18. Bölüm

3017 Kelimeler
Selâm nasilsiniz iyisiniz inşallah :) Güç veren ikisiri ictiklerin de bu şaşaalı şato yu gezmeye devam ederken gördükleri karşısında baze şaşkınlık bazen ise korku duyuyor lar, 1. Kat bitmiş ti ve 2. Kata çıkarlar ken bu kat daha ışığı boldu. Resmen göz kamaştırıyor du Asaf ışıkları kısıp yürümeye devam ederken Mehtap ta kapılara bakarken. * Abi dünyaya giderken bu kapıları söküp götürelim yeminle milyoner oluruz * kapılar çok büyük tü ve hepsi altın ve değerli taşlar la süslenmiş ti el işçiliği çok güzeldi. Her oda yazıları altın suyu ile yazılmış tı. Bir odaya girdiler burası geçmiş kayıt odasıydı geçmişte ne  kimi kendi dünyalarına aldıkları, ve renklerini içtikleri insanların kayıtları, geçmişe dönük bir sürü tarihî şeyler kayıtlı olan bu teknoloji odası tek bir bilgisayar da toplanıyor du bu insan üretimi gibi değildi. Yine şeffaf olan bu bilgisayar korunmalı bir biçimde muhafaza ediliyor ve korunuyor du profesör eftal koruma büyüsünü açıp, Asaf beyin oturmasını sağladı. Asaf bey oturup burun gecmis kayıtları telepati yöntemi ile ustalık la açarken içlerinde Eylül den tutun da tanımadıkları insan ların ismi geçen bir sayfayı açtı ve kayıtı izlemeye başladılar. Yıl 1999 Eylül 24 saat 14: 35 *Harun hadi hayatım bak geziye geç kalacağız kızım gözümün nuru hazır olmuş * küçük bir kız çocuğu geldi ekrana simsiyah uzun saçları siyah gözleri ve beyaz teni kırmızı bir uzun kollu elbise giymiş fiyonklu ayakkabı ile çok tatlı idi  *Naz hayatım, hep sen benden önce hazırlanıyorsun normalde kadınlar geç kalır erkekler hadi der ama * diyerek  karşısında sen bir kahkaha atan kadını anlindan öperek kendine çekti. Eylüle döndü bakışlar Eylül'ün gördükleri karşısında gözünden bir damla yaş aktı o yaş hıçkırğa dönüştü ve selim kollarına çekti . Kızlarda eylüle sarılınca Eylül biraz daha ağlayıp kendini toparladı Asaf bey durduğu kayıtları izleyemeye devam ettiler . *Of bu sevil de bu geziyi nerden çıkardı ki ben eşim le Eylül'üm le bir hafta sonu geçirmeye niyet ediyordum * *Çok haklısın ama, çok ısrar etti hadi gidelim * diyip çıktılar. Eylüle sarılan babası Harun bey Eylül de babasına sıkıca sarıldı ve kollarını boynuna dolayıp öptü. Babası da minik kızını öptü Eylül ince parmaklarını ekrana dokundurdu. Gerçekten ailesini ilkkez görüyor du ve bu ölüm günleri idi  Ekran kapan dı ve başka görüntü açıldı buda Şevvalin görüntüleri idi ama kimse bilmiyor du kim olduğunu ve bekliyorlar dı  * Ali bu günde neden gezi çıkardı. Bu sevil ya sevmiyorum ben bu kadını * diyen kadın kızını giydirip karamel kısa saclarini küçük bir toka taktı. Kızına gülümsedi kucağına aldı hafif bir gıdıklama ile sen kahkahalar atarken  *Anne gıdık mı istiyor Şevvalim *  *Evet baba *  derken baba ve kız annesini gidiklarken ev telefonu çaldı  *Ben bakayım baba kız * diyen kadın saçlarını düzeltti ve açtı telefonu, bir süre telefonda konuşup kapattı. Baba kız hâlâ oynarken kadın yanlarına gitti . *Hadi Ali Şevvalim hadi şu hırkanı giydireyim gel kuzum *  *Tamam gülüm öbür hafta söz veriyorum tüm hafta sonu sizi iki günlük bir tatile götüreceğim sürpriz olacak bu yer * diyen adam öptü karısını anlindan ve hazırlanıp çıktılar Şevval anne ve babasının elinden tutarak birşeyler anlatarak gidiyor du . Şevval ağlıyor du bu kez dizlerinin üzerine çöktü kizlar yanına çöküp sarılıp oturdular hep birlikte ağlayan kizlar gerçekten böyle bir hayatımız mı varmış diye  düşündüler halbuki degilmiydi hepsinin zihinin de kötü bir şekilde yurda gelip te orada büyüdükleri nasıl yapılmıştı bunlar bu küçük bedenlere Esma hanım kızları kendine çekti ve sarıldı . 1 saat sonra  Kizlar kendilerine gelip Asaf beyin görüntüleri açmalarını istediler ve sarışın uzun saçlı bir kız çocuğu karşıladı ekranı bu kez Mehtabin gözleri dolmuş tu bile. Tesettür lü bir kadın karşılamış ti bu kez son iğneyi takip kendine bakan kızını kucağına alıp şarkı söyledi kızı gülerken  *Canımın içi kızım sen ne güzel sin, biliyormusun bitanem kardeşin geldiği zaman hep istediğim aileye sahip olacağım. Biliyormusun kızım babanı o kadar çok seviyorum ki bu sevgi gözüm de kalacak diye çok korkuyorum, seni hele sen benim biriciğim sın sarışın *  *Emin ol kızım baba da anneyi çok seviyor * diyen adam elinde bir tek kırmızı gülle geldi kadının gözleri ışıldadı  *Hadi gidelim bakalım vallahi çok sinir ediyor bu kadın * diyen kadın adamın gulmesine sebep olmuş tu  *Ramazan ne gülüyorsun ama * diyen kadın kızının fermuarlı yeşil kapşonu giydirdi. * Zehram gözümün nuru haklısın ama bizim için de bir değişiklik olur hadi gidelim* diyip kızını kucağına aldı karısının da elini tuttu aşağı inip kapılarını kilitleyip çıktılar. Mehtabın gözünden sadece bir damla yaş süzüldü. Ali sevgilisinin elinden tuttu kendine çekti saçlarının tam tepesine bir kondurdu. Mehtap ta kollarını Ali'ye sararken ağlaması şiddetlenmiş ve bu hıçkırık  iç cekisler Ali'nin içine işlerken üzülmesin den nefret ediyor du .  Herkes sıranın kime geldiğini bildiği için sessizce ekrana baktılar. Oturma odasında oturan kadın nazlının kahverengi saçlarını tarayıp tokayı topladığı saçlarına geçirdi incitmeden korkar gibi iki tur dolandırıldı elleri ile düzeldi çoraplarını minik ayaklarına geçirdi kızının ayağına bir öpücük kondurdu  * Nazlım, yemeğini yedirdim karnımız tok altında değiştirdim prensesim arkadaşları ile görüşmeye hazır demi benim nazlı kuzum *  * Evet anneciğim Mehtap geliyor mu * diye tatlı tatlı konuşan kızına kafa salladı annesi  *Evet Mehtap geliyor eylül geliyor Şevval geliyor * diye cevap verince küçük kız el çırparak sevindi  * Gerçekten mi * diye uzattı kelimeleri  *Hı hı * diyen annesine kalkıp bir öpücük kondurdu o anda kapı açıldı ve nazlı sevinçle koşarken ayağı takıldı düştü  *Oyyy kızım acıdı mi * *Evett baba acıdı * diye ağladı babası minik kızının diz kapağını öptü  *Geçtimi * diyince nazlı gözyaşı nı sildi ve kafa salladı. Adam karısına baktı yüzünde kocaman bir tebessüm oluştu  *Benim güzeller güzeli karım nasılmış *  *Valla hâlâ sevil cadisina sinirli davut bey * diyerek omuz silkip yönünü çevirdi adam güldü ve sarıldı  *Canim vallahi  çok haklısın sınıf arkadaşı olduğumuz için kimse hayır diyemedi *  * Ben kızlarla konuştum hiç biri istemiyor ama sizlerin hatrina tamam dedik *  * Bidaha olmaz zaten gözümün nuru hadi gidelim bakalım * diyip onlarda çıktılar nazlı gülümseyerek izledi bu aile tablosunu aslında onu çok seven bir babaya sahip miş  * Babam beni seviyor muş * diye fısıldadı nazlı. Akif ellerinden tutarak kendine çevirdi ve kahverengi gözlerine baktı. *Elbette seviyor bitanem o görüntüleri sil at zihinin'de. Çünkü bak onların hiç bir gerçekliği yokmuş baban senin gözünde yine kahraman sakın ha unutma canım benim * diyince nazlının gözleri yaş dökmeye bile başlamış tı. Akif sarıldı nazliya, Esma hanım, elif , Asaf , elijah ve profesör ler bu görüntüleri bazıları ağlayarak izlemiş bazıları ise dolu gözlerle izlemiş ti. Bu oda da gerçekleri izleyen kizlar, sevil hanıma daha büyük bir kinle bakıyorlar dı. Başka görüntüye geçti Asaf ve burada tanımadıkları biri çıktı karşılarına bu erkek çocuğu ise anne ve babasına sevgi ile bakıyor bu çocuk ta. Sevil hanım kurbanlarından dı, bir sürü görüntü izlediler kimisinin babası yok tu kimisinin annesi çocuklarını giydiriyor , bir çok görüntü vardı burada ve yine Asaf bey birşeyler yaptı ve Sevil isimli dosyaya baktı  Kaçırdıkları çocuklar, onun yüzünden ölen anne ve babalar kayıtları vardı. Ve en son olarak ta 1 yıl öncesinden kayıtlar var di.  Selim ve ekibi yazıyordu. O sayfaya tıkadı Asaf, ve önüne çıkan dosya da Selim'in fotoğrafı, Akif'in fotoğrafı, Ali'nin ve Ahmet'in fotoğraf ları bir kaç kişi daha vardı ama ne selim tanıyor du. Nede çocuklar tanıyordu kişileri.  Selim hancı, 28 yaşında görevinde başarılı bir komiser. Annemin yaptığı işlerin peşine düştü ve bulmaya çok yakın  sevdiği kişi Eylül Karaman annesi geçen yaz  kalp krizinden vefat etti babası hancı otelin sahibi ve milyoner.  2020 /09/15 de anneme bir operasyon düzenlenecek, onu ve ekibini sanal gerçeklik oynuna hapis edeceğiz. *Annesi sevil mi * diyen Mehtap ve diğerleri şok olmuş tu  *Ah bu kötü kadın sevil benim babaannemi * diyen elijah sinirlenmiş ti  *Yemin ederim gün geçmiyor ki yeni şeyler öğrenelim * diyen Eylül şaşkın dı  Ali Atalay, 26 yaşında selimin ekibinde keskin nişancı, yaptıkları operasyonda genelde başarılı olmuştur, sevdiği kadın Mehtap hayaloğlu gittiğinde kısa zamanda Mehtap ta yanına gidecek ama ikiside yabancı olacaklar.  *Al olduk gerizekalı*  diyen Mehtap daha sıkı tuttu Ali'nin elini  Ahmet Atalay 25 yaşında selimin ekibinde genellikle sorgu odasında sinirlerine en çok hakim olan kişi ailesine sevdiğine bağlı birisi daha sevdiği kişiye yani Şevval Karakuma deli divane aşık ama kızın haberi yok, zaten fark etse bile çok geç olacak.  Esma Atalay 3 çocuk annesi 52 yaşında eşi Haldun yunus Atalay'ı çok seviyor.  Kocası Haldun yunus Atalay da çok seviyor. Sanal gerçeklik oyununu asla istemiyor annem nalan'ı ve haldunu kandırdı yani zihin oyunu yaptı şimdi ise Haldun eşi ve çocuklarını bulamadığı için kalp krizi geçirdi.  Esma hanım bu okuduklarına inanmamış gibi okumuş tu eşi gerçekten seviyormuy du yani Esma hanımı  Asaf KARAHAN adlı dosyaya gözü kaydı. Asaf soyisimi bile olduğunu bilmiyor du şaşırdı o dosyayı açıp açmama konusunda kararsız kalmış gibiydi Elif'e baktı elif gülümsedi ve Asaf tekrar dan ekrana baktı ve tıkladı dosyaya . Asaf KARAHAN, çok güçlü bir robot bu dünyanın her karışında emeği var, ama artık buranın hükümdarı bizleriz elisonu yarattı ama o kalbe sahip olunca ona karşı koyamayacağı bir teklif sundum. Ve o paragöz kız kabul etti asafın zihnine girmeyi başardım kötü cadılarım sayesinde ve aşk acısı yaşattım. O ahmak ise herşeyi bıraktı şimdi buranın hükümdarı benim ben istersem herşeyi yaparım . Diye sonlanmış tı yazılar aslında bu dosyalar günlük gibi yada, not tutulan dosya eki idi.  *Yeminle bu adamın yaratığın ölmesi ne öyle sevindim ki bu nasiil bir mahlukat aklıma sahip olamıyorum artık * diyen Şevval çıktı odadan, bir ses duydu sadece çok az çıkıyor du önce kendini yalanladı ama odaların kapısına kulağını dayayıp dinledi ama ses daha derinden geliyordu  *Asaf bey bir ses geliyor * diye yanlarına gidip konuştu Şevval herkes odadan çıktı ve sessizce durdular oldukları yerde. Evet çok derin bir ses ti bu sesin geldiği yöne doğru giderken eftal yine kapı açma büyüsünü yaptı. Kapı tok sesle açıldı artık ses daha belirgin di tok bir kadın sesi idi ve kizlar bu sesin sahibini tanıyor du.  *Oğlum geldin mi ? * Diyen kişi sevil hanımdan başkası değildi. Kizlar sinirle baktılar karşı ekranda duran kadına baktılar kadın da gördüğü kişilere çok şaşırmış tı.  *Ama siz *  *Evet pislik ucube biz * dedi Eylül sinirle  *Sen ne adi bir insanmış sın ya senin gibi biri olmaz olsun * diyen Şevval ağlamamak için kendini zor tutuyordu.  *Senin Allah belanı versin sen var ya bekle bizi geldiğimiz zaman seni kendi ellerimle öldüreceğim onca kişinin katili, onca kişinin kanı var elinde ne istedin bizden. Ailemizden * diyen Mehtap gerçekten çok sinirlenmiş ve gözleri resmen ateş saçıyor du. Sevil zaten Mehtabın sinirini bildiği için birşey demedi . *Konuşsana çok mu zevk aldın bizim zihnimizi silip te başka kötü şeyler yerleştirip kendi ni iyi gösterip, bizim hayatlarımızın içine ettiğin için memnun musun ha şöyle adı k...k seni * diyen nazlı gerçekten çok sinirlenmiş ti. Bu göz yaşları aslında katre katre akan içinde ki zehir di .  Sevil hiç birşey demiyor du sadece bakıyor du. Onlara bakıyordu sadece, yüzünde en ufak kızarma utanma duygusu olmayan bu kadın gülerek hatta kahkaha atarak baktı . *Benim için oğlum önemli idi kimse bu uğurda gözümün önüne bile gelmez siz var ya artık yapacaklarımdan korkun, sizin için değerli olan yani ailenizi öyle bir yerde saklıyorum ki siz onları hayatta bulamayacaksınız şimdi benim çektiğim acıyı Asaf sen ve diğerleri yaşayacak * *Sen ne ailesinden bahsediyorsun lan seni gebertirim, aile imiş neyin ailesi bizim ailemizi sen katlettin şerefsiz onursuz kadın *  diyen Mehtap sinirle titredi ve sevil hâlâ kahkaha atıyor du  *Diyorum ki anneniz babanız yaşıyor ama onları hayatta bulamayacaksınız * diyip ekranı kapattı kizlar anlamayarak birbirine baktı. Erkekler bu olay gerçek mi diye bakıyorlar dı . *Bu bu ge gerçek mi * diyen nazlı şoklar içinde idi  *Bilmiyorum ama bana birşeyler* derken sendeleyerek yere düşecek olan eylülü kolundan çevik bir hamle ile tuttu selim ve Eylül Selim'in kucağında baygın halde idi hemen dışarı çıktılar. Mor renkte olan koltuğa yatirdi selim, eftal hemen iyileşmesi için bir iksir hazırladı. Ve Eylül'ün vücuduna attı. Mehtap ta şifa yeteneği olduğu gibi hemen oda devreye girdi Eylül gözlerini açtı gözlerini açınca sevilin dedikleri zihnine tekrar doldu göz yaşları içinde kalkıp oturur pozisyona geçti  *Artık kaldıramıyorum gerçekten ölmek istiyorum olmuyor çok kötüyüm * diyerek ağlayınca kizlar da ağlamaya başladı. Eylül öyle iç çekerek ağlıyor du ki eftal bir iksir çıkardı kızlara doğru ikisiri saçtı ferahlamak için bir iksir di bu kizlar biraz kendilerine gelince Ali bir su şişesi ile kızlara baktı  *Alın bir su için hadi * diyince kizlara bardakla suyu doldurdu ve verdi. Artık daha iyiler di ve bu şato gezmekle bitmiyor du . Daha ne çıkacaktı karşılarına bilmeden geziyorlar.  2. Katta bitmiş ti ve artık kimsede güç kuvvet kalmamış tı  *Vallahi gram da gezecek halim yok kalmadı iksir miksir de işe yaramıyor, yemek istiyor bu bünye uyku istiyor ya * diyen Mehtaba herkes katılmıştı . Herkes aynı fikirde olduğu için teras kat olan yere çıktılar, Esma hanım dolmalardan , sarmalardan böreklere kadar hayal etmiş ti ve muazzam bir yemek olmuştu . Herkes açlıkla yerken gerçekten çok acıkmışlar dı.  *Ay ellerinize sağlık Esma hanım gerçekten sabahtandir iksirdir aç olduğumuzun farkında bile değildik * elijah hâlâ sarmalardan yerken Asaf bey de çok acıkmış ti biber dolmasını iki lokma da yerken herkes doymuş tu bile.  *Çok şükür yarabbim * diyen Ahmet Şevvalle baktı Şevval de hâlâ yemeğini yerken güldü ama kimseye belli etmemeye çalışarak gülüyor du.  Terası iki bölme yapan Esma hanım yatakları da düşünce gücüyle yapıp herkesin uyumasını'da hayal edip herkesi uyumuş tu. Kendide dua ederek uyurken iki günün yorgunluğu üzerlerinde idi herkes uyurken sabah olmuştu bile koruma büyüsü ile herkes rahat rahat uyuyor du.  Asaf uykusundan uyanırken saatin kaç olduğunu bilmiyor du saat kaç diye sorduğunda 15:00 diye cevap alınca şaşırmış tı. Herkes yavaş yavaş uyanırken Esma hanım hemen sıcak çayı ve mesayi hayal gücü ile yaptı yatakları da kaldırdı ve masaya geçtiler. Tekrar dan şato gezmesine çıkacaklar dı. Ve güçlerini toplayıp başladılar en us kattan başlamış lar dı burası tuhaf bir yerdi girdiler yine çok büyük yerledi ve 40 sağda kapı vardı 40 ta solda kapı vardı bu kapılar gösterişziz sıradan dı. Yine profesör Arvinda koruma büyüsü yaptı ve kapıları açmaya başladılar. Gördükleri çok kötü hatta vahşet gibiydi kapalı kahverengi kapıyı açtıklarında bir tane de hapishane parmaklarını andıran kapılar vardı. İclerinde renksiz gerçek insanlar duruyor du bu odalarda kız erkek karışık tı  *Lütfen yemek * diyen bir küçük kız ağlıyor du Esma hanım hemen yemek gönderdi ve hepsi açlıkla yemeklerini yediler. Kapıları açmadılar ama. Herkese yemek verdiklerinde insanlar öylece bekliyor du yaşlı insanlardan tutunda çocuk yaşta kişiler bile vardı . *Siz kimsiniz* dedi Mehtap açık kapılara bakarak biri yanaştı üstü başı perişan soğuk betonda iki büklüm olmuş tu. *Kızım biz, bizler Türkiye den kaçırıldık kaç yıllardır buralarda tutuluyoruz köpek gibi bizi burada prangalarl tutuyor lar.  Bir köle muamelesi yapılıyor bize burada sizde yeni sahiplermisiniz ? * Diyen yorgun adama baka kaldı Mehtap içi acıdı gerçekten hepsi köle gibi tutsak tı burada  *Biz ne sahibiz ne de başka bir şey amca o yiyicilerin sonu geldie de bizde keşif yapıyoruz* *Öldürler mi yani * diyen başka genç bir kadındı . En fazla 26 yaşında olan bu genç kız solgun Benzi hastalık tan kalkacak hâli bile yok tu.  * Evet öldü ler ve biz kimsenin sahibi değiliz şimdi sizi iyilestirip dünyanıza yollayacağım* diyen Asaf tutsak olan herkese ümit olmuştu herkesin kitli kapısı açıldı. O kasvetli odadan çıkarttılar ışınlanma yöntemi ile,  profesör elem hazırlanan yataklara önce serum askısı yaptı ve herkese önce iyileşme iksiri koydu, yaptığı serumlara ve Mehtap la Şevval de şifa yeteneklerini kullanarak kısa sürede iyilestirdiler. Renk verme gücü nü de profesör ler yaptılar herkese asa yardımı ile dağıttılar.  * Bir kaç gün uyumaları lazım o kadar çok renkleri içmiş ler ki uyum sağlaması lazım * diyen eftal kısa bir bilgi herkesi bilgilendirip uyuttu  * Abi buranın zindan seysi değişikmiş normalde zemin katta olur du filmlerde * diyen Mehtap acı ile baktı uyuyan insanlara çünkü yabancısı Türk'ü karışıktı bu zindan da . Yine lânet okudular yiyicilere ve bu ırkı dünyaya getiren sevile, herkes yine bitkin hâlde idi çünkü akşam olmuş ve enerji sıfır dı. Herkes te bugün yine teras katta yemekleri ni yiyip yine uyumaya geçtiler . 3 gün geçmişti artık uyuyan insanlarda hastalık namına birşey kalmamış tı, herkes herşeyin yeni yeni farkına varirken. Asaf bir büyü yaparak geçitten geçirip herkesi olması yere gönderecek ti bu yaşadıkları ise kocaman kötü bir kabus olarak uyanacaklardı. Herkes tek tek giderken bu gönderme işi uzun sürecek gibiydi çünkü Asaf kimin nereden geldiğini zihinlerinden okuyor, kötü bir aileden gelen kişileri de, yaşama alanlarını ve kişileri biraz değiştirerek gönderiyor du aynı işlemleri profesör ler de yaparken elijah ve diğerleri bugün keşif yapmadan, otururak geçiriyor lar dı. Yüzlerce kişi gitmişti ama hala yarısı duruyordu. Asaf ve diğerleri biraz dinlendikten sonra yine iksir içerek devam etmeye başladılar.  *Ay gözlerim ağrıdı su ışığa baka baka * diyen Mehtap başını Ali'nin omzuna koydu, aklına birşey gelmiş gibi Eylül ve Şevvalle baktı. *Şimdi siz gerçek hayatta selim ve Ahmet le mi sevgiliymissiniz * diyerek göz kırptı anında kızaran kızların ardından selim ve Ahmet te birşey demedi . *Ay uyandilar Ali baksana * *Mehtap sus artık * diyen Eylül kalktı yerinden ve bı odaya doğru ilerledi. Geçmişe seyahat odası yazıyor du. Sağa sola bakındı aklına birden antik Mısır geldi. Ama hemen odadan çıktı geri gelip oturdu . Ama aklı hâlâ o odada olduğu için oraya baktı uzun uzun herkes bir muhabbet içinde iken yenik düştü merakına ve tekrar kalktı .  Yine telepati yöntemi ile düşünmeye koyuldu. Ve antik mısırı hayal ederek elini yuvarlak çembere koydu . Tam ışınlanma başlıyordu ki birden durdu Eylül şaşkınca bakarken ardından bir ses duydu  *Nere gidecektin Eylül gerçekten kendi kafana göre iş yapacaktın kimseye birşey demedin * diyen selim gerçekten kızmış tı bu pervasızca yaptığı harekete yabancısı oldukları bir yerde bu kız nereye gideceğini sanıyordu.  *Şey ben * dedi hatasını anlamış'casına ve yüzünü yere eğdi. Selim sinirle soludu  *Ya zamanında gelmemiş olsaydım da sen orada kalsaydın ne olacaktı Eylül * *Hatalıyım özür dilerim selim bu kadar kizmana lüzum yok* diyince selim birşey demeden çıkarken  *Hadi sende cik burayı profesör elem kilitlesin yoksa sen aklına düştükten sonra yaparsın * diyin e Eylül kıkırdadı ve kafa salladı. Haklı idi hâlâ aklı o oda'da idi lakin gidemez'di. Selim profesör elemin yanına gitti eylüle bakarak birşeyler dedi. Profesör de gülerek geldi eylüle baktı * Bizim ülke de sıkıldın galiba Eylül * diyince birşey diyemedi Eylül ....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE