Burak ve Hande, Buca’nın o meşhur eski tren istasyonuna gittiler. Hande rayların üzerinde dengede durmaya çalışıyordu. "Bak Burak, eğer düşersem beni tutman lazım, sonuçta sen benim 'bodyguard'ımsın!"
Burak, Hande’nin kolundan tuttu. "Ben senin sadece bodyguardın değilim Işık. Ben senin..."
Cümlesini bitiremedi çünkü Hande bir anda Burak’ın boynuna sarıldı. "Biliyorum, sen benim en iyi kankamsın! Cem’den bile daha iyisin. Cem çok yakışıklı falan ama senin yanında kendimi sanki... sanki hiç düşmeyecekmişim gibi hissediyorum." 🥺✨
Burak’ın kalbi hızla çarptı. Hande hatırlamıyordu ama ruhu, Burak’ın o güven veren limanını tanıyordu. Burak, elini Hande’nin saçlarına götürdü. "Zaten hiç düşmeyeceksin Işık. Ben buradayken asla."
🥪 Kantin Savaşları ve "Cem" Baskını
Akşamüstü hastaneye döndüklerinde, kantinde onları bir sürpriz bekliyordu. Cem, Hande’nin lise yıllarından birkaç "sahte" arkadaşını toplamış, ellerinde "Geri Dön Hande!" yazılı pankartlarla bekliyordu. 🚩🏀
Hande bunları görünce çığlık attı. "Ay! Tayfa burada! Cem, harikasın!"
Burak’ın siyah gözleri karardı. Cem, Hande’nin yanına yaklaşıp kulağına fısıldadı: "Hande, bak hatırla... Bu bilekliği lisede bana vereceğine söz vermiştin, hani nişanlanacaktık?" 💍🐍
Hande bir an duraksadı. "Söz mü vermiştim? Ama ben... ben hatırlamıyorum."
Burak araya girdi. "Yalan söylüyor! Hande, bu adamın tek derdi senin hatıraların!"
Cem, Burak’a dönüp sırıttı. "Hadi oradan doktor amca! Sen git serum tak! Hande, gel bizimle, lise bitmedi!"
Hande, bir Cem’e, bir de o sessizce, acıyla kendisine bakan Burak’a baktı. Eli refleks olarak kolundaki bilekliğe gitti. "Ben... Ben biraz yalnız kalmak istiyorum," dedi ve koşarak odasına gitti. 🏃♀️💔
Burak, Cem’in yakasına yapıştı. "Bu sefer yumruk atmayacağım Cem. Bu sefer seni bu hastaneden öyle bir rezil ederek atacağım ki, Buca’da dondurma bile satamayacaksın!" 👿🔥