2. HÜKÜM

1417 Kelimeler
Konağın kapısı açılınca hepsi döndü tekrar. O saniyeden sonra Sancarların bağırışlarını duydum sadece. Kızlarını abimin kaçırdığını biliyorlardı ve hem kızlarını hem Yusuf abimi istiyorlardı. Safir’den atlayıp yularından tuttum, konuşulanlara kulak vermeye çalıştım. Öyle dikkat kesilmiştim ki Akif amca koluma dokununca korkuyla sıçradım. “İçeri girmen lazım kızım” dedi endişeyle. Hemen karşımda aralık bekleyen ahıra girmeden önce son kez Sancar’lara baktım. İkisiyle göz göze geldim yine. Abimin canını isteyen iki Sancar’la! Öfkelerine nefretle karşılık verdikten sonra önüme döndüm ve Akif amcayla birlikte ahıra girdim. Safir’i bırakır bırakmaz avluya doğru koşturdum. Ama ulaşamadan annem kolumdan yakaladı ve salona soktu. “Anne bırak, sadece bakacağım!” “Çıkmayacaksın bir yere!” “Ne dediklerini dinleyeceğim en azından” “Baban ve abilerin orada zaten!” “Ama ben…” “Birazdan gelir anlatırlar” “Anne…” “Hepsinin elinde silah var Dila! Kır dizini otur!” Mecburen dediğini yapıp bekledim. Dışarıdan gelen bağırış sesleri bir süre sonra azalmaya başladı. Baran abim Sancar’lar gidip ortalık sessizleştikten sonra yanımıza geldi. “Baran ne oldu? Bulmuşlar mı?” “Hayır anne. Ne onlar ne biz bulamadık hala Yusuf’ları” “Sancarlar ne diyor?” “İkisini de istiyorlar. Bulurlarsa da… Affetmeyeceklermiş” Yaşamak için bir an önce gitmeleri gerekiyordu yani. Onlar kaybolup unutulana kadar rahat yoktu yani bize. Kapıda onlarca adamları gözcü olarak bırakıp gitmişlerdi. Abim salondan çıkmadan önce beni çekti kenara, “Sen nereden geliyordun öyle at üstünde?” diye sordu. “Öyle bunalmıştım, hem yakın civarlara da bakmış olurum diye gezindim” dedim ama şüpheyle bakmaya devam etti. “Doğruyu söyle Dila, buldun mu Yusufları görüştün mü?” Baran abimin ne tepki vereceğini bilmediğimden söylemekten çekindim. “Bulamadım, bulsam da söylemezdim” dedim tavrımı da belli etmek istediğimden. Abim cevabımdan memnun kalmayarak çıktı odadan. ••• Gece boyu herkes ayaktaydı. Gelecek en ufak bir haberi bekliyorduk. Benimse gözüm saatteydi. Abim sadece sabah demişti ama kaçta ve nereye olduğunu söylememişti. Bilmemek daha iyiydi belki de… Gün yeni ağırmaya başlamıştı ki Bade yengemin telefonu çaldı. Baran abimden bir haber geldiğini düşünerek heyecanla açtı telefonu yengem. Birkaç saniye sonra yüz ifadesi değişti. Onun düşük kaşları ve korku dolu ifadesi bizi de korkuttu. Cevap vermeden telefonun diğer ucundaki sesi dinledikten sonra kapattı. “Bade ne olmuş? Bir haber varmıymış?” diye sordu annem sesi titreyerek. “Bulmuşlar” Annem birbiri ardında onlarca soru yağdırdı. Ama abimin yengeme tek söylediği Sancar’ların onları bulduğuydu. Annem korkuyla feryatlar ederek ağlamaya başladı. Tüm sakinleştirme çabalarımız boşaydı. Üstelik söylediğimiz beyaz yalanlara hiçbirimiz inanmıyorduk da. Benim de ve eminim yengemin de kalbinde aynı şey vardı. Öldüreceklerdi… Annemin gözünün yaşı hala dinmemişti ki bir kez daha çaldı telefon. Yengem telefonu açıp dinlerken biz de korkuyla bekledik yine. Yüz ifadelerini okuyarak bir sonuca varmaya çalıştım. Beklediğim üzüntü yerleşmedi gözlerine. Aksine bana dönüp dikkat kesildi. Birkaç kelimelik cevaplardan sonra da kapattı telefonu. “Ne olmuş kıymışlar mı Yusuf’uma?” dedi annem yine gözyaşları eşliğinde “Yok ama..” deyip yutkundu yengem. “Ama ne?” Yengem gözlerini benden ayırmadan, “Berdel konuşuyorlarmış” dedi. Berdel! Ben sinirle yerimden kalkarken annem umutla sevinmeye başladı. “Olmaz! Bir Sancar’ın karısı olacağıma öleyim daha iyi” “Dila! Yusuf mu ölsün istiyorsun?” “Bir evladın ölmesin diye diğerini öldürüyorsun anne! Kabul etmem” Gözünün yaşını silip sinirle kalktı annem. Önümde dikilip, “Baban ne diyorsa o! Berdel olacak denilirse olacak” diye bağırdı. “O eve gelin gitmeme razı mısın!” “Toprağa evlat vermekten iyidir!” Beni gözden çıkarmasını hazmedemedim. Yusuf abimi elbet seviyordum ama bu… Bedeli bu olmamalıydı! Onun sevdasının bedeli ben olmamalıydım! Sinirle ve hayal kırıklığıyla çıktım salondan. Avluda Akif’i görünce hemen yanına indim. “Beni babamların yanına götür Akif amca!” “Şimdi olmaz Dila” “Şimdi olmak zorunda. Yanlarına gitmem lazım” “Baran’ı arayayım o zaman” “Aramana gerek yok” “Müsait bir yerde değiller ki şimdi Dila” İtirazlarını savuşturup baskıya devam edince kabul etmek zorunda kaldı ve hemen yola çıktık. ••• Şehir dışındaki büyük konağa yaklaşınca kapı önündeki tüm arabalara göz atmaya başladım. art arda abimlerin arabalarını gördüm. Az uzakta durdum ve hemen indim arabadan. Merakla bakınırken kuzenlerimizden biri bizi farkedip yanımıza geldi. “Abimlerden birini çağırır mısın?” “Şimdi olmaz Dila, içerisi karışık” “Niye karışık olduğunu biliyorum! Eğer sen girmezsen ben girerim!” Birkaç adım atmıştım ki kolumdan tutup çekti. “Tamam sen dur burada ben gidip bakacağım” dedi pes ederek. Sabırsızlıkla kapıda beklemeye başladık. On dakika sonra yanında Baran abimle beraber döndü. “Ne işin var senin burada!” diye bağırarak geldi yanıma. “Berdel falan olmayacak! Ben kabul etmiyorum” “Dila..” “Hiç boşa konuşma abi. Yusuf abim herşeyi göze alarak kaçtı. O yaşasın diye ben ölmek istemiyorum. Başka bir yol bulun” dedim kararlılıkla. “Babam elinden geleni yapıyor zaten” “Elinden gelen beni onlara vermek mi!” Konağın kapısı aralandı ve iki kişi çıktı dışarı. Reyhan’ın abileri… Öfkeye onlara bakarken abim kolumdan çekiştirdi. “Babam gerçekten elinden geleni yapıyor Dila. Berdel son çözüm” dedi ama pek inandırıcı gelmedi. Abim beni sakinleştirmeye çalışırken Ferhat abim çıktı içeriden. Önce Sancarlara baktı, sonra hemen bize döndü. “Bir karara vardılar mı?” diye sordu Baran abim. “Berdeli kabul etmeyecek galiba” dediğinde rahatlayıp derin bir nefes aldım. Demek Reyhan’ın abileri de kendilerini feda etmeyecek kadar akıllıydılar. İstemsizce gülümsedim, gözüm Sancarlara kaydı tekrar. Kurtulmuştum onlardan. Yusuf abimi tabiki çok seviyordum ama kendimi feda etmek istemiyordum. Üstelik yakın zamanda Miran konuşacaktı ailesiyle, beni istemeye geleceklerdi. Kendime bir yuva kuracaktım. Eğer berdel olsaydı hem Miran’ı kaybedecektim hem de nefret ettiğim bir ailenin gelini olacaktım. Bir yandan vicdanım sızlıyordu. Abimin canını kurtarma şansım varken onu ölüme terk ediyordum sanki. Şuan rahatlamış gülüyor olmam bile ihanetti sanki. Ama herşeyi göze alarak yola çıktığını kendi söylemişti abim. Bu ihtimali biliyorlardı! Ölümüne seviyorlardı! İçeriden biri çıkıp telaşla Baran abimi ve Sancarları içeri çağırdı. Akifle arkada kalıp bu telaşın sebebini merakla beklemeye başladık. Baran abim çıktı kısa süre sonra ve beni yanına çağırdı. “Ne oldu abi?” “Gel benimle” dedi ve arkasını dönüp koridorda yürümeye başladı. Peşine takıldım ve kapısında birkaç adamın beklediği bir odanın önüne varana kadar yürüdük. Birşey söylemeden açtı kapıyı ve içeri girebilmem için kenara çekildi. Şaşkınca bakıp girdim içeriye. Yusuf abim ve Reyhan perişan bir halde oturmuş bekliyorlardı. “Abi” Koşup sarıldım hemen. “İyi misiniz?” “İyiyiz, en azından şimdilik” “Bişey yaptılar mı size?” “Hayır, bişey yapmadılar iyiyiz” dedikten sonra tedirgin gözlerle bakarak sandalyeyi işaret etti. Ben oturunca o da Reyhan’ın yanına oturdu ve elini tuttu. “Dila biz kaçmak zorundaydık. Başka seçeneğimizi yoktu” “Biliyorum” “Bilmiyorsun, kaçmak zorundaydık çünkü..” dedi ve Reyhan’ın karnına dokundu. Önce anlamadım belki de anlamak istemedim. “Reyhan gebe” “Abi bunu nasıl yaparsın!” dedim şaşkınlıkla. Ne diyeceğimi bilemedim, abimin böyle birşey yapmasını asla beklemiyordum. Sancar kızını tanımasam da bizim yörelerden birinin böyle bir şeyi yapacak cesareti olması da yine şaşırtıcıydı. Bunun cesaret değil plan olduğunu anlamam birkaç saniyemi aldı. “Bilerek yaptınız değil mi?” dedim. Herkesi mecbur bırakacaklardı böylece! Şimdi benim yaşadığım vicdanı yaşayacaktı herkes. Bir de bebeğe kıymak istemeyeceklerdi! “Biz kaçmak istedik. Seni, sizi bu işe bulaştırmak istemedik. Ama yakalanınca..” “Berdele sığındınız!” “Belki söylememize gerek kalmaz diye düşünmüştük ama…” “Berdeli hemen kabul ederiz diye düşünmüştünüz yani öyle mi?” Gözlerini benden kaçırıp Reyhan’a döndü. “Biz üç kişiyiz Dila” Vicdanıma birde günahsız bebek eklenmişti. “Onlar biliyor mu?” “Önce sana söylemek istedim. Onlara da söyleyeceğiz” Böylece onlar kabul edecekti. Dünden razı olan babam da kabul edecekti! Bana kimse sormayacaktı bile! Kaderimi yazmış olacaklardı! Hiçbir şey demeden sinirle çıktım odadan. Kapıda Baran abim tutmaya çalıştı ama umursamadan kapıya doğru yürüdüm. Kapı önünde kolumdan sertçe tutup durdurdu. Sinirden ağladığımı görmesin diye hemen gözyaşlarımı sildim. “İstediği oluyor. O sevdiğine kavuşsun diye ben feda olacağım. O yaşasın diye beni öldürüyorsunuz!” diye bağırdım. Kolumu abimden kurtarıp önüme döndüm. Kapı kenarındaki Sancarlarla göz göze geldim yine. İçlerinden biri kaderimdi ama hangisi bilmiyordum, çokta önemli değildi zaten! Sinirle aralarından sıyrılıp geçtim. “Eve gidiyoruz” dedim Akif’e. Arabaya binip kimseyle göz göze gelmemek için eğdim başımı. Gözyaşımı gizlemeye çabalayarak döndük tüm yolu. ••• Eve girer girmez odama çıktım. Annem kapıma gelip birkaç kez konuşmaya çalışsada hiç cevap vermedim. Olanları öğrenmiş sakinleştirmeye gelmişti muhtemelen. Şuan annemin avutmasını dinleyecek gücüm yoktu. Akşama doğru Bade yengem geldi kapıma. Bir haber getirdiğini düşünerek açtım kapıyı. Mahcup gözlerle bakıp, “Berzan Sancar” dedi sadece.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE