"Kızım! Hasta mısın sen, ne yapıyorsun burada!"
Diye bir çıkıştı Vahap denen çocuk, ele başıydı gürbüz bir oğlandı, zaten normalde de bu enine boyuna görüntüsü ile en çokta korkutuyordu okuldakileri, ama ben ondan korkmuyordum çok cesaretliydim, o gün cesaret konusunda gerçekten hatırı sayılır derecede iyiydim, kendime aferin!
" Onu çöz ve bırak! yoksa tüm sesimi kullanarak okulu başınıza toplarım!"
" Sen tüm bunları yaparken, elimiz armut mu toplayacak!" Dedi diğeri, sarı saçlı olanı, ismi neydi? Burak! Kalan ikiside kendi aralarında gülüşüyordu, neye gülüyorlarsa!
" Ben ciddiyim! Pişman olursunuz!"
Bir an durdular, birbirlerine baktılar sanırım Eftal’a vermek istedikleri göz dağını da vermişlerdi.
" Biz işimizi bitirdik, söylenecekler söylendi! Kulağına küpe olmuştur herhâlde! Bugün, İyi günündesin hadi yaşadın, seni de bi hırpalamak vardı ya!"
Derken sırıtıyordu Vahap! bana uzun uzun baktılar pek tolerans tanımak ister gibi de değillerdi aslında ama yine de bu işler de çok ısrar, hırs kötü şeylerdi, belki de benden korktular! Bu tatbikî benim abartmam!
Eftal ‘im yediği yumruklarla kendinden geçmişti, gözü morarmış adeta peltesi çıkmış gibiydi.
Onu o halde görmek, bana o kadar acı vermişti ki! Bu durumu kendime bile anlatacak kelime bulamıyordum ne olmuştu da bu çocuklar bu kötülüğü, bu Vandallığı ona yapmıştı?
Serseriler çekip gittiğinde, Eftal e yaklaşıp ona sarıldım ve bu sarılma öylesine bir sarılma değildi elbet, belki de asla bir neden bulamayacak, ona böyle sarılamayacaktım, Sarıldım! Hemde en içten ve en ebedi sevgimle!
"Neva! Nasıl bildin burada olduğumu?"
" Ben bilirim! Konu sen isen her zaman bilirim!"
"İlay! İlay da biliyor mu?"
O an İlay’ı düşünmesinden, benim bu karşılıksız ve fedakâr sevgimi görmeyip onu dile getirmesinden o kadar rahatsız olmuştum ki, içimde bir öfke, hatta kötülük fırtınası oluştu. Adeta onun tüm hayallerini yıkmak istedim. Ona, ‘İlay bildiği halde gelmedi o seni senin onu sevdiği kadar sevmiyor ve sen sevilmediğin halde...' bu cümleden sonrasını bitiremedi, iç sesim! Kendime kızdım! Tüm bu duygularım geçişi sırasında o kadar hızlıydı ki, Eftal anlamıyordu, sanırım! Bende belli etmiyordum zaten!
"İlay’ın haberi yok! Ona söylemedim! Ben kendim, Geldim!"
" Aslında iyi yapmışsın dostum! Üzülürdü!"
'hala üzülürdü diyor ya! Ben üzüldüm, ben! Ben deli gibi seviyorum seni ben! Hala İlay diyorsun, delir ecem!' o an Kendimle içimdeki benle adeta savaşıyordum. Bunu bana bilerek mi yapıyor, tüm bunları hissediyor da bana eziyet mi ediyor keşke bile bilseydim!
"Tatlım! İyi ki varsın, sen çok iyi bir dostsun!"
" Yanındayım, tüm zor anlarında da yanında olacağım, bunu unutma ve ilk aklına gelen ben olayım olur mu?"
" Peki! Bunu aklımdan asla çıkarmam!"
Koltuğunun altına girdim, onu yavaş ve incitmeden yürüterek çıkardım o depodan, kimsenin görmemesi için de elimden geleni yapıyordum. Yüzünü yıkadım, üstünü başını elimden geldiği kadarıyla temizledim düzelttim sonrasında iyi görünüyordu her yani yara bereydi, bir eczane ya da bir hastaneye gitme konusunda ısrar etsemde kabul etmedi! Çok gururlu, mağrur, bir o kadar da dediğim dedik bir gençti Eftal!
Ve ben bu hallerini seviyordum!
"Çok uğraşma! Kimse bu halde oluşumu, pek takmaz! Evde bu ne hal diyecek kimsem yok! Kendini zorlama boş ver!"
Bunu söylerken içindeki o kimsesiz oluşu, büyük yalnızlığı o kadar derinden hissettim ki! Annesiz bir çocuktu Eftal! Babası zor ve sorunsuz bir adamdı, abisi ise bir abi olabilme ehliyetine sahip değildi.
Kabul göreceği bir ortamda asla değildi ne derdine denk biri, ne de yalnız oluşuna bir çare vardı.
Ama ben vardım! Onun her şeyi olmaya o kadar hazırdım ki! Tabi iç dünyam da! Kendi hayallerimde, kendi kafamın içinde! Gerçekte olmayacak kadar uzak mesafeden, ben vardım!
O benim diğer arkadaşım İlay’ın sevgilisiydi. Asla ondan böyle bir şey isteyemez, duygularımı gün ışığına çıkaramazdım.
ilay
Eftal’ı okulun çetesi sıkıştırmış, ona bir sürü işkence yapmışlardı, Allah'tan Neva varmış onu kurtarmıştı. İyi kızdı Neva! İyi ki de bizim arkadaşımızdı, en sonunda Eftal de alıştı ona, İlk başlarda pek istemese de sonra kabul etti
Cesur oluşuna da ara sıra laf bile söylüyor 'Neva! Çok cesur kız, onunla gözü kapalı dalarım kavgaya! Her anlamda takdir ediyorum, beş erkek arkadaşım olacağına bir Neva olsun yeter!' diyordu
İyi arkadaştık, her şeyi paylaşıyor zamanımızın çoğunu da beraber geçiriyorduk
Eftal ‘in bu aralar kafası dalgın, sürekli başka başka işler pesinde, evde de işler pek yolunda gitmiyor galiba! Bana da pek anlatmıyor nedense!
Sevgilisi miyim bazen hissettirmiyor! Ama işlerine de karışmak istemiyorum aramız bozulmasın diye!
Ama Neva benden daha iyi biliyor bazı şeyleri, acaba onunla mi paylaşıyor diye aklıma gelmiyor değil! İyi de ben varken Neva'ya anlatması da abes değilmi? Aman neyse o ketum zaten, birine anlatacaksa kendi seçecektir, zorlayamam, ama! Neva'ya da sormam lazım!
Sabah olduğunda yine Neva’nın kapısındaydım, beraber okula gidecektik bekledik hemen. Geldi
"Günaydın!"
" Günaydın olay!"
"Bugün güzel bir gün! Hava ısınmaya başladı!"
" Ya! Evet! Ben sıcağı hiç sevmem, baharı ve kişi severim! O kadar net!"
" Bende severim baharı, ama yazı da severim!"
"Sanki bir şey demek ister gibisin İlay! Dökül bakalım!"
Kız zeki! Hemen anlıyor, çakıyor! Bu kadar her şeye hakim. Olabilmesi, bilge halleri beni ona hayran bırakıyor sanki büyümüşte küçülmüş gibi!
"Neva! Sana sormak istediğim Bişey var?"
" Sor! Bildiğim yerdense!.."
"Eftal, son günlerde biraz garip davranıyor! Bana da bir şey anlatmıyor, Sana bişey söylemiş olabilir mi?"
Biraz düşünür gibi oldu, bekledi kendine zaman tanıdı ama bana cevap vermekte gecikmedi
"Bana bir şey anlatmadı! Sen varken bunu neden yapsın? Anlamadım! Seni böyle düşündüren nedir?"
"Sonuçta sende arkadaşsın! Ben sevgilisiyim, ama sen dostusun! Bazen de sana anlatabilir ama bana söylemez!"
Güzel mi bağlamıştım bilemiyorum ama pek ikna olmuş gibi değildi.
"Bence böyle bir ayrım yapmıyor, insan sevdiğine daha yakın olur! Hem dert etme! Bunu ona direk sorarız karşılaşınca!"
" Gerçekten sorar mıyız? Sen sor olur mu?"
" Bazen garipsin İlay! Tamam merak etme, sevgiline hesap sorarım!"
Bunu söylediğinde kahkahayı bastık ikimizde, alem kızdı Neva! Ona inanıyor, güveniyordum iyki de benim arkadaşımdı, bizim arkadaşımızdı!
Neva
İlay gerçekten saf bir kız, benden nasıl da medet umuyor sevgilisine bile rahat değil, ona karşı çok çekingen, beraber paylaştığımız şeylere bakınca aslında Eftal mizaçları asla uyuşmuyor Eftal cesaret seven biri ama İlay da zerresi bile yok!
Ah benim yeşil gözlü prensim! Şu an bana gelse, benle ol dese arkama bakmadan okey demiydim bilmiyorum ama çok güzel olurdu
İkici tenefuse çıkmıştık, ilay sınıfta kalmak istemişti
Bende bahçe duvarının dibinde bir yer keşfetmiştir sakin, küçük bir ağacın gölgesinde bir yer, belki biraz gözden uzak ve sessiz olduğundan seçmiştim orayı, küçük ince bir kitap vardı elimde, arada roman okuyordum ve bana iyi geliyordu
Nasıl gelmesin ki! Aşıktım ve bundan çok doğal olan ne olabilirdi
Kendi aşkımın ızdırabını, başka aşklara bakarak, onları hissederek bastırıyordum ve bundan oldukça keyif alıyordum
Yanıma birinin sokulmuş olabileceğini hissedemeyecek kadar da dalmışım kitaba...
" Merhaba Neva!"
Kafa mı kaldırdığımda, bir üst sınıflardan olduğunu bildiğim, anasıra gördüğüm için aşina olduğum bir çocuk!
"Merhaba!"
"Yanına oturabilir miyim?"
" Neden?"
"Seninle konuşmak istediğim şeyler var!"
Okuduğum kitabın sayfasını işaret koyarak kapattım ve ellerimin arasına aldım ve tüm dikkatimi yanıma oturmak isteyen bu çocuğa verdim, ne yumurtlayacaktı ki acaba?
"Ne hakkında!"
" Beni dinleyince anlayacaksın! Oturayım mi?"
" Peki otur!"
" Adım cenk! Son sınıfım! J şubesi!"
"Benim adımı biliyorsun, kendimi tanıtmam gerekmiyor, benimle ilgili bir ARGE yapmışsın!"
"Evet! İlgilendiğim konularda yaparım!"
" Seni dinliyorum!"
"Uzun zamandır seni takip ediyorum ve senden hoşlanıyorum, bunu sana söylemek istedim!"
O an ne diyeceğimi bilemedim, kalbim başkasına aitti ve bir başkası da benim gibi bana karşı bir şey hissediyordu. Ne kadar garip bir hayat!
" Sana ne dememi istiyorsun?"
" Bişey deme, acele etme ama düşün! Ne olursa olsun düşün ve bana ona göre cevap ver! Seni daha iyi tanımak istiyorum, sende istersen!"
Vay! Ne güzel sözlerdi bunlar! Ve ben bunları Eftal e söyleyemedim keşke söyleseydim, söyleyebilseydim.
" Peki! Düşüncem, seni kırmak üzmek istemem ama..."
Sözümü kesti! Elleri ile sus işareti yapar gibi! Dudaklarına götürdü çok kendinden emin ve keskin bir hareketti bu! Bana o an erkeksi geldi, kendine hâkim erkeklerden hoşlanıyor çekici buluyordum
"Tamam peki!"
"Görüşürüz o zaman, bana karar verdiğinde haber ver bir yerlere gidelim, sakin ve baş başa olacağımız bir yerde duymak istiyorum!"
Ooo! Bu daha da iyi, başbaşa bir yerde! Bu çocuk çılgın cinsinden, hatta fazlasıyla ağır abi! Himm!
Kalkıp gitti yanımdan, arkasından bakarken endamı, boyu poşu, yürüyüşü pekte fena değildi hani! Bir an flörtöz olduğumu düşündüm! Kendim kızdım mi? Hayır! Niye kızayım ki, sevdiğim adam başkasını seviyor, benim kalbim ona ait ama bende sevilmek istiyorum sonuçta!
Ayy! Neler diyorum ben!
Hadi kızım işine gücüne bak! Zil çaldı, derse!