OFLAZ Aklımı sikeyim! “Napıyosun hayvan?” Kıçına bir şaplak attım. Ciddi ciddi içeriye o minik elbiseyle çamaşırsız gidiyordu. Bana kafayı yedirmeye ant içmişti. Onu ofise sokup kapıyı da çarptım. “Çıplak mı gidecektin içeriye?” “Çıplak değilim!” “Çamaşır yok!” “Yırtmasaydın. Ben mi yırt dedim?” diyerek omuz silkti. Bir de diklenmiyor muydu? Gel de kafayı sıyırma! Masama doğru ilerleyip geçen gün ofiste kalan iç çamaşırını alıp ona doğru fırlattım. Bir elindeki çamaşıra bir bana baktı. “Bu ne lan? Aldatıyor musun sen beni?” “Saçmalama! Kendi çamaşırını da tanımıyor musun?” diye sordum suratımı buruşturarak. Onu aldatabileceğime ihtimal veriyor muydu harbiden? “Burada ne arıyor?” “Geçen gün bıraktın,” dedim sırıtarak. O gün üzerinde pantolon olduğu için önemsememiş ve çekmecey

