"Tamam mı?" "Tamam." dedim ve yanımdan geçen adama baktım bir kaç saniye. "Asu! Hayır. Duydun mu beni?" "Ne? Tabiki de hayır. O masum ve küçük bir kızın önünde annesini öldürdü diye benim de onu öldürme hakkım doğmuyor, değil mi? Sen de yani." Söylediklerim o kadar kin doluydu ki, ben bile anlamıştım sesimdeki öfkeden. Büyük bir ihtimalle o da anlamıştı neler yapacağımı. "Yakalanırsın bu kez. Saçmalama." "Nasılsa salarlar bir kaç aya. Sen de haklısın." dedim, bir yandan da gözlerimle adamı takip ederken. O adam benim olacaktı Tuğra. üzgünüm.. Tuvalete girdiğinde, iki askerden biri kapıda kalmış ve diğeri onunla içeriye girmişti. Askerlere zarar veremezdim. Bu yüzden, sakince bekledim. Dışarı çıktı, duruşması bitmiş olmalı ki, adliyeden de çıktılar hep birlikte.

