ŞEYTAN İLE ANLAŞMAK (2. BÖLÜM)

814 Kelimeler
Sam’in yaşı on beş olduğunda Lucifer ona asıl planından bahsetti. Artık Sam Lucifer’ın bir askeriydi ve onun kilitlerini kırabilecek tek kişiydi. Elbette buda Lucifer’ın oyunlarından başka biriydi. Lucifer Sam’in ruhunu yeterince karanlığa buladıktan sonra bir gece güçlendirme bahanesi ile bir ayın düzenledi. İste Sam’in şeytan olduğu gece o geceydi. O gece Sam benliğini tamamen kaybetti ve bedenini bir kukla olarak Lucifer’ın yarattığı ilk karanlığa istemeden verdi. Artık Sam’in vücudunda bir hâkimiyeti yoktu...       Lucifer oğluna nesneleri yok ederek onu serbest bırakması emrini verdi fakat bunlar olurken tarikatı alarma geçirmemesini de söyledi. Sam yıllar boyunca Lucifer’ın kilitlerini dünyanın her noktasında aradı her şeye çok yaklaşmışken bir anda Maelyn adında bir kız çıkageldi. Bu onların planlarını hem sekteye uğratmış aynı zamanda da işlerine yaramıştı. Sam’in yok etmesi gereken nesnelerden bir tanesi de Maelyn’in boynunda asılı olan kolyeydi fakat onu hemen ortadan kaldırmak tarikatı uyandırırdı. Her ne kadar çabalasalar da Çin de kendini hiç bilmedikleri Çinli bir tarikat üyesine fark ettirmişti... Artık onları ele geçirmek için haftalarca uğraştıracak üç nesneyi de ele geçirip yok etmişlerdi, sıra son nesnedeydi...       “Merak etme sadece birkaç saniye sürecek!”   Lucifer ellerini Maelyn’in alnından çektiğinde Maelyn büyük bir çığlık atarak ağlamaya başladı. “Bu gerçek olamaz!”   Tam bu sırada Lucifer Sam’in yüzüne baktı, Sam’in yüzünde hala o şeytani gülümseme vardı, “Nesneyi al Lucifer!” Lucifer yavaşça Maelyn’in kolyesine uzandı. Nesneyi tuttuğu anda etraf tamamen karardı. Derinlerden gelen sesler duyuldu önce. Çığlıklar ve kahkahalar eşliğinde. Maelyn başta bu seslerin Lucifer’ın kurbanlarına ait olduğunu sandı, derken bir ses daha duyuldu, yaşlı bir adama ait tek bir ses; Maelyn.   Lucifer bir anda ellerini kolyeden çekerek etrafa bakınmaya başladı aynı zamanda Sam de tedirginleşmişti, “O burada.” Lucifer’ın ağzından çıkan tek cümleydi bu. O buradaydı...   Odadaki karanlık birden tıpkı canlıymış gibi gerilemeye ve çekilmeye başladı. Odadaki bir köşeye kadar küçüldü ve küçülmesi durdu.   “Ölmüş olabilirim Lucifer, yok edilmiş ve cehennemin en derinlerinde elinden işkence görmüş olabilirim, binlerce yıl süren işkencenin sonunda sen de ruhumu parçalayarak yok ettiğini sanabilirsin, ama işte buradayım. Tek parça halinde en güçlü haliyle bir hayalet. Seni sonsuza kadar kovalayacak bir hayalet, tüm tohumlarını temizleyeceğine yemin etmiş bir bedenin hayaleti...”   Karanlığın içinden yavaşça yürüyerek çıktı Sam Cornhill, beyaz saçları ve yüzyıllar önce evine gelirken giydiği kıyafetleriyle kanlı canlı karşılarındaydı. Beyaz ipek bir gömleğin üstüne giyilmiş kahverengi eski bir palto, kolları dövmeleri işe yarasın diye dirseklerine kadar sıyrılmış...   “Üstelik yalnız da değilim Lucifer.” Sam Cornhill köşedeki karanlığın içinden çıktığı anda arkasından birkaç hayalet daha beliriverdi. Her biri dövmelerle kaplı ve belki de zamanında yüzlerce şeytanla tek başlarına savaşmış eski avcıların hayaletleri. “İlk havariler ile tanışın!”   Sam Cornhill lafını bitirdiği anda havariler onun önüne geçerek Lucifer ve Sam’in üstüne doğru yürümeye başladılar. Her ne kadar uğraşsalar da şeytan numaraları onları engellemeye yetmiyordu. İlk havarilerin dövmeleri ilk şamanların ruhları tarafından vücutlarına işlenmişti, dövmeleri neredeyse canlıydı. Havariler Lucifer ve Sam’i kollarından tutarak Maelyn’den uzaklaştırmaya başladılar. Merhum Sam Cornhill Lucifer ve Sam’in yanından geçerek Maelyn’in yanına gitti, yere çökmüş ve kan kaybından neredeyse bayılacak halde olan Maelyn’in yanına çöktü.   “Bizi buraya bir annenin evladına olan sevgisi getirdi Maelyn ve aynı şekilde seni de buradan o götürecek.”   Sam Cornhill bir elini Maelyn’in alnına koydu diğer eli ile de Maelyn’in bileğini kavradı, “Canın çok yanacak Maelyn.” Maelyn’in yaralarından beyaz ışıklar çıkmaya başladı, yaraları yavaş yavaş iyileşiyordu. Aynı zamanda Maelyn ise ölümüne çığlık atıyordu. Bir yandan Maelyn iyileşirken bir yandan da Lucifer olanları izliyordu. “Tek güçlenen şey sen değilsin Cornhill! O kızı benden kaçıramazsın.” Lucifer gözlerini kapatarak şeytan lisanında konuşmaya ve tıpkı bir köpek gibi hırlamaya başladı. Bunlar olurken havariler de Sam Cornhill’in gözlerin içine bakıyordu. Sam kafasını hafifçe aşağıya doğru eğdi, aynı anda havariler Lucifer ve Sam’i bıraktı. Ortam birden ısınmaya başladı. Lucifer’ın gözlerinden başlayarak ortaya çıkan alevli çamur tüm vücudunu yavaşça kapladı. Saniyeler sonra da vücudunun tamamı bu alev ile kaplanmıştı. Lucifer yavaşça ayağa kalktı ve Sam Cornhill’in gözlerinin içine baktı, “Dediğim gibi Cornhill, o kızı benden kaçıramazsın!” Sam Cornhill cebinden bir tek sigara çıkardı ve ağzına koydu. Bu sefer tıpkı Lucifer gibi onun da gözleri alev alev parlamaya başladı, baş parmağını sigaranın ucuna götürerek sigarasını yaktı. “Hayır Lucifer onu buradan götürecek hayalet ben değilim!” Karanlığın içinden koşan birinin ayak sesleri duyuldu, karanlığın içinden bembeyaz kıyafetleriyle koşarak çıktı kadın, Lucifer’ın yanından bir kurşun gibi geçerken ona çarpıp yere düşürmeyi de ihmal etmedi. Kadın Lucifer’ı geçerek Sam Cornhill’in yanına gitti ve durdu, “Kızını güvenli bir yere götür, gerisi ile biz ilgilenmeye çalışacağız.” Maelyn’in annesi yerde baygın yatan kızını kucağına aldı, tam o sırada Maelyn gözlerini hafifçe araladı; “Anne?” Maelyn ve annesi bir ışığın içinde aniden ortadan yok oldu. Artık Sam Cornhill, havariler, Lucifer ve oğlu başbaşa kalmıştı. Havariler Sam Cornhill’in yanına gitti, tıpkı Sam Cornhill gibi onların da gözleri alev alev parlamaya başladı. Lucifer Sam’in kafasını tutarak onu havaya kaldırdı, “Artık kendine gelme vakti evlat!”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE