Üçüncü günün sabahı valizleri topladım. Umut’a “taşınıyoruz” dedim. Nereye gittiğimizi sormadı. Çocuklar bazen her şeyi bizden daha iyi kabulleniyor. Fuat’ın evinin kapısından içeri girdiğim an midem bulandı. Aynı ev. Aynı koku. Ama artık hiçbir şey aynı değildi. Onu salonda beklerken gördüm. Eskisi günleri hatırladım birden, gençliğimizi, dimdik değildi. Tekerlekli sandalyesinde oturuyordu. Hak etmişti pezevenk! “Hoş geldiniz.” Gözlerimi kapattım ve derin bir nefes aldım. Gözlerinin içine baktım. Bir an bir şey fark ettim. Eskisi gibi karanlık değildi artık. Bana baktığını hissettim. Gerçekten baktığını. “Hoşbulduk Fuat amca!” Umut sevinçle ona sarılmıştı. Sessiz kaldım. Fuat’ın bana uzaktan bakarak dudaklarını hareket ettirdiğini fark ettim. “Geldin,” diyordu. Sesim çıkmad

