasıyla yerimde sıçradım “Bana Baran abi diyeceksin! Bir daha uyarmayacağım” sert uyarısıyla gözlerim doldu sadece kafamı sallayıp çıktım mutfaktan. Konaktan nasıl çıktım bilemedim gerçekten. Baran arkamdan seslenmişti ama umursamadan kaçtım resmen. Neden böyle bir tepki verdiğini anlamamıştım, bizim konağa yaklaştığımda dışarda Mahmut abinin beklediğini gördüm. Bir sen eksiktin gerçekten “Nerede kaldın sen?” ağzını yaya yaya sorduğu soruya karşılık vermek istemedim. Anlaşılan sarhoştu ve onu bu halde asla çekemezdim “ Cevap versene Nazlım” kolumu tutması ile durup yüzene bakmak zorunda kaldım. Ne diyor bu Allah aşkına? “Mahmut abi sonra konuşalım” diyip koşarak odama geçtim, kapıyı kapatackken içeri Mahmut abi daldı. Dehşetle ona bkıyordum “Abi napıyorsun?” “Ne abisi lan? Bana abi deme Nazlı !” biri bana abi de der biri deme der neden sürekli nasıl seslenmem gerektiğine kendileri karar veriyordu? “Abi bak çık odadan yanlış anlayacaklar” birde yengemin or... muamelisi yapmasıyla uğraşamazdım. “Hayır çıkmayacağım” diyip beni yatağa itti “Bugünden itibaren abin olmadığımı anlayacaksın Nazlım” gözlerim yuvalarında çıkacaktı “S-saçmalama abi” kemerini çözmeye başlayınca yatkata geri geri gitmeye başladım. Kafamı sağa sola sallayarak bu anın yaşanmaması gerektiğini ona anlatmaya çalışıyordum Birden üzerime atlayıp “Bir daha bana abi diyemeyeceksin Nazlı” bacaklarımı yana açmaya çalışıyordu, buna izin vermeyip direniyordum. Aynı zamanda gözlerimden yaşlar akıyordu “Yapma abi ne olur” diye yalvarmalarımı asla duymuyordu Hayır buna izin veremezdim. Gözlerimle etrafı arıyordum, kitaplığımda olan testiyi görünce gözümü kestirdim. Onu almam gerekiyordu. Mahmut abi hala bacaklarımı açmaya çalışıyordu. Yapamayacağını anlayınca üzerime geldi ve beni öpmeye başladı, kusma isteğim geliyordu. Kurtulmaya çalıştıkça daha da hırçınlaşıyordu. Aklıma gelen şeyle erkekliğine tekme attım, yan tarafa düşünce yataktan fırladığım gibi testiyi almaya çalıştım. Buna izin vermeyip saçlarımdan asıldı ve kendine çevirip tokat attı, sersemleyip yere düştüm ama bu beni daha fazla hırslandırdı Tekrardan bir tekme atınca iki büklüm oldu. Fırsat bilip testiyi alıp kafasında kırdım, yere yığıldı. Hala elim ayağım titiryordu, kendime gelemiyordum. Biraz yaklaşıp baktım ona ve gördüğüm şeyle daha büyük bir korku kapladı içimi. Yerde KAN vardı...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE