Reçeteli Sakarlıklar ve Sert Bakışlar
🌪️ Fırtına Öncesi Sessizlik: Hande Işık
Hande, her zamanki gibi sabahın sekizinde evden fırlamış, Şirinyer pazarının içinden koşturarak otobüse yetişmeye çalışıyordu. Sarı saçları rüzgarda uçuşuyor, elindeki boyoz paketiyle adeta bir cambazlık sergiliyordu. 🥐🏃♀️
"Hadi Hande, kızım yetişeceksin! İlk iş gününde geç kalmak olmaz!" diye kendi kendine mırıldanırken, ayağı yerdeki gevşek bir taşa takıldı. Hande’nin en büyük özelliği buydu; düz yolda bile düşmeyi bir sanat haline getirmişti.
Tam o sırada, elindeki meyve suyu kutusu havada süzüldü ve... PAT! 💥
🧊 Buzdan Adam: Op. Dr. Burak Saygıner
Burak Saygıner, Buca’daki özel bir hastanenin en genç ve en "korkulan" cerrahıydı. Disiplin onun göbek adıydı. Jilet gibi ütülü beyaz önlüğü, keskin çene hattı ve okyanus mavisi ama bakışları kutup soğuğu kadar sert gözleriyle hastanenin koridorlarında fırtına gibi eserdi. 🧊👨⚕️
Burak, hastane girişinde telefonla önemli bir görüşme yaparken, dünyası bir anda turuncu bir sıvıya boyandı. Hande, tam hızla Burak’ın göğsüne çarpmış, elindeki meyve suyunu doktorun tertemiz önlüğüne "nakşetmişti".
Burak durdu. Telefonu yavaşça indirdi. Bakışları, önlüğündeki turuncu lekeye, oradan da yerdeki kıza kaydı. 👿
"Sen..." dedi sesi buz gibi çıkarak. "Gözlerin sadece süs diye mi var, yoksa özel bir körlük yeteneğin mi mevcut?"
🧼 İlk Çatışma
Hande, yerdeki boyozlarını toplamaya çalışırken başını kaldırdı. Karşısında duran adam o kadar yakışıklı ama bir o kadar da ürkütücüydü ki, bir an nefesi kesildi. 😳
"Ay! Çok özür dilerim! Vallahi bilerek olmadı! Ben Hande, yeni stajyer hemşireyim. Yani... bugün başlayacaktım ama sanırım önce sizin önlüğünüzü yıkamam gerekecek." 😅🧼
Burak, elini alnına koydu. "Hemşire mi? Tanrım, bu hastane bugün yıkılacak demektir. Adın neyse ne, derhal önümden çekil ve o felaket saçan ellerini benden uzak tut."
Hande dudaklarını büzdü. "Ama çok sertsiniz Dr. Saygıner... Yani isminizi yakanızdan okudum da. İzmir’in sıcağında bu kadar soğuk olmak sağlığa zararlı!" ☀️✨