“Bilmediğim bir şeyler döndürüyorsun, Serhat ve Yasin de benimle aynı fikirde, bulacağımı biliyorsun şimdiden dökül de uğraşmaktan kurtulayım”
Turgut kaçakçılık ve organize suçlar bölümünde komiser olarak görev yapıyordu. Yasin asker olmayı seçmişti savaş pilotuydu, Serhat kalp cerrahıydı. Aramızda bir baltaya sap olamayan Taylan kalmıştı o da babasının trilyonlarına güveniyordu. “Bu işe karışma zamanı gelince ne yapmak istediğimi öğrenirsin ve şüphelerini Taylan’la paylaşma bir çuval inciri berbat edersin”
“Biliyordum senin o şirkette çalışmayacağından adım gibi emindim. Yardıma ihtiyacın olduğunda hiç çekinme neden diye sormadan çağırdığın an gelirim. Keşke Taylan’ı aramıza sokmadan tatil yapabilseydik herif iyice manyadı, çekilir gibi değil.”
“Tatili ayarlayan o, artık bu mevzuyu kapatalım, baksana ne konuşuyoruz diye gözü bizde”
Yasin’le Serhat, Taylan yanlarına oturunca uyuma moduna girmişlerdi “Aha kalktı yanımıza geliyor bende uyuyorum” Turgut ellerini kavuşturup başını koltuğa yaslayıp gözlerini kapadı, bende başımı cama yasladım. Gözlerimi azıcık araladım bize baktı gitti yerine oturdu. İki gün çabuk geçerdi… Bodruma gelmiştik. Havuzda buluşmak üzere odalarımıza dağıldık, yıllar önce kaldığım otel ve odaydı. O gecenin üstünden çok uzun zaman geçmişti, unutmak istemesemde anılar yıllara dayanamıyor siliniyordu.
Bodrumun bu yakıcı sıcağından sonra serinlemek hepimize iyi gelecekti, hemen şortumu giydim havuz çok kalabalıktı denizi tercih ettik. Taylan daha ilk dakikalardan etrafında ki kadınlara sarkmaya başladı. Huzursuz olmamak adına onu sahilde bırakıp denize girdik Yasin’in ilk dediği “Ben bu adama dayanamıyorum görev çıktı deyip kaçacağım” oldu, “Serhat al bendende o kadar acil ameliyat var diyeceğim” dedi. Turgut “Geldiğime geleceğime pişman oldum başımız belaya girecek. Kusura bakma kardeşim biz firar ediyoruz senin patronunun oğlu kal ona dadılık yap” diyerek gideceğini söyledi. Ne diyebilirdim ki elimden gelse bende giderdim. Şimdiden kötü olmamalıydım. Arkadaşlar dediklerini yaptılar birer ikişer saat arayla gittiler ikimiz baş başa kalmıştık. “Puştlara bak geldikleri gibi gittiler keşke çağırmasaydım keyfimizin içine ettiler”
Kendi davranışlarının farkında değildi, yemeği yer yemez odama çekildim bara gidip sızana kadar içeceğini biliyordum. Sabah kahvaltısında yoktu rahatça karnımı doyurdum bu sefer denize gitmeyecektim düne göre havuz daha sakin görünüyordu. Balıklama daldım üstüme düşen ağırlıkla ne olduğumu şaşırdım, düşeni kolundan yakaladığım gibi suyun üstüne çıkardım. Kadının ağzından burnundan sular geliyordu, kollarımla destekledim derin bir nefes aldı “İyiyim, artık bırakabilirsiniz” dedi kollarımdan kurtulmak için çırpındı genç güzel bir kadındı bir yerlerden tanıdık geliyordu. “Rahat dur denizkızı yine dibe batacağız”
“Beni bırakırsan batmayız, hem burası havuz, okyanus değil yüzmeyi de biliyorum”
Oldukça aksi biriydi “Tamam, kaşlarını çatma, yüzün erkenden kırışacak”
“Yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim, üstünüze düştüğümde zarar görmediğinize sevindim” dedi havuzdan dışarı çıktı, bende çıktım aklımda genç kadınla birlikte gitmişti çok tanıdık geliyordu. Yürürken peşinden baktım çok güzeldi, uzun zamandır beğenerek incelediğim tek kadındı. Belinin inceliğinden, kalçalarının yuvarlaklığından hoşlanmıştım. Doksan altmış doksan ölçülerine sahip olan kadınlardandı. Şezlonga uzanıp gözlerini kapadı yanından geçerken ister istemez baktım. Harika bir vücuda sahipti, açık tenliydi üstünü kapatmazsa kötü yanacaktı. Şezlonglardan birine uzanmaktan son anda vazgeçtim… Güneşin altında pişeceğime duşumu alır soğuk odada uyurdum. Tam gözümü kapamıştım telefonum çaldı arayan Mithat beydi ilk uçakla gelmemi emretti. Söylenerek kalktım Taylan’a telefon açıp babası tarafından çağrıldığımı söyledim. Henüz ayılamamıştı mutlaka geri gel bekliyorum dedi telefonu kapattı. İşim biterse hemen gelecektim Taylan için değil o genç kadını nereden tanıdığımı bulabilmek için.
*****
Üstüne düştüğüm adamının kollarından kurtulup sudan nasıl çıktığımı bilemedim çok utanmıştım. Aceleyle teşekkür edip en yakın şezlonga yatıp gözlüklerimi taktım. Havuzdan çıkmıştı hala bana bakıyordu. Oldukça uzun boylu koyu renk saçlı yakışıklı bir adamdı vücudu sırım gibiydi, ben bu adamı bir yerden tanıyordum ama nereden? Ayni okulda okumamızın imkânı yoktu benden en az dört beş yaş büyük gibi duruyordu, elbet çıkartırdım, belki de gittiğim firmalardan birinde görmüştüm ama görseydim mutlaka hatırlardım, kolayca unutuluverecek bir tip değildi. Yanımdan geçerken hemen gözlerimi kapadım…
Buraya dinlenmeye gelmiştim adamı aklıma takıp dert etmeye gerek yoktu. Yol yorgunluğundan olsa gerek göz kapaklarım ağırlaştı.
“Yasemin kalk canım ıstakoz gibi kızarmışsın” Şeyda abla gelmiş beni uyandırmaya çalışıyordu, çevreme baktım havuzun içi gibi çevresi de boşalmıştı. İster istemez çevreme bakındım o buralarda olabilir miydi? Gözlerimi açar açmaz adamı düşünmem saçmalıktan başka bir şey değildi “Ne yorulmuşum”
“Özel yaptırdığım yağ var onu vereyim yoksa fena halde derilerin soyulacak”
“Çok terledim havuza dalıp çıkayım yağı duştan sonra sürerim” İkimiz birlikte havuza girdik, kısa süre yüzüp çıktık. Şeyda abla otelin sahibi olmasına rağmen yazın nimetlerinden faydalanamıyordu. Tanıdığım süre içinde bir kez bile şikâyet ettiğini duymamıştım işletmeciliği çok seviyordu.
“Yasemin aslında yanına gelmemin sebebi var, henüz iş bulamadığını söylemiştin gördüğün gibi otelimiz çok kalabalık eleman açığım var, istediğin gibi iş bulana kadar benimle çalışmaya ne dersin? Hem para kazanır hem de tatil yapmış olursun”
Aslında fena fikir değildi işsiz dolaşmamın ne kadar süreceğini bilmiyordum derslerden kazandığım para neredeyse bitmek üzereydi. Tekrardan annemin eline bakmak zor gelecekti. Cevap vermek için süre istedim annemle dedemle konuşmam gerekiyordu. En az iki üç ay sürecek ayrılığa annemin ne diyeceğini bilemiyordum. Odama gidince ilk işim anneme telefon açıp durumu anlatmak oldu. Hayri dedem arkadan bizim kız ne diyor diye sesleniyor annem ona da açıklama yapıyordu. “Yavrum ben seni çok özlerim”
“Okulu bitireli çok oldu dünya kadar yere başvuru yaptım geri dönen olmadı, böyle bir fırsat elime geçti yıllardır tanıdığımız insanın yanında çalışacağım”
“Sen kararını çoktan vermişsin”
“Anneciğim yıllık izninde sende gelirsin hem tatil yapar hem de özlem gideririz” Dedemin ne varmış Şeyma’yı tanıyoruz yabancı yer değil bırak kızı çalışsın demesiyle annem gönülsüzde olsa olur dedi. Son işsiz saatlerimi yemek salonunda kahvaltı yaparak değerlendirdim. Dün beni kurtaran adam ortalarda yoktu olsa da olmasa da hiç önemli değildi. Yine de nereden tanıdığımı çıkaramamanın huzursuzluğu vardı. Bir türlü aklıma gelmiyordu…
Şeyda abla otel işletmenin en ince ayrıntısına kadar anlatmaya, göstermeye başladı. Devamlı yanında duruyor elimde tablet ne söylerse not alıyordum. İşlerinin bu kadar zor olduğunu hiç tahmin etmemiştim. Oradan oraya koşturmaktan ayaklarım ağrıyor geceleri yatacak yer bulamıyordum. Okulla gerçek iş arasında oldukça fark vardı, Şeyda ablanın iş teklifi tahminimden çok daha fazla işe yarayacak yanında öğrendiklerim tecrübe olarak CV me yazılacaktı. Havuz kurtarıcım o günden beri görünmediğine göre gitmiş olmalıydı, hissettiğim hayal kırıklığı mıydı? Adam evli bile olabilirdi… En güzeli erkekleri bir yana bırakıp çalışmaktı.
Bir geceleri boş vaktim oluyor tabii yorgun değilsem havuz sefası yapıyordum. Otel misafirlerine yakalanmamam gerektiğini öğrenmiştim gece havuza girmek yasaktı. Şeyda abla benden başka hiçbir çalışanında misafirlerinin de izni olmadığını söylemişti. Havuz her gece temizlenip sabaha hazırlanıyordu. O arada ki zaman diliminde giriyor birkaç tur atıp havuzdan çıkıyordum ardımdan temizlik elemanları görevlerine başlıyordu.
“Beş dakika önce girmek istedim izin vermediler, senin ayrıcalığın nedir küçük hanım”
Havuzdan çıkmak için merdivenleri yarılamışken çıkışımı engelleyip soru soran adama ne cevap verecektim. “Önümden çekilseniz” Bu sefer çömeldi şimdi yüz yüze bakıyorduk “Soruma cevap alamadım”
“Çekilin havlumu alayım” dedim başını arkaya çevirdi, şezlongun üstüne bıraktığım havluyu görmüş olsa gerek kalktı alıp uzattı. Elinden alır almaz bedenime sardım, hala sorusuna cevap bekliyordu “Sorunuzu bana değil otel sahibine sormalısınız”
“Sordum ve hayır giremezsiniz cevabını aldım ve ne göreyim ben hayır cevabını aldıktan sonra birisi yani sen her gece bu saatlerde yasak olmasına rağmen havuza giriyorsun. Bu nedenle sana sormak istedim. Çift ücret mi ödüyorsun, Vip müşteri misin gerçi bende öyleyim ama senin gibi bir ayrıcalığım yok.”
“Çok rahatsız olduysanız girmem eşit oluruz, müsaadenizle gitmem gerekiyor”
“Benimle biraz oturursan rahatsızlığım geçecek, yarın gece seni görmezden geleceğim”
Alkol kokusu burnuma doldu, hiç tanımadığım adamın teklifini hem de içkili bir adamın teklifini kabul edecek değildim. “İyi geceler” dedim yanından geçmeye çalıştım önüme geçti. “Canım sıkıldı, biraz benimle otursan ne olur, sana saldırmayacağım. Bir kadına kur yapacak havada değilim sadece on dakika bilemedin yarım saat”
Delimiydi neydi Vip müşterilerden biri olduğuna göre zengin züppelerden biri olmalıydı. Bunun gibilerini çok görmüştüm, uzak durulması gereken tehlikeli tiplerdendi. Adımımı yana attım kurtulmuştum. Birden Keriman Teyzenin söylediği söz aklıma geldi “Sıkı can iyidir tez çıkmaz” dedim koşarak uzaklaştım. Kahkaha sesini duydum, onun can sıkıntısından bana neydi…
*****
Sabah kalktığımda diken üzerindeydim bu tipler sardı mı sarardı dışarıda dolaşmak yerine daha çok otel içinde ki işlere koşturdum nerede yardım gerekiyorsa oradaydım. Hareket etmeyi, Şeyda ablaya yararlı oluşuma seviniyordum kadıncağız öğretmeninin hatırına beni neredeyse altı yıl öncede şimdide çok güzel ağırlıyordu. Otelin havuzu gören pencerelerinden bakıp adam oralarda mı değil mi diye kontrol ediyordum. Gece karanlığında gördüğüm adamı nasıl tanıyacaktım tartışmaya açık bir konuydu. Uzun boylu koyu renk saçlı oluşu dışında fazla bir bilgiye sahip değildim.
Bilgisayarda Vip girişleri olmalıydı. Tam kontrol edecekken kendi kendime aman sende dedim, bakmaktan vaz geçtim. Bu gece havuza değil denize girecektim, sırf o adam değil başka müşteriler de şikâyetçi olabilirlerdi. Şeyda ablayı zor durumda bırakmayı istemiyordum.
Kumun üstüne terliklerimi koyup onun üstüne de havlumu, plaj elbisemi bıraktım denizde fazla durmaya niyetim yoktu. Tek başıma açılamazdım karanlık sulardan korkuyordum, deniz suyu havuz suyundan çok daha soğuktu içim ürpererek yarı belime kadar girdim. Of ya bir zevkim vardı onu da elimden almışlardı. Kıyıdan fazla ayrılmadan yan yüzerek birkaç kısa tur yaptım bu kadar yeterdi adam otelde yıllarca kalmayacağına göre gittiğinde yine havuzumun güvenli sularında istediğim kadar yüzerdim. Çıkıp havluyu nereye bıraktığıma baktım, bıraktığım yerden oldukça uzaktaydı. Bir ileri bir geri yüzerken mesafeyi şaşırmış olmalıydım… Ama merdivenlerin yakınına koymadığıma da çok emindim. Merdivenin tepesinde ki ilk basamakta biri oturuyordu. Bikinimi giymediğime ve karanlık olmasına şükrederek yürüdüm. Karanlık figürün erkek olduğu belliydi önünde kurulanamayacağıma göre plaj elbisemi giyip havluyu saçlarıma sardım.
“Benim yüzümden mi havuza girmedin?”
Aha iti an çomağı hazırla sözünü atalarımız boşuna söylememiş olmalıydı. Bıraktıklarım kendi kendine değil bu sırnaşık adamın yüzünden yer değiştirmiş olmalıydı… Sesimi çıkarmadım…
“Geceleri buluşmayı bırakmalıyız, gündüzeler çuvala mı girdi”
Ne saçmalıyordu bu sanki randevulaşmışız gibi laf ediyordu.
“Benim ismim Taylan, beş arkadaş tatile gelmiştik hepsinin işi çıkıp gittiler, kala kala bir ben kaldım tabii haliyle canım sıkılıyor”
“Sizde işinize gidin can sıkıntınız biter”
“Babamın benim yerime seçtiği adam gitti, her zaman en iyi arkadaşımla kıyaslandığımı biliyor musun?”
“Nereden bilebilirim ki sizi hiç tanımıyorum”
“Lise çağlarımdan beri babamdan tek duyduğum söz. Oğuzhan kadar başarılı olamadın, dünyaları önüne serdim yine beceriksizsin. Arkadaşım iyi olmasa ondan çoktan nefret etmiştim”
“Hata sizde daha çok çalışıp arkadaşınızı geçemeseniz de yakın olmalıydınız”
“Hep hata bendedir zaten… Ne yapmak istediğim sorulmadı, ne olmak istiyorsun denmedi. İşi ben kurdum devam edeceksin dedi. Ama babam asla ipleri elime verecek tipte bir adam değil, iplerim onun elinde olacak o istediği gibi yönetecek”
“Aile işleri böyle olur diye genel bir kanı mevcut. En küçük işletmeden en büyüğüne kadar, babadan veya anneden evlada geçer durur”
“İşin içinde oldun mu böyle olmuyor” dedi eliyle etrafı gösterdi “Ben böylesi küçük bir işletme yönetmek isterdim. Güzel ve samimi bir ortam iş fazla değil nefes alacak zaman bulunur”
“Hiç böyle düşünmeyin sahibi bir an bile durmadan çalışıyor. Önemli olan yer değil, bence yaptığınız işi sevmeniz o zaman zorluklar size fazla gelmeyecek işinizin doğal bir parçası gibi göreceksiniz. Bana müsaade yarın yoğun bir gün olacak”
“Ne iş yapıyorsun, mesleğin ne?”
“Bir yerde okumuştum elini sallasan işletmeciye çarpar diye, bende onlardan biriyim işletme mühendisliğinden mezun oldum. Size iyi geceler” Arkamdan geleceğini düşündüm gelmeyince içim rahatlamış olarak odama geldim. Baba parasıyla okumuş, rahat bir hayat sürmüş insanların bıkkınlığı vardı. Açlığın sefaletin ne olduğunu bilmeyen zengin çocukların ortak duygusu sıkıntıydı. Hiçbir çaba göstermeden önlerine altın tepsi içinde konan işi şu veya bu şekilde bahanelerle reddetmeye hakları olduğunu düşünüyorlardı. Okulu bitireli onca zaman olmasına rağmen iş bulamıyordum. Şartlar tersine olsaydı geçim derdi yakasına yapışmış olsaydı acaba davranışı nasıl olurdu çok merak ediyordum.
OĞUZHAN
Güya birkaç gün tatil yapacaktım, nefes almaya bile fırsat bulamadan Mithat bey tarafından çağırılmış havuz ortamından ofis ortamına balıklama geçiş yapmıştım. Havuzda üstüme düşen kadın kimdi? Hatırlayamamaktan hiç hoşlanmazdım. Hafızamın mükemmel olduğunu düşünürken beynim kim olduğunu hatırlamamakta ısrar ediyordu. Kollarıma aldığım saniyelik temasta sanki o benim gibi hissetmiştim. Oldukça genç duruyordu hangi ara onu görmüştüm de ben değil vücudum tanıyordu. Taylan hala tatilin keyfini çıkartıyordu… Mithat beyin elde etmek istediği bölgeye fazlasıyla talip vardı. Dünya kadar ev sahibini tek tek ikna edip evlerinden çıkartmak fazlasıyla zor görünüyordu. Bana ters gelen bir işti, ben işe yaramayan işletmeleri alır işler hale getirir umutsuz durumdalarsa ucuza alır değerlendirip pahalıya satardım. Benim işim buydu insanları evlerinden etmek, arazilerine yeni işletmeler dikmek değildi. Mithat Bey beni yanlış yerden işin içine sokmaya çalışıyordu. O genç kadın hala otelde olabilir miydi? İşin içinde bile aklıma geliyordu… Mithat beyin odasına yürüdüm baştan konuşmanın daha iyi olacağını düşünüyordum. Olursa olurdu Fransa da ki işime dönebilir ya da benimle çalışmak isteyen başka şirketlerle görüşme yapabilirdim.
“Gel Oğuzhan bak seni kim görmeye geldi”
İşaret ettiği koltuğa baktım, bacak bacak üstüne atmış kadın bana gülümsedi, ayağa kalktı ince topuklu ayakkabılarının üstünde salınarak yürüyüp karşıma dikildi. Mithat beye baktım kadını yüzünde hafif bir tebessümle izliyordu.
“Hala mı beni tanımadın Oğuzhan”
Mithat Bey kahkahayla güldü “Bu kadar estetiğe meraklı olursan olacağı buydu, baban olarak ben bile bazen bu kadın kimdi diyorum”
“Eda ne diyeceğimi bilemiyorum, babanın dediği gibi gerçekten oldukça farklı görünüyorsun” Kız gerçekten fazlasıyla değişmişti…
****