17.BÖLÜM

2151 Kelimeler
“Yabancı ülke şirketlerinde çalışmak için mi konuşuyoruz” “Aynen söylediğin gibi, şimdi ters geldiğini biliyorum. Kendini geliştirip ilerlemek istiyorsan iyi yerlerde işe başlamalısın bu iş bir yılda sürer beş yılda sürer. Tecrübe edindikçe diğer şirketlere CV’ni yollamaya gerek kalmadan teklifler sana gelir. Bil ki çalışmaya ihtiyacın yok dediğim gibi aileme yani sana rahatlıkla bakabilecek durumdayım kaşlarını çatma, bunu bil diye söyledim bir yandan bunca zaman okudun verdiğin emeğin boşa gitmesini istemediğini de biliyorum. Çalışma isteğine saygı duyuyorum ve asla benim karım çalışamaz kırsın dizini otursun evinde diyen tiplerden değilim. İstediğin sürece çalışırsın bunda hiçbir sorun olmaz, bir süre yurt dışında yaşayabiliriz geleceğimiz için gerekli olacağı düşüncesindeyim” “Yabancı bir ülkede yaşamayı çalışmayı hiç düşünmedim belki de böyle bir fırsat elime geçmez diye hiç aklıma gelmedi. Sen onların çalışma şartlarını biliyorsun ve bildiğin gibi diplomam oralarda pek geçerli değil. Büyük şirketler büyük üniversitelerin mezunlarına şans veriyorlar” “Senin de şansın benim güzelim. Ay sonunda evleniyor muyuz?” “Hayır diyorum” “Ben seni var ya” “Sen beni ne yapacaksın hadi Kadıköy’e gidelim” “Çok uzun yıllardır gitmedim en son gidişim lise sonda test kitapları almak içindi, çok değişmiş olmalı” “Kendi gözünle görürsün fazla kalabalığı sevmem her nedense Kadıköy’ün kalabalık olması hoşuma gidiyor. Acıkmaya başladım midem kazınmaya başlamadan yemek yemeliyim” **** OĞUZHAN Bana evet diyeceğini biliyordum an meselesiydi, Pazar günü olmasa onu çoktan işlemleri başlatmak için nikâh dairesine sokardım. Arabaya kraker tarzı yiyecekler depolamam gerekiyordu. Açlığa kesinlikle tahammülü yoktu, çocukluğunda aç kaldığını anlatmıştı. Açlığın acısını bilmiyordum, kadınım biliyordu bir daha hiçbir şekilde aç kalmayacaktı. Buna izin vermeyecektim hamallık yapar yine onu doyururdum. Kadıköy sanki hiç değişmemiş gibiydi, yıllar öncesinde de kalabalıktı şimdi fazlasıyla kalabalıktı. Park yeri bulmak için oldukça zaman kaybettik, nihayet bulup park ettik. Merkezine yürümek için bayağı yol vardı. Sağlı sollu mağazalar içinde en çok dikkatimi çeken gelinlikçiler oldu Yasemin’e göz ucuyla baktım evet o da bakıyordu. Birinin önünde durdum “Bunları hiç beğenmedim” dedi, iki üç adım sonra yine durdum “Aa şu ikincisi fena değil” Enikonu gelinlik bakıyorduk ve şimdilik hayır dediğini unutmuş gibiydi. Hiç sesimi çıkarmadım onu yönlendirmeme gerek kalmamıştı beni o mağazadan o mağazaya sürükleyen oydu. “Oğuzhan sonda ki gelinliğe bayıldım omuzları açık olana hem sade hem de çok şık” “Denemek istemezmisin bakalım üstünde nasıl duracak” “Gerçekten deneyeyim mi? Sıkılmaz mısın?” Heyecanı yüzünden okunuyordu, istediğim yola çok çabuk girmişti henüz bunun farkında değildi “Sıkılmam istediğine bakabilirsin” Sadece beğendiğim dediği gelinliği değil üç dört tane daha giydi istediğini bulamıyordu, bende duruşlarını beğenmemiştim. Görevli kadın iki dakika beklersek atölyelerinden yeni gelinliklerin geleceğini söyleyince bana baktı kısaca olur bekleriz dedim. Giydiği gelinliği çıkarmadan diğerleri geldi. Kadın bunu giyince tamam diyeceğinize eminim, stilistimizin özel çalışması, gelinliğe özel yapılmış ayakkabıyı getiriyorum ayağınıza uyarsa mükemmel duracak diyerek Yasemin’le birlikte kabine girdi. Perdeyi açtıklarında yutkunmak zorunda kaldım melekler gibi güzel olmuştu. Omuzları göğüs kısmının dekoltesi beni benden almıştı, bir kadının teni bu kadar mı güzel olurdu. Kısa süre sonra bu güzelliklere kavuşacağımın heyecanı içimde büyüyordu. Yasemin çevresinde döndü, gelinliğin etekleri onunla birlikte hareket etti “Beğendin mi?” “Ben çok beğendim ya sen?” merakla cevabını bekliyordum. Satış elemanı saçlarını hemen toplayıp duvağını taktı Aynaya bakıp bana döndü “Bende çok beğendim” dedi ve bu iş bitmişti. Perde kapandı o gelinliği çıkarıp kıyafetlerini giyerken satış elamanına gelinliği duvağı, ayakkabıları paketlemelerini söyledim. Kadın gelin çiçeği önerdi top gibi görünüyordu onun seçtiğini beğenmemiştim. Kadına daha zarif olanları göstermesini istedim ne istediğimi anlamıştı. “Düğün gününden birkaç gün önce önereceğim çiçekçiye giderseniz canlı orkidelerle istediğiniz gelin buketini yapacaktır. Bakın size birkaç örnek göstereyim” telefonundan fotoğraflarını gösterdi. Birini beğendim “Bunun gibi” dediğim anda Yasemin neye bakıyorsunuz diyerek yanımıza geldi. “Beyefendi gelin çiçeğini beğeniyordu, sizde bakın bu nasıl çok zevkli aldığınız gelinliğe çok yakışacak. Bir de içine giymesi için bu jartiyerli takımı ilave ediyorum ” Yasemin aldık mı diye bağırdı, sevinçli değil kızgın bir bağırmaydı. “Ha bu gün ha yarın istediğimiz zaman gelinlik satılmış olursa yapımı için beklememiz gerekecek bu günden alalım ne zararı var” Kadın da beni hararetle destekleyince bari bu çiçek olsun diyerek beni beklemeden dışarı çıktı. Kadının verdiği kartı aldım, dönüşte paketleri alacağımızı söyleyerek dışarı yanına çıkıp elini tuttum çekti. Bu sefer kolunu koluma geçirdim “Oldubittiye getiriliyor muşum gibi bir his var içimde” “Kızma meleğim uyanı bulduk aldık nasılsa alınacaktı. Gelinlikten daha çok benim jartiyerli takım ilgimi çekti. Seni içinde hayal etmesi bile güzel” Yine pembelikler yanaklarında oluşmaya başlamıştı “Aklın fikrin orada zaten” Yanağından bir makas aldım “ Ben erkeğim başka nerede olmasını istiyorsun ki?” Yüzünü çevirip caddenin karşısına baktı, daha çok kızardığından emindim, üzerine gitmemem lazımdı kolumu öyle bir sıkıyordu ki kesin tırnak izleri çıkacaktı. “Madem benim alışveriş bitti, bak karşıda damatlıklar satılıyor” “Bende şimdi benimkileri de alalım diyecektim” Erkeğin kıyafetinden ne olurdu siyah takım elbise. Üçüncü takımı beğendik saten yakası daha sonra çıkartılıyordu. Satın alıp paçasının yapılması için bıraktım. Ayakkabımı alıp mağazaya geri dönüp teslim ettim dönerken alacaktım. Yasemin elini midesine bastırdığı anda elinden tuttuğum gibi ilk gördüğüm lokantaya soktum. Ismarladık ama beklemek gerekiyordu, rengi soluyordu hemen sıcak pideyle tereyağı istedim garsonu bekleyecek halim yoktu. Alıp geldim ilk lokmasını ağzına verdim biraz olsun açlığını dindirirdi. Yedikçe rengi yerine geliyordu içim rahatladı. Çantasını açıp ağzına ilaç attı ne içtiğini sordum. Yemek saatini geçirdiğinde başının ağrıdığını hafif bir ağrı kesici aldığını söyledi. Kan şekeri düşüyor olmalıydı en kısa zamanda tahlil yaptırması için ön ayak olmalıydım, endişelenmiştim. Yemek geldiğinde onu çoktan keyfi yerine gelmişti. Evimin benden önce kullanılıp kullanılmadığını sorunca benimde keyfim yerine geldi, hayırı ısrarla kullanan kadınım fark etmeden istediğim yolda hızla yürüyordu. “Hiç kullanılmamış, başkalarının kullandığı eşyaları kullanamam. Oteller bile her gün temizlenmesine rağmen bana rahatsızlık verir. Bak yine diyorum istersen daha büyük eve geçip eşyalarımızı seçebiliriz” “Onu demek istemedim evini beğendim, şimdilik iş durumumuzdan dolayı ortada gibiyiz önümüzü göremiyoruz. Çocukluğumda başkalarının eşyalarını kullanmak zorunda kaldım bu yüzden alabiliyorsam sadece benim olan eşyalarımın olmasını istiyorum. Varsın pahalı olmasınlar en lüks mağazadan olmasınlar yeter ki benim olsunlar.” “Zamanı gelince evimizi sadece bizim olan eşyalarla döşeriz” Yemeğimiz bitmişti kitapçıların sokağına girdik işte burada sevgilimi kitaplara kaptırmıştım. Gönlü benden daha çok onlardaydı. Kitapçının taburesine oturup elime geçen ilk kitabı aldım bari vaktim geçerdi. Birkaç sayfa okuduktan sonra bıraktım Yasemin hala satıcıyla kitap kritiği yapıyordu. Pasajdan dışarı çıktım, yıllar sonra bile bazı yerler bozulmadan değişmeden kalabiliyordu test kitabımı ilk baştaki dükkândan almıştım. Benim ki elinde torbayla yanıma geldi “Hangi kitapları aldın bakayım” dedim poşeti kaçırdı “Anladım muzır içerikli olmalı ki kaçırıyorsun.” “Ya dediğinden değil sadece biraz on altı artı, on sekiz artı arasındalar” “Çok daha iyilerini ben sana uygulamalı olarak göstereceğim” Poşetini elinden aldım, kolumu gösterdim girdi yine yürümeye başladık. “Dondurma ister misin?” “Dondurma değil de ara sokakta şekerci var oradan limonlu şeker alalım, birde cadde üstünde tam caminin yanında kuru yemiş dükkânı var oranın kahvesi çok güzel olur. Sen Türk kahvesi içmiyorsun evinde fincan yok” “Ne bileyim yabancı ülkelerde içilenlere alıştım” Şekeri alıp minik poşeti açtı, birini kendi ağzına atıp birini de benim ağzıma uzattı. “Dene çok seveceksin” Dediği gibi çok ekşi olmasına rağmen sevmiştim çünkü sevgilim seviyordu, zücaciye satan mağazadan kahve fincanı aldı, seçene kadar akla karayı seçti ne büyük ne de küçük olmalıymış özellikle ince porselenle içilen kahvenin lezzeti daha güzel olurmuş. Müstakbel eşim kahve canavarıydı. İyi de kahvesini nerede pişirecekti henüz bu önemli ayrıntı aklına gelmemişti. Tarif ettiği kuru yemişçiye geldik o kahve istedi bende kuruyemişleri seçtim. Yaz günlerinde hava geç kararsa da saat beş buçuğa gelmişti. Paketlerimizi alıp arabaya yürümek sonrasında trafiğe girince eve gitmek oldukça vakit alacaktı. Küçük ev aletleri satan mağazayı görünce istediğimi de bulmuş oldum elimi neye uzattığımı görünce benim hiç aklıma gelmedi dedi. Hangisi diye sordum ilk tekli olanın etiketine, sonra da çiftli olanın etiketine bakıp koluma girdi dışarı çekeledi. “Alacaktık evde ne cezve var ne de makinesi” “Bunca para vermemizin ne anlamı var evimiz olduğunda alırız tüm eşyalarımız yeni olur. Sen gel yarı fiyatına alacağız aynı işi görüyor.” Dediğini yaptı diğerleri gibi gösterişli olmasalar da elektrikli cezvemiz olmuştu. “Artık gidelim mi?” “Bende çok yoruldum gidelim balkonun da yeni fincanlarımız, yeni cezvemizle kahve yaparım birlikte içeriz sonra da beni eve bırakırsın” Bu gün şanslı günümdü hiç yorum yapmadım. İlk gelinlikçiye uğradık kadın istediğim gibi çiçek bulduğunu canlı olmasalar da gerçeğinden farklı olmadığını hatıra olarak saklayabileceğimizi söyleyerek üç dört yapay çiçek gösterdi. Dediği gibiydi Yasemin beyaz orkide, gül ve lilyum çiçekleriyle yapılmış buketleri elinde tuttu ortak kararımız orkide oldu. El çiçeğimizde olmuş geriye başkaca bir sorunumuz kalmamıştı, paketlerimizi aldık arabanın bagajı sadece gelinliğe yeterli gelmişti. Benimkileri arka koltuğa yaydım eve gitme zamanımızdı. İkimizde ter içinde kalmıştık klima açmak yerine camı biraz araladım, tam zamanında yola çıktığımızdan fazla trafiğe takılmadan evime geldik. “Gelinliği yukarı çıkaralım, annem daha dün nişanlandın ne bu acelen derse utanırım” Annesi çabuk evlenmek istediğimi biliyordu. Yine de Yasemin’in sözüne uyup ne aldıysak eve çıkarttık. İlk işi gelinliğini dolabın dış kapısına asmak oldu “Çok erken aldık kırışmasın bari” Benim takım elbisemi de dolabın içine asmak için kapağını açtı “Aaa kıyafetlerimi asmışsın” “Paketlerde durmalarını istemedim, diğerleri de çekmecede” “Ben onları yerleştirirdim” Yanına gidip omuzlarından tuttum “Niye utanıp duruyorsun eşim olacaksın” Elimi itti “Sen kadınlara alışık olabilirsin ama ben erkeğin iç çamaşırlarıma dokunmasına alışık değilim. Gerçi hiç giymedim ama yine de benim sayılırlar” “Çok yakında alışacaksın, ben duşa giriyorum her yerim yapış yapış oldu. İstersen sende duş alabilirsin. Sakın utanayım deme inan uzak dururum” YASEMİN Oğuzhan duşa girdi yerleştirdiği çamaşırlarıma baktım, mantıklı düşünecek olursam gerçekten saçmalıyordum. Sanki karşımda ki adam sevdiğim, evlenmek üzere olduğum kişi değildi de kırk kat yabancı gibi davranıyordum. O bana benim ona davrandığım gibi davransa çoktan bırakırdım. Çok fazla üstüne gidiyordum, onun zoruyla birlikte değildik bende onu istemiştim, sınırlarım vardı o sınırları Oğuzhan’a karşı aşmalıydım. Su sesi kesildi olduğum yerde başım önümde duruyordum dolabın kendi tarafını açtı, tertemiz kokan erkek bedeninin kokusunu aldım. Ona bakmadan banyoya girdim, ayna bile buhar olmuştu elbisemi iç çamaşırlarımı çıkardım ılık su iyi gelmişti günün teri, tozu üstümden aktı gitti. Küçük dolabı açtım ilk geldiğimde havlu ararken içinde bornoz olduğunu görmüştüm. Biraz üstüme büyük olsa da giyinip, saçımın suyunu baş havlusuyla iyice kuruladım. Şimdi dışarı çıkmam gerekiyordu ve sınırlarımı zorlamadan mutlu olma vaktimiz gelmişti nasıl yapacağımı da bilmiyordum. Yatak odasında yoktu, dolabını açıp tişörtlerinden birini üstüme giydim, çekmecede duran iç çamaşırlarından birini alıp etiketini kopardım. Salona geçtim mutfak tezgâhının oradaydı, ayaklarım çıplak olduğundan adım seslerimi duymuyordu, sırtından sarıldım bir anda irkildi sonra sanki taş kesti. “Bu eve geldiğinde benden uzak dur demiştim” Yanağımı sırtına yasladım “Durmak istemiyorum. O gece hissettiklerimi tekrar istiyorum” dediğim anda geri döndü. Yüzüne bakamıyordum boynuna kollarımı dolayıp yüzümü göğsüne sakladım. “Benimle ay sonu evlenecek misin?” “Sen kazandın evleneceğim” dediğim anda belimden tuttuğu gibi kaldırdı “Bacaklarını belime dola” İstediğini yaptım kalçalarımdan tuttu “Sen harika bir kadınsın” der demez dudaklarımdan öpmeye başladı elleri kalçalarımı sıkıyordu kadınlığımda garip bir sıcaklık başlamıştı. Yatağa nasıl geldiğimi bile anlamamıştım, üstünü çıkardı “Sakın kendini saklama, tam birlikteliğimiz evlendiğimiz gece olacak” Ona güveniyordum, yanıma uzandı eli ti şortun altına girdi, bir anda üstümden çıkardı “Of delireceğim” dedikten sonra memelerimden birini avuçladı ilk kez bir erkek dokunuyordu istem dışı gırtlağımdan minik bir çığlık çıktı. Diğer mememin ucunu yaladı, ona bakıyordum, o da bana baktı birden ucunu ağzına aldı sırtımın kavislendiğini hissettim bedenim aklımdan ayrılmış kendi başına hareket ediyordu. Parmaklarımı saçlarının arasına soktum başını mememe daha çok bastırdım fazlasını istiyordum. Kasıklarım sıcaklıktan geçmiş yanmaya başlamıştı. Emdiğini bırakıp diğerine geçerken eli karnımı okşayıp iç çamaşırımın içine girdiğinde dünyadan koptuğumu hissettim, parmaklarıyla kadınlığımın merkezine dokundu resmen yanıyordum. Yukarı çıktı dudaklarımı öyle bir öpüyordu ki birbirimize karışmış gibiydik, boynuma indi göğüslerime karnımı öperken iki parmağını iç çamaşırıma takıp çıkardı. Beni seyrediyordu “Hayallerimden ötesin” Konuşmasını değil yaptıklarına devam etmesini istiyordum. Bacaklarımı öperek ayırdı, kasıldım “Kendini bana bırak aldığın zevke bırak” baldırlarımı öpüp milim milim yukarı çıktı “O kadar güzel ki, bana benim için açıl sevgilim” İstemesemde bedenim onun dediklerine uyuyordu başını bacaklarımın arasına gömdü hissettiğim zevk inanılmazdı, kalçalarımı eliyle destekledi şimdi tam anlamıyla açılmıştım dilinin darbelerini hissettikçe içimde nabız atması gibi bir his olmaya başladı yanma değişik bir yangın içimde biriktikçe birikiyordu. Oğuzhan bir saniye bile nefes almama fırsat vermiyordu. Ağzı dili her yerimdeydi, kalçalarım onun dil darbelerine göre salınmaya başladı yangının bitmesi gerekiyordu elimi uzattım başını bastırdım diline ağzına parmakları da eşik etmeye başlamıştı. “Oğuzhan ne olur” durdu durmasını istemiyordum ki, elini yukarı mememe doğru uzatıp ucunu iki parmağı arasına aldı birden sıktı aynı anda tekrar bacaklarımın arasını öpmeye başladı mememin tatlı sızısıyla kadınlığımın yangını bir araya geldi. Ben benden geçmiştim duygularım dörtnala koşuyordu zirve neydi, bunca sızı nasıl patlamalar halimde tüm vücudumu eline geçirebilirdi. Yaşadıklarıma aldığım hazzın büyüklüğüne inanamıyordum. *****
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE