Bir daha gelmez sanmıştım hastaneye. Bir daha Eyüp'ün karşısına çıkmaz sanmıştım. Kaan, "Geçmiş olsun kardeşim," dedi dik dik bakarken Eyüp'e. Onu gördüğünden beri kasılan suratı, kendini zapt etmeye çabaladığı sıkılmış yumruğundan anlamıştım. "Ne işin var burada?" Sorusu net ve korkutucu gelmişti kulağa. Araya girmek için öne atıldım. "Buraya giremezsin," dedim Kaan'a doğrudan bakarak. "Çık dışarı." İkimiz arasında gözleri mekik dokurken bende durdu gözleri. "Nasılsın Dicle," diye sordu merakla. "Kaan, dışarı çıkar mısın?" Sakin konuşmaya çalışıyordum. Zaten adıma açılan bir işlem vardı, Kaan ile görüşmem yanlış anlaşılabilirdi. Suçsuz olduğum kanıtlanacaktı eninde sonunda. "Tamam," dedi sırıtarak. Sanki daha dün annesi ölmemiş gibi.. o an içim ürperdi. Kaan, bu acıyı nasıl bu kad

