BAŞLANGIÇ

894 Kelimeler
Bu kitabın içinde geçen olayların tarihle, gerçek kişilerle veya kurumlarla hiçbir ilgisi yoktur. Tamamiyle hayal ürünüdür. Gecenin rengini almasıyla ışıklar yakıldı. Müzik sesleri bütün sarayı sardı. Kimse bundan şikayetçi değildi. Etrafta koşuşan garsonlar, misafirlerin isteklerine yetişebilmek için insanüstü bir çaba gösteriyorlardı. Şarkı söylemekten sesi kısılan şarkıcılar bile bu durumdan şikayetçi değillerdi. Ya da çok iyi rol yapıyorlardı. Siyah elbisesini çekiştirerek madan kalkan kadın, topuklu ayakkabılarının çamur olmasını umursamayarak sert adımlarla saraydan içeriye girdi. Çatık kaşlarını görenler nereye gittiğini sormaya cesaret edemiyorlardı. Hızla merdivenlerden çıktı. Adımları bütün sarayda yankılanacak kadar güçlüydü. Sarayın en üst katına kadar çıkmasına rağmen nefes alışları normaldi. Altın dekore edilmiş kapıyı tıklatmadan içeriye girdi. Evet orası kral ve kraliçenin odasıydı. Kapıyı arkasından hafifçe kapattı. Sertçe kapatırsa muhafızların odaya geleceklerini biliyordu. Arkası dönük kral gelenin kim olduğuna adı kadar emindi. Zaten başka kimse de odaya böyle dalamazdı. "Kamran!" dedi kadın sert sesiyle. Kralın umursamaz haline ellerini sıktı. "Yüzüme bak!" Kral birkaç saniye duraksadı. İstemeyerek kadına döndü. Ama kadının istediği bu değildi. "Gözlerime bak!" Kaçırdığı gözlerini kadına dikti kral. “Çise." dedi kral gözlerini kaçırarak. “Ben az önce ne dedim?" dedi sinirle kadın. "Gözlerime bak!" Kral genç kadının sözlerini duymamış gibi yaparak sessizce "Özür dilerim." dedi. Oysa şuan onu zindana tıkmayı nasıl isterdi. “Sen mi?" dedi alayla kadın. “Elimden geleni yaptım." dedi kendine inandırmaya çalışarak. "Gerçekten." “Sen-" Kimsenin duymaması için sesini kıstı. "Sen veliahtı evlendireceksin. Ve hem de utanmadan bu kutlamayı yapıyorsun!" Kral kadına yaklaşmaya çalıştı. "Sakın bana yaklaşma!" Derin nefesler aldı. "Seninle bir anlaşma yapmıştık Kamran. Hatırlatmama gerek var mı?" “Hayır. Hatırlıyorum." “Peki şimdi kim bana engel olacak?" Kadın kollarını iki yana açtı. "Kim durduracak?" “Ben anlaşmayı bozmadım." “O zaman niye evlendiriyorsun oğlunu? Bu ne demek?" dedi sinirle. "Ne demek!?" “Ne demek?" dedi kral bilmiyormuş gibi. Oysa karşısında ki kadının ne demeye çalıştığını adı gibi biliyordu. “Tahta oğlun geçecek demek!" “Hayır Çise. Ben sözümden dönmem." “Ah ne kadar da sözünün eri." dedi dalga geçerek. Bir anda gülüşü soldu. Kral tedirginlikle parmaklarını sıktı. "Ya o tahta benim oğlum geçer ya da-" “Biliyorum Çise. Ve unutmadım." “Ben de öyle düşünmüştüm." dedi kadın sinsice gülümseyerek. Kapı aniden açıldığında kadın ciddileşerek kapıda duran kraliçeye döndü. Kraliçe "Çise hoşgeldin." derken kapıyı arkasından kapattı. “Sağolun kraliçem." dedi kadın sanki az önce ki konuşma hiç yaşanmamış gibi. “Seni daha iyi gördüm." dedi kraliçe gülümseyerek. Kadın iç çekti. "Benim ne zaman kötü halimi gördünüz?" dedi fısıltıyla. “Bir şey mi dedin?" “Hayır. Sadece teşekkür ettim." dedi kadın az önce söylediklerini inkar ederek. “Delfin geç kalmayalım." dedi kral eşine. Kraliçe gülümsedi. "Siz inin ben oğluma ve gelinime bakacağım. Hiçbir şey eksik olmamalı." Kral kahkaha attı. "Yorma kendini bu kadar." Kraliçe hafifçe gülümsedi ve koridorun sonunda ki odaya ilerledi. Bir süre kapıda bekledi. Eşinin ve Çise'nin gittiğini anladığında kapıyı hafifçe tıklattı. Cevap gelmesini beklemeden içeri girdi ve kapıyı arkasından kapattı. Veliaht hafifçe yerinde kımıldadı. "Dahiye hatun sen çıkabilirsin." dedi otoriter ses tonuyla kraliçe. Veliahtın dadısı odadan çıktı. “Validem bir konuda anlaştığımızı sanıyordum." dedi veliaht özel işlemeli ceketinin düğmelerini iliklerken. “Evet ama yinede ben senin annenim." “Biliyorum ama Dahiye'ye böyle davranmana gönlüm razı gelmez. O benim süt annem." Kraliçe duymamazlıktan gelerek "Leyli hazır mı?" diye söylendi. “Bilmiyorum validem. Gelininizi özlediyseniz gidebilirsiniz." dedi gülerek. Kraliçe yüzünü buruşturdu. Veliahtın gülümsemesi daha da büyüdü. “Bu düğün sorunsuz geçmeli." “Hiçbir sorun çıkmayacak validem." dedi oğlu teskin ederek. “İçimde kötü bir his var." Ellerini ovuşturdu. Veliaht annesine yaklaşarak ellerini tuttu. “Hiçbir sorun çıkmayacak. Ben kardeşlerimle aynı kaderi yaşamayacağım." Kraliçe elini oğlunun yanağına koydu. “Bütün çocuklarımı kaybettim. Seni de kaybedemem." “Kaybetmeyeceksin." Veliaht annesinin elini öptü. "Söz veriyorum validem." Kapının tıklatılmasıyla kraliçe dolan gözlerini sildi. "Girin!" Kapıdan içeriye elinde tepsiyle garson girdi. Veliaht tepside ki bardağı avuçlarına aldı. "Çıkabilirsin!" dedi sakince. Garson çıktığında tekrar annesine döndü. "Validem siz biraz misafirlerle ilgilenin. Kendinizi daha fazla yormanızı istemiyorum. Her şey yolunda ve iyi olacak." “Tamam sen de gelinimin yanına git. Misafirleri daha fazla bekletmeden nikahı kıyalım." Veliaht gülümseyerek içeceğinden bir yudum aldı. Kraliçe oğlunun omzunu sıvazlayıp odadan çıktı ve bahçeye ilerledi. “Ah kraliçem gelmişsiniz." Misafirler kraliçeye hafifçe eğilerek selam verdiler. “Hoşgeldin hayatım." Kral kraliçenin belini eliyle kavradı. Kulağına eğildi ve fısıldayarak "Misafirler mızmızlanmaya başladı. Hazırlar mı?" dedi. Kraliçe kaşlarını çattı. "Biz kimseyi buraya zorla getirmedik. Eğer istemiyorlarsa gidebilirler." “Evet ama yinede nikah bir an önce kıyılsın." “Bu düğünü aceleye getirmen hiç içime sinmedi. Daha gösterişli, dillere destan bir düğün olabilirdi." dedi kraliçe sitemle. “Oğlumuz da bu masrafı gereksiz gördü. Diğer krallıklar aramız iyi değil. Bir savaş an meselesi." “Bizim oğlumuzdan daha mı önemli yani?" “Eğer krallık batarsa ne senin oğlun kalır ne de biz." Kral hafifçe geri çekildi. Kraliçe eliyle yardımcısını yanına çağırdı. Genç kız kraliçeye yaklaştı. "Gelinle damada bak hazırlar mı!" Kız başını sallayıp geri çekildi. "Bu düğünü de bir atlatsaydık." diye söylendi kraliçe kendi kendine. Dakikalar sonra kraliçenin yardımcısı koşar adımlarla kraliçeye yaklaştı. Bembeyaz yüzünü titreyen elleriyle gizlemeye çalışıyordu. "Neyin var?" dedi kraliçe fısıldayarak. “K-kraliçem." Yardımcıyı fark eden Çise kraliçenin yanına geldi. "Ne oldu?" diye sordu kraliçeye. “Söyle!" diye çıkıştı kraliçe. Neyse ki eğlenceye dalan asilzadeler olanlardan habersizlerdi. “K-kraliçem prens Eftal-" “Ne oldu oğluma!?" Kızın kollarını sıkıca tutup sarstı. Kız derince yutkundu. Ağzından çıkan bir kelime bütün krallığın sonunu getirdi. “Ö-öldürülmüş." Ve kraliçenin çığlığı krallıkta ki bütün sesleri bastırdı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE