"Boss koş stilist geldi" diye ciyaklayan Leyla kapımı neredeyse tekmeleyerek açtığında saat 6 yı geçiyordu. Hepimizi hem yatıştırabilen hem de coşturabilen bu kıza zaman zaman hayran olsam da zaman zaman sinirlerimi bozuyordu. "Oda kapısı çalmayı ve açtığın kapıyı kapatmayı ne zaman öğreneceksin?" diye bağırsam da beni duymadı. Kapıdan çıkıp arkasından baktığımda tek gördüğüm koridorun ucunda beni izleyen Barış'tı. Yanından geçip giderken beni dirseğimden yakaladı. Omuz omuza kaldığımızda, bana eşya gibi davranmaya kalkıştığı için öfkeli olduğumdan yüzüne dahi bakmadan durakladım. "Özür dilerim." dedi. "Beni öptüğün için bana ait olduğunu düşünmem saçmaydı. Ne de olsa herkesin dudaklarına bir öpücük kondurarak teşekkür etmeliyiz değil mi?" dediği anda yüzüne en okkalı tokatımı indirdim.

