6.BÖLÜM

2214 Kelimeler
Günler geçtikçe dedemle birlikte, Hasan abide yolumu bekler olmuştu, günlük olayları anlatmam onları oyalıyordu, bir süre sonra annemde aramıza katılmaya başladı kendi yaşlarında bekâr bir erkeğin ayni evde olmasından laf olur diye çekiniyordu, yine yemeklerimizi birlikte yemeye başlamıştık, gece herkes çekildikten sonra ilk kez Hasan abiyle yalnız kaldık. “Anlat bakalım Yasemin okulda neler yapıyorsun?” “Çok önemli bir şey değil, sadece bir an önce okulumu bitirmeye çalışıyorum” “Hala sağ sol davaları var mı?” “Bazı uç noktalarda olan arkadaşlarımız var ama sizin döneminizdeki gibi değil, kavgadan ziyade konuşarak fikir ayrılıklarını halletmeye çalışıyorlar” “Zorlama yok mu?” Başından kötü olaylar geçmiş olmalıydı yoksa onun okuduğu zamanlarla bu zamanı kıyaslama yapmaya çalışmazdı “Siz zorlandınız mı?” “Benim dönemimde mutlaka taraflardan birine girmek zorunda bırakılıyorduk yoksa dışlanıp hain damgası yiyorduk, herkes birbirinden şüphe duyar haldeydi, katılmayanı ispiyoncu yerine koyuyorlar hiçbir şekilde arka çıkılmıyordu. Bende o dönemde bana en yakın düşünce tarzına uyan sol grubu seçtim, yürüyüşler, pankartlar, eylemler, duvarlara yazı yazmalar birlikte olmak güç veriyordu bir süre sonra ipin ucu iyice kaçtı, sözlerin yumrukların yerini silahlar aldı, kardeş kardeşi vurmaya başladı, korkuyordum yine de kopamıyordum. İki can arkadaşım gözünün önünde vurup öldürüldü, öldürende çocukluk arkadaşıydı, her günüm korkuyla geçmeye başlamıştı, polis devamlı evimizi basıyor sol içerikli yazılar kitaplar arıyordu diğer herkes gibi bende mimlenmiştim, babam gruptan ayrılmam için devamlı konuşuyor beni kurtarmaya çalışıyordu ben bir türlü kurtulamıyordum. Gün geçtikçe daha fazla çamura batmaya başladım, ortam iyice sertleşmişti, olayların önüne geçemedikçe liderleri yakalayıp idamlara başladılar bir süre uzaklaştım döndüğümde yine batağın içindeydim, hiçbir taraf orta yolu bulmaya çalışmıyor kendi ideolojilerinin doğru olduğunu savunuyorlardı bu arada olan gencecik çocuklara oluyordu. Yine bir yürüyüşteydim babam beni gördü o arada polislerle çatışmaya girdik, açılan ateşte kendini benim önüme atan babam vuruldu kahrolmuştum, beni ve birçok arkadaşı tutukladılar hapishane de çok zor günler geçirdim. Eve döndüğümde babamın benim yüzümden kötürüm kaldığını gördüm, verdiğim acı çok fazlaydı pişmandım ama elimden gelen bir şey yoktu, bazı arkadaşlarla birlikte yurt dışına kaçmamıza yardım eden yandaşlarımız oldu, bir süre sonra yurt dışında bir başımıza bırakıldık, senelerce kaçak hayatı yaşadım, birlikte kaçtığımız arkadaşlar geriye döndüler ben dönmedim. Babama anneme çektirdiklerim için kendimi affetmiyordum. Şimdi geriye baktığımda her şeyin boş olduğunu görüyorum yazık oldu o gencecik çocuklara mahvolan hayatlara. Sağcıyım diyen solcu gibi, solcuyum diyen sağcı gibi yaşamaya başlamış, ayrı fikirleri savunan partiler bile yeri gelince birlikte koalisyon kurdular, kimse kimseye üstünlük sağlayamadı, beraber yaşamayı öğrendiler olan bizler gibi aptallara oldu. Geçen gün arkadaşa rast geldim zamanında birbirimize düşmandık, oturduk konuştuk doğrularımızı yanlışlarımızı, keşke zamanında konuşabilseydik dedik, ailemi tanıyordu babamın hastaneye yattığını söyleyince dayanamadım geldim, boşu boşuna geçen onca sene” Adam nasıl pişmandı, gözlerinden akan yaşları görünce içim acıdı. Masanın üstünde duran peçeteyi uzattım. Sanki şaşırmış gibi elimde ki peçeteye baktı, ağladığının bile farkında değildi “Geldiniz ya önemli olan bu, dedemde teyzemde hep yarım gibiydiler, sizi çok özlüyorlardı şimdi ikisi de çok mutlular, geçmişi bırakın artık, hepsi geride kalmış” “Senin de kafanı ağrıttım, içimi boşaltmaya ihtiyacım varmış” “Çok iyi yaptınız, sizin bu anlattıklarınızı sadece kitaplarda okuyor, belgesellerde seyrediyoruz bire bir bu olayları yaşayıp acı çeken insanlardan duymak, geçmişte düşülen hatalara düşmememizi sağlar aşırı uçlarda dolaşan arkadaşlarımız gerçekten sizlerin çektiklerinize kulak verebilseler eminim daha ılımlı olurlar” “Sen çok akıllı bir kızsın, babamın dediği kadar var hadi bakalım küçük hanım çok geç oldu yarın okulun var” Yatağıma yattığımda düşünceler içinde kayboldum, boşu boşuna yitip giden gencecik hayatlar, hala o günlerin izlerini taşıyan insanlar, tekrar eskiye dönseler aynı hataları yaparlar mıydılar acaba! ******* Nihayet okulum bitmişti, dedemin dediği gibi gerçek dünyaya adım atıyordum. Başvurduğum işlerden her hangi bir geri dönüş olmamıştı, bekleme süreci çok zor geliyordu boş kalmamak için dernekte sürekli çalışmaya başladım, yardıma muhtaç olan kişilerin dertlerine bir nebze olsun yardım edebilmek beni rahatlatıyordu. Para toplamak için çeşitli faaliyetler düzenleniyor, zengin kişilerin bu gibi organizasyonlara katılmasını sağlıyorduk, üslendiğim görev zordu büyük şirketleri gezerek katılımlarını sağlamaya çalışıyordum. Bazısı iyi niyetle yaklaşıyor bazıları beni kabul bile etmiyorlardı bu gibi zengin insanların para içinde yüzdükleri halde kendilerinden daha şanssız durumda doğmuş olan kişilere yardım etmemelerine akıl sır erdiremiyordum, verende alanda Allah’tı bir gün kendi şanslarının da dönebileceği hiç akıllarına gelmiyor yardımdan kaçıyorlardı. Her gittiğim holdinge iş başvurusu yapmayı ihmal etmiyordum. Akşam yorgun argın eve geldiğimde, dedemi bahçede beni bekler buldum “Gel bakalım ufaklık” diyerek karşısında ki sandalyeyi gösterdi “Aman dede kocaman kız oldum, hala sen beni küçücük görüyorsun” “Sen benim gözümde hiç büyümedin, ilk bu eve geldiğin gibisin.” “Ne oldu dedeciğim” Benimle ısrarla konuşmak istemesinin bir nedeni olmalıydı. “Kızım bak kaç senedir hiç tatil yapmadın, işe başlayınca sorumluluğun daha da artacak, Şeyda ablan telefon açtı Yasemin ille gelsin diyor” “Dernekte işlerim çok, fırsatım yok dedeciğim” “Sen fırsat yaratırsın, her işi sen yapacak değilsin, biraz işlerine mola ver git gönlünce tatilini yap sonra yine devam edersin” “Annemle bir konuşayım, dernekle de konuşmam gerekir. Şeyda ablamı görmek benimde çok hoşuma gidecek” O gecenin üstünden altı yıl geçmişti, utancımı yıllardır içimde saklıyordum artık silik bir anı gibiydi. Hiçbir şey yaşamamışım gibi sevdiğim yere ve insanlara gidebilirdim. OĞUZHAN; Ofisin duvardan duvara denilen cinsten penceresinden manzarayı seyrediyor yıllardır böylesi bir güzel görüntüden nasıl uzak kalabildiğime şaşırıyordum “İstanbul’u özlemişim” “Kim dedi sana senelerce yurt dışında kal diye” Taylan’ın kinayeli konuşmasına gülümsedim “Ben yurt dışında başarılı olmasaydım gel iş yerim de çalış diye yalvarır mıydın?” “Hainsin oğlum sen, ben o zamanda gel birlikte çalışalım demedim mi?” Söylemesi kolaydı “Okulu yeni bitirmiştik, sen patron oğluydun şirketin başına hemen geçtin, ben yükselmek için çaba vermek zorundaydım, daha iyi olmadı mı? Mithat amca arkadaşını kayırdı diyemez, kendi teklif gönderdi” Teklif göndermesi için son bir yıldır kaç kez arayıp hatırını sormuş resmen yalakalığın dibine vurmuştum. En sevmediğim hareketleri yapmaktan nefret etmiştim. “Babam senin okulu birincilikle bitirdiğini biliyordu, bana hep seni örnek gösterirdi” Taylan’ın sesinde ki soğukluğu, yüz ifadesinin değişmesine hak vermiyor değildim. Babasının bana değer verdiğini biliyordum sevmediğim yönü beni oğluyla kıyaslamasıydı. Adamın bana karşı olan zaafını kullanmıştım “İnan böylesi daha iyi oldu Taylan, sizin teklif babamın rahatsızlandığı döneme rast gelmeseydi yine de buraya gelmeyi düşünmezdim, ille gel diye tutturdu” “Hüseyin amcaya çok üzüldüm, onun hastalığı bizim şansımız oldu şimdi iyimi eve çıktığını duydum” Havaalanından almaya gelen Taylan olunca Eve gitmeden ofise gelmiştim, “Telefonda konuştum daha iyiymiş” “Ailenle birlikte mi yaşayacaksın?” “Hayır, senelerdir yalnız yaşıyorum, birkaç gün yanlarında kalır sonra kendime kalacak ev bakarım” “Sana ev ayarlarız dert etme, şimdi seni ailenin yanına bırakayım birkaç gün hasret giderin, seninle Bodruma doğru bir kaçamak yapalım, diğer arkadaşları da çağırırız özlemişsindir bizim tayfayı, sonra iş başı yaparsın. İnan çok ihtiyacımız var yeni fikirlere ben yönetimden anlamıyorum, bende yönetici vasfı yok diye babama defalarca söyledim adam Nuh diyor peygamber demiyor” Her ne kadar şirketin varisi olsa da kendi sınırlarını bilen biriydi, aslında tembeldi “Tamam dert etme geldim işte, birlikte çalışır şirketi yine düze çıkarırız senin gönderdiğin raporları okudum, daha detaylı olanlarına ihtiyacım var, bunun içinde çok çalışmamız gerekiyor. Tatil yapmayı iyi düşünmüşsün okul bittiğinden beri dur durak bilmeden çalışıyorum biraz mola vermek bana da iyi gelecek, seneler evvel gittiğimiz bir motel vardı duruyorsa oraya gidelim çok eğlenmiştik” Gerçekten çamurun içine dalmadan serin sulara dalmalıydım beni zor günler bekliyordu. Elimi çabuk tutmazsam zarar gören ben olacaktım. “Sen geldin ya artık dert etmiyorum, ne istersen o olacak ha bu arada haberin olsun Eda seni sorup durdu, ben dediğin motelde yer ayırttım bile oğlum ayıpsın yani” Eda kız kardeşiydi bizden küçük olmasına rağmen peşimizden hiç ayrılmazdı “Sağ olsun o nasıl kocaman olmuştur” “Oldukça büyüdü, bir gün bize yemeğe gelirsin” “Bakarız, şimdi ailemi göreyim sonra düşünürüz” ***** Uzun seneler sonra tekrardan evime gelmek güzeldi, babam kalp krizi geçirip ameliyat olmuştu, beni sevinçle karşıladı, her zaman duygusal bir adam olmuştu, sarıldığımızda gözleri yaşardı… “Özlettin kendini hayta” “Bende sizleri çok özledim” “Hastalanmasam geleceğin yoktu, annende bende yaşlandık artık çocuklarımızı yakınımızda istiyoruz” Babama sıkıca sarılıp bıraktım, iyi görünüyordu “Hala çakı gibisin baba, kalbide sıfırladın senden iyisi yok” “Bak birde utanmadan dalga geçiyor benimle, Şermin gel şu oğluna bir şey söyle” Annem gelip belime sarıldı “Oğluma hiçbir şey diyemem, çok özlemişim hadi yemeğe oturalım” Kardeşim meydanlarda yoktu, telefon konuşmalarımızda annemin onun hakkında ki şikâyetlerini dinleyip durmuştum. Evde tek çocuk olarak kalınca fazlasıyla şımartılmış her istediğini yapacak duruma kadar gelmişti “Birsen nerde anne, geleceğimden haberi yok muydu?” “Gelir neredeyse, arkadaşının doğum günü varmış abim gelene kadar yetişirim demişti” “Öyle olsun bakalım, özlememiş demek” Gelmediğim için peş peşe sıraladıkları sitemleri biraz olsun eşitlemek için atağa geçmiştim. Nasıl çalıştığımı bilmiyorlardı… Tam o anda kapı açıldı benim cadı kardeşim kollarımdaydı “Dur cadı düşüreceksin beni” Kardeşim kollarımdan ayrılıp “Ne kadar özlemişim seni iyi ki geldin” diyerek yine sarıldı. “Ben geldim de sen nerelerdesin?” “Timuçin’in doğum günüydü bir saat zor dayandım, haberin olsun kızlardan zor kurtuldum” “Niyeymiş o, hem bu Timuçin kim” Bu kız kesin bir şeyler karıştırıyordu “Kızlar senin geleceğini duyunca havalara uçtular, özellikle de Merve benimle beraber gelmek için ne yapacağını şaşırdı” Abilik damarım kabarmıştı, yurt dışında ki kızların o adamdan o adama geçişlerini izlemiştim. Benim kardeşim onlar gibi olamazdı “Bırak kızları Merve’yi, Timuçin kim onu söyle” “Aman abi, hatırlamıyor musun bizim grupta ki, sarışın çocuk” “Tamam şimdi hatırladım, ağzı var dili yok Timuçin” Çocuğu hatırlamıştım silik bir tipti, şimdi nasıl olmuştu bilmiyordum. Kız kardeşimin ilgisi hala devam ettiğine göre değişim yaşamış olmalıydı. “Deme abi öyle, sakin bir genç” Bu kız kızarıyor muydu “Vay korumaya başlamışsın, ne iş” “Aman abi yok bir şey, sen kendinden bahset takılmadığın Fransız kız kaldı mı, arkanda bıraktığın kırık kalpler ordusundan Fransa yas ilan etmiştir, birini koluna takıp gelirsin diye düşünmüştüm” Ben cevap veremeden “Allah korusun oğlumun Fransız kızlarla ne işi varmış, hayatta yabancı gelin istemem ne ben onun dilini bilirim, ne de o benim. Kaynanalık bile yapamam, kavga bile edemem” diyen annemin sözlerine güldüm. “Hanım sen şaşırdın kendini, sırf kaynanalık yapamayacaksın diye mi yabancı gelin istemiyorsun” “Benim diğer oğlan annelerinden ne farkım var, doyasıya kaynanalık yapmak isterim, laf sokuşturacağım kız anlamaz, deşarj olamam, arkadaşlarıma benim gelin onu dedi bunu dedi diye dert yanamam” “Anne sen ciddimisin?” Benden evvel kız kardeşim paniklemişti… “Niye ciddi olmayayım kızım” Annemin konuşmalarına inanmamıştım bizimle alay ediyordu “Vallahi şaka yapıyorsun, inanmam” diyen kız kardeşim de annemin ciddi olmadığını nihayet anlamaya başlamıştı. “Sen sevdiğin kızı al oğlum, ister Türk ister yabancı, onun aslan gibi kayınpederi olacak, bu cadı kaynanaya gelinimi ezdirmem” “Hüseyin beye bak sen gelin gelmeden korumaya alındı, benim pabucum dama atıldı” “Ya sen Şermin Hanım kız gelmeden kötü kaynana triplerine girdin, tabi gelinimi korurum” Annemle babam sanki biriyle berabermişim onlara gelin getirecekmişim gibi konuşmaya hatta atışmaya başlamışlardı “Ben buradayım karşınızda, görüyorsunuz beni değil mi?” “Tabi görüyoruz oğlum” Düşüncelerimi öğrenmeleri gerekiyordu “Benim daha evlenmeye hiç niyetim yok” “Yaşın neredeyse otuz oldu, vaktin geldi arkadaşlarımın çocukları evlendi torunları bile var” Çocuklarının evlenme çağına geldiğini düşünen her anne baba gibi konuşuyorlardı. Onlar istediği için evlenecek değildim “Şimdi bırakalım bu mevzuyu kurt gibi acıktım, ne yemekler yaptın bana” Bu tatsız konu fazla uzamıştı… “Tüm sevdiklerini yaptım, odanı da hazırladım” “Sağ ol anneciğim senin yemeklerini çok özledim, ben iki üç gün burada kalacağım sonra kendi evime geçerim” Baştan ayrı yaşayacağımı söylemek daha iyi olacaktı, annemin yüzünde oluşan üzüntüyü gördüm. Dedikleri gibi neredeyse otuz yaşındaydım aileyle yaşayacak yaşı çoktan geçmiştim. “Bizimle yaşamayacak mısın?” “Bırak Hanım, oğlumuz çocuk gibi bizimle yaşayacak değil ya, kendi hayatı var artık” diyen babama annem şaşkın gözlerle baktı, ezelinden beri gözleriyle anlaşırlardı nasıl yaptıklarını bilemiyordum. “Sık gelirsin değil mi oğlum” Babam baskın çıkmış annem gidişimi kabullenmişti “Gelirim anneciğim sen hiç merak etme” “Oh ne güzel arada bir bende abimde kalmaya giderim” Birsen çok sevinmişti arkadaşlarını evime doldurursa son kez gelişi olurdu. “Gelirsin tabii, sakın Merve’yi getirme küçükken bile katlanamıyordum o kıza” “Senden nasıl uzak tutarım bilmem, senelerdir senin adını ağzından düşürmedi Oğuzhan yukarı, Oğuzhan aşağı” “Çoluk çocukla uğraşacak halim yok, sakın başıma sarma” Ailemi özlemiştim, senelerdir yurt dışında kendimi kanıtlamak için uğraşmış birazda şansımın yardımıyla başarılı olmuştum, yabancı kökenli yöneticiler arasında en genç lider ödülünü bile vermişlerdi, bu vasfımı kaybetmemek için çok çalışıyor karşılığını da alıyordum. Bir hafta kadar ailemle hasret giderdim. Taylan gideceğimiz moteli ayarlamış havaalanında buluşmak için sözleşmiştik, biraz dinlendikten sonra zorlu bir iş hayatı beni bekliyordu. “Nerede kaldın Oğuzhan neredeyse uçağı kaçıracağız” Bizim grup toplanmıştı, sevgiyle kucaklaştık, Yasin, Serhat, Turgut ve ben ayrılmaz dörtlüydük Taylan sonradan aramıza katılmıştı. Lisede beş silahşörler diye dalga geçerlerdi, lise bitimi hepimiz dünyanın dört bir tarafına dağılmış ama aramızdaki bağı hiç koparmamıştık, tekrardan birlikte olmak çok güzeldi. Turgut’la yan yana oturduk “Ya sen niye geldin” “Gelmese miydim ikide bir gel özledim diyen sendin” “Tabii özledim oğlum, asla çalışmam dediğin Taylan’ın şirketine girmene şaşırdım” Gerçeği bir süre can bildiklerimden bile gizlemeliydim “Şimdilik öyle gerekti” ******
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE