Okula alışmaya çalışıyordum, her gün heyecanla gidiyordum! tabi sebebi yeşil gözlü prensti! Hâlâ ismini hangi sınıfta olduğunu öğrenememiştim, neredeyse bir hafta olmuştu ama ortalarda yoktu.
İlay en iyi arkadaşımdı, çok iyi anlaşıyorduk, sakin mini minnoş bir kızdı, ürkek ve hemen korkuyordu daha çok korunmaya ihtiyacı olan cinsinden, bir gün çocuklar teneffüste yine koşuşturuyor, kovalamaca oynayan mı dersin! top oynayanımı! Güm diye bir ses, top patlamış gibisine! İlay neredeyse bayılacak çok korktu kız, hemen yanına gittim, onu kollarıma aldım. Tırtır titriyordu korkmuştu, ağlıyordu. Ona sarılmıştım, sakinleşmesini istiyordum konuşmaya çalışsam da hüngür hüngür ağlıyor tepki vermiyordu.
" Bırak sen! Bana bırak!"
Ellerimi İlay’ın üzerinden çeken iki el, sert ve hoyrat! Sanki ona fenalık yapıyormuşum gibi hesap sorar gibi, soğuk ve emri vaki bir tavırla bana çıkıştı!
Benimde kendime güvenim tam, hele de böyle yanlış anlaşılırım diye asla meydanı başkasına bırakmam, kim ne anlarsa anlasın! Beni bilen bilir bilmeyen de kendi bilir!
Bu yüzden bana Amasya da erkek Neva derlerdi, namı diğer baş belası!
Kendimi kimseye ezdirmem! Tamam yeri gelir, sesimi de keserim ama! İhtiyaç varsa da raconda keserim gerekirse!
" Ne diyorsun be! Bizde sen gibi teselli ediyorduk, ne yapıyormuşum delirdin! süt çocuğu!"
Dememe kalmadan, çocuk yüzünü bana donduğun de, 'keşke demeyeydim ya onu, anaa! bu benim yeşil gözlü prensim değil mi? Aman ya! Şimdi buna aşkımı ilan edecek olsam da, asla bana bakmaz! Tüm şansım yerle yeksan oldu iyimi!
Kaderimin incinen sinesine tüküreyim! Off ya!' iç sesime de küfür edecem şimdi, beni resmen tahrik ediyor!
"Yok! Eftal! O benim arkadaşım Neva!"
Yeşil gözlü prensim bana baktı, ama o bakış hiç tarif edilecek gibi değil hani!
Sanki önünden bebeklerini almışım anne kedinin, resmen tırnaklarını çıkarmış beni orada param parça edecek gibiydi! o yeşil gözler kapkaranlık olmuştu! Ne desem boş! Anlatamazdım, derdimi!
" Eftal, neva bu okula yeni geldi bizim sınıfta! Kimseyi tanımıyor benim sıra arkadaşım!"
Bir de muhlis muhlis konuşuyordu ya! İlay nazik İlay!
İsmini öğrendiğim, Eftal bana olan bakışlarını biraz yumuşattı, ne garip çocuk! Çok hoşlanmıştım bu çocuktan, dibim düşmüştü işte aynen öyle! elimde değildi heyecanlıydım, bedenim titriyor bana ihanet ediyordu.
Okul çıkışında İlay, Eftal’ı de çağırdı yanımıza, sanırım aramızdaki buzları eritmek için, iyi de yaptı hani! 4b de okuyormuş benim yârim! bizden iki yaş büyük! Şu yaşımda âşık olduğum Eftal!
Ah! Eftal!
Beraber yürürken aynı mahallede oturduğumuz da ortaya çıkınca bundan sonra beraber gider geliriz diye ant verdi İlay! Çok neşeli, bir o kadar da saf bir kız!
Eftal hiç sesini çıkarmıyordu. Bana hala bozuktu sanırım, hatta benden hiç hoşlanmamış ayar olmuştu. O gün eve geldiğimde sırf bu sebepten dolayı onun bu tavrına çok içerlemiştim.
Bana hep böyle soğuk yaparsa ne yapacaktım ki? kalbimde anlamsız bir ağrı, boğazım düğüm düğüm!, acı çekiyor bir taraflarım ama neresi diye tarif edemem.
Babaannem ağzımdan almaya çalıştı bir şeyler ama ben bile bilmiyorum ki, nerem nasıl ağrıyor!
Gece nasıl oldu, sabahı nasıl buldum bilemedim.
Sabah İlay bizim evin önündeydi okula giderken, benim evi de dünden öğrenmişti, beraber gidelim diye de randevulaşmıştık.
Aslında Eftal de gelebilirdi ama gelmemişti. Artık kesin benden hoşlanmadığını emindim.
" İlay! Eftal neden bizimle gelmedi!"
" Eftal ‘in aile durumları biraz karışık bugün belki gelemez, ya da gelse bile geç gelir!"
"Neden ki?"
"Eftal ‘in annesi yok, kötü bir babası! Sorumsuz bir abisi var, çok iyi yürekli bir çocuk aslında! ama babası çok serkeş biri, zaman zaman zorlanıyor birkaç yılı kaldı okul bitince bırakacak okulu, okuldan çıkınca çalışmaya gidiyor zaten! Müdür babasını tanıyor o yüzden ona sıkıntı çıkarmıyor! İyi adam bu müdür!"
Tüm duyduklarıma çok üzülmüştüm onun yanında olmak, destek olmak isterdim.
Annesiz bir çocuk olmak! Bende babasızdım! Yaramız yaramıza denk miydi bilmiyorum ama, Eftal i çocuk kalbimle sevmiştim. Hemde öylesine sevmiştim ki!
Birkaç gün sonra Eftal yine okula geldi. Yine üçümüz hiç ayrılmıyorduk, teneffüsler de hep İlay’ın yanına geliyordu bu biraz garipti bana ama! Bunu öğrenmem uzun sürmedi, yine öyle Birgün İlay bahçede düşmüş yine ağlıyordu yine Eftal geldi, onu kucakladı, sarmaladı susturmak için ona nameler yaktı. İlay sustu! Eftal ilay’ın, kanayan yerini, dizlerini öptü! O an anladım, onların birbirlerinin sevgilisi olduğunu! Aşıktılar!
Aptal kafam o ilk karşılaşmada anlamalıydı ama anlamamıştı işte!
İçimde kocaman bir kaya parçası, hız kesmeksizin önüne ne var ne yok, katıyordu. Bu gelişte benimde neyim var neyim yok alıyordu, o an belki de bir beş yaş daha büyümüştüm, büyümem gerekirdi de zaten, böyle bir kalp ağrısı, yürek yangınına!
Büyüyünce katlanabilirdim.
O andan itibaren kalbimi yalnız olmaya, aşkımı içimde yaşamaya karar verdim. Üçümüz çok güzel arkadaşlar olduk. İkisini de çok seviyordum.
İlay mızmız minnoş, Eftal deli dolu cengâver, ben ise aptal ama cesur bir aşıktım. Yıllar çok çabuk geçti
Üçümüz de liseye de gittik artık 18 yaşlarına gelmiştik.
Askımda benimle birlikte büyümüştü İlay ile Eftal’ın aşkı da aynen devamdı. Her şey büyümüştü yasımızla birlikte, içimdeki Eftal e duyduğum aşkta büyümüştü İlay dan çok daha fazla seviyordum ben Eftal i, hatta bazen İlay a öfke duyuyordum onun mıymıntı hallerine kızıyor Eftal’ın onu seçmiş olmasına epey içerliyordum.
Ama Eftal’ın kalbi İlay’a aitti, onlar birbirlerine aitti, hercai de olsa, kendini de düşünse! Eftal, İlay’ı seviyordu üzerine titriyordu. Savunmasız, Masum, nazik, çıtkırıldım İlay’ı seviyordu onu seçmişti!
Ne kadar acı çekiyorum, kalbim Eftal ile dopdolu iken, ona bu kadar aşık iken, birde en yakınında arkadaşları olmak çok zordu
Bir gün okulda çete gibi gezen birkaç serseri gurup hatta bizim hiçbir şekilde temas kurmadığımız, serseri olan bu çocuklar!
Eftal e bir kötü iş teklif etmişler, buna itiraz etmiş ve aralarında bundan dolayı sorun çıkmış, Eftal dik başlı, hakkını da savunur ama bir kişiye dört kişi, imansızlar!
Bu eşitsizliği ancak korkaklar yapar zaten!
Ben Eftal’in yokluğunu farkedince, sınıfından birkaç arkadaşına sordum.
Onu seven arkadaşları vardı, yalnız kendi halinde bir çocuk değildi asla! Bu durumda pek hayra alamet değildi, hemen sorup soruşturma yapınca ortaya çıkan birkaç bilgi oldu.
" Eftal i gördüm ben Neva!"
" Nerde gördün, ziya! Söylesene nerede gördün?"
" Ya şu serseriler varya! Onlarla gidiyordu!"
"Nereye?"
" Bak onlar genelde spor salonunun arkasındaki depoya giderler!"
Bunu duyar duymaz fırladım, yettim yeşil gözlü prensim! Geliyor Neva’n! Uçtum âdeta O anda hiçbir Şey düşünmedim, asla korkum yoktu sevdiğim adam eğer zor durumda ise bu kesinlikle görmezden gelemeyeceğim bir durumdu
Derse girmek falan umurumda bile olmadı, İlay onun yokluğu ile ilgilenmiyordu bile, zaten o kadar umursamazdı ki, bana gelip Eftal nerede bile dememişti. Oysa benim kalbim, Eftal için vardı.
Teneffüs bitmek üzereydi, derse girilecekti, koridordan geçerek, bahçeye hızlı adımlarla çıkıyordum o sıra da arkadaşlarım
" Nereye kızım, yanlış yöne gidiyorsun! Teneffüs bitti. Derse giriyoruz"
Laf atarak bu sözlerle, sataşmalarla beni durdurmaya çalıştılar ama kimseyi duyacak durumda değildim, duymuştum elbette ama umurumda bile değildi, tepki vermiyor ilgilenmiyordum bile...
Spor Salonunun arkasındaki ardiyeye usulca yaklaştım, burası depo olarak kullanılıyordu. Âmâ bu Serserilere de mesken olmuştu anlaşılan, buranın varlığından haberdar değildim ama arkadaşlar beni buraya yönlendirmişti. Bu şekilde bu serserilerin meskeni olmuş bu yerde pis işler dönerken bundan kimsenin haberinin olmaması mümkün değildi, bu adamların bu vukuatlarını bence okul yönetimi de biliyordu ama onlarla mücadele edemiyor göz yumuyorlardı diye düşündüm!
*Arsız yüzsüz olunca, haklı suçlu olurmuş*
Bu söz, bu işin tanımına uyuyordu. Ben usulca yaklaştım depoya kendimi de belli etmemem gerekiyordu, gördüğüm manzara karşısında, ışığı görmüş tavşan gibi bir an kaldım öyle! sevdiğim çocuğu perişan etmişlerdi hemde Eftal’ı mı! Dövmüşler yüzüne vurmuşlar ben oradayken olanlara tanık oluyorken bile, hala eziyet ediyorlardı. Dayanamadım, kendimi attım ortalarına, tam Eftal’ın önüne geçtim, ne olursa olsun onu koruyacak, kendimi feda edecektim onu ezdiremeyecektim
O benim sevdiğim adamdı.